TÜSAF: Tüzel kişi acentelerin teknik personel sorununu Hazine'ye taşıdık

TÜSAF Başkanı Murat Büyükçelebi, ‘tüzel kişilerde teknik personel zorunluluğu’ ile ilgili son bir kez gerekçeleriyle birlikte Hazine Müsteşarlığı Sigortacılık Genel Müdürlüğü’ne itirazlarını ilettikle

TÜSAF: Tüzel kişi acentelerin teknik personel sorununu Hazine'ye taşıdık
02 Aralık 2015 - 08:51




TÜSAF Başkanı Murat Büyükçelebi, ‘tüzel kişilerde teknik personel zorunluluğu’ ile ilgili son bir kez gerekçeleriyle birlikte Hazine Müsteşarlığı Sigortacılık Genel Müdürlüğü’ne itirazlarını ilettiklerini, zor durumda kalan birçok acentenin de Hazine’ye mağduriyetini iletebileceğini söyledi.

Türkiye Sigorta Acenteleri Federasyonu (TÜSAF) Başkanı Murat Büyükçelebi, Sigorta Acenteleri Yönetmeliği’nde yer alan “Tüzel kişi sigorta acentelerinde, müdür dışında en az bir teknik personel istihdam edilir” ifadesiyle ilgili gerekli itirazları yaptıklarını belirtti. Konuyu son bir kez gerekçeleriyle birlikte Hazine Müsteşarlığı Sigortacılık Genel Müdürlüğü’ne ilettiklerini açıklayan Büyükçelebi, “Bu konuda mağdur olan birçok meslektaşımızı sonuç almak için ilgili yazımızı da dikkate alarak,https://www.hazine.gov.tr/tr-TR/Sayfalar/Iletisim-SGM?nm=321 linkinden öneri ve şikayet bölümüne kısa cümle ve doğru üslupla mağduriyetini iletmesi önem arz etmektedir” dedi.

Büyükçelebi, mağdur olan meslektaşların şöyle bir örnek yazıyla başvuruda bulunabileceklerini de sözlerine ekledi:

“’Türkiye Sigorta Acenteleri Federasyonumuzun 24.11.2015 tarihinde iletilen Tüzel kişilerde Teknik Personel zorunluluğunun kaldırılması için yazmış olduğu gerekçeli açıklamaların dikkate alınarak ilgili maddenin kaldırılmasını makamınızın takdirlerine sunarız.’’

TÜSAF tarafından Hazine Müsteşarlığı Sigortacılık Genel Müdürlüğü’ne iletilen yazı ise şu ifadeleri içeriyor:

“Gerekçesini bir türlü anlayamadığımız, Tüzel kişilerde teknik Personel zorunluluğu son tahlilde ciddi mağduriyetler oluşturmaktadır. Anayasanın eşitlik ilkesine uymamakta şahıslarda aranmayan durum tek ortaklı tüzel kişilerde aranmaktadır. Günümüzde personel çalıştırmanın maliyeti her acentenin kaldırabileceği bir durum değildir. Kaldı ki sağlık, hayat gibi branşlarda çalışanların yanlarında personel çalıştırması gerekmemektedir. Yeni acentelerin belli bir büyüklüğe gelene kadar yanında personel çalıştırması mevcut piyasa şartlarında imkânsızdır. Ayrıca Anadolu’da birçok ilde ve ilçede acente işletmesinin maliyetinin yüksek olmasından dolayı fazladan personel çalıştırmanın maliyetine katlanabilmesi de pek mümkün değildir. Bu tip küçük yapılarda kurumsallaştırma zorla yapılmamalı, özgür iradeleriyle hazırlanıp, ihtiyacı görüp yapmalılar. Teşvik edilecek imkanlar yaratılmalıdır.

30.04.2015 tarihinden buyana bu durumda olan 3100 acente bazıları gerçek, bazıları da kurala uyma mecburiyetinden dolayı göstermelik giriş çıkış yapmışlardır. Buna rağmen personeli olmayan bu durumda olan acente sayısı 1400’dür. Bu durumda kalan meslektaşlarımızın ekonomik olarak teknik personel çalıştırma imkanları bulunmamaktadır. Türkiye’nin her yerinden arayan meslektaşlarımız düştükleri bu zor durumu bildirmiş ve çaresizce beklemektedirler. Yıllarca bu sektöre emek vermiş ve tek geçim kaynağı olarak acentelik yapan meslektaşlarımız levhadan silinme ile karşı karşıyadır. Bugünlerde komisyonları düşen gelirleri tırpanlanan meslektaşlarımız bu kararla kapanacaktır.  Bunların kapatılması binlerce kişinin ekmeksiz kalmasına sebep olacaktır.

Gerçek kişiyle, tek ortaklı tüzel kişinin birbirinden farkı olmamakla birlikte, Tüzel kişi olmanın hukuki, vergisel avantajları bulunmaktadır. Bu avantajların yanında Direk satış örgütlerinden ayrılıp acente kuranlara ilgili şirketler tüzel kişilik kurmalarını şart koymuşlardır.

Detaylarını belirttiğimiz davaya konu olan bu durumun davanın sonuçlanana kadar beklenilmesi halinde mağduriyetlere sebep olacağı bir gerçektir bu nedenle acilen çözümlenmelidir. Kasım ayı sonunda zorunluluğun kaldırılmaması halinde bu durumdaki meslektaşlarımızın levha kayıtları silinecek ve ekranları kapatılacaktır.

  1. 5684 sayılı yasanın 23/1 maddesinde acenteliği Gerçek ve Tüzel Kişilerin yapacağı açıkça belirtilmiştir. Tüzel Kişi Acentelere teknik personel istihdam zorunluluğu getirilip gerçek kişi acentelerin istisna tutulması Anayasanın 10. Maddesine aykırıdır. Anayasanın 10. Maddesi “Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.” şeklindedir.

  2. AİHS ek sözleşmesinin 1. Maddesi ve T.C. Anayasasının 35 maddesi Mülkiyet hakkına ayrılmıştır. AİHM verdiği kararlarla “bir faaliyetin yürütülmesine ilişkin ekonomik çıkarlar” ve belli bir usulün uygulanacağına dair meşru beklenti.” gibi hususların Mülkiyet hakkı kapsamında olduğunu Kabul ederek davacılar lehine karar vermişlerdir.  Yasanın ve ilk Yönetmelikle belirlenen uygulamanın değiştirilmesi  meşru beklentinin gerçekleşmediği olarak Kabul edilebilir.

  3. Gerçek kişiler ticari faaliyetlerinin sonucundan tüm Mal varlıklarıyla sorumlu iken Tüzel Kişiler (Kollektif  ve Adi Komandit şirketleri hariç) koydukları sermaye kadar sorumludur.

  4. Kurumlar vergisi, gelir vergisinden üç açıdan ayrılır;



  • A. Gelir vergisi artan oranlı bir tarifeye sahipken; kurumlar vergisi düz oranlıdır.

  • B. Gelir vergisinde yedi gelir unsuru ayrı ayrı vergilendirildiği halde; kurumlar vergisinde bu yedi unsur bazı özel durumlar dışında aynı kurallarla vergilendirilir. Örneğin kurumların zirai faaliyetleri sonucu elde ettikleri gelir zirai kazanç esaslarına göre tespit edilir. Yine muhtasar beyanname vermek zorunda olanlar ticari kazanç esaslarına tabi değildir. Benzer bir durum dar mükelleflerin bazı kazançları için de söz konusudur.

  • C. Gelir vergisi sübjektif, kurumlar vergisi objektiftir. sübjektiften kasıt vergi mükellefinin durumunu dikkate almaktır. Örneğin artan oranlılık, esnaf muaflığı, ayırma prensibi… gibi vergi sistemimizde yer alan, en az geçim indirimi, negatif gelir vergisi gibi vergi sistemimiz içerisinde yer almayan düzenlemeler. Kurumlar vergisinde ise tek bir oran vardır ve özellik arz eden bazı durumlar hariç (örneğin dar mükellef yabancı ulaştırma kurumlarının matrah tespiti gibi) aynı kurallara göre vergi alınır.


Kurum kazancının vergilendirilmesinde büyük oranda gelir vergisi kanununun ticari kazançlarına ilişkin hükümler geçerlidir. Kurumlar vergisi esas olarak ticari kazanç hükümlerine tabi olsa da, farklı uygulamalar da söz konusudur. Örneğin kabul edilen giderler hususunda gelir vergisinin indirilebilir hükümleri (GVK m. 40) yanında KVK’nın bazı ilave indirimler de söz konusu iken GVK’nın kabul edilmeyen giderleri (m. 41) kurumlar vergisi açısından geçerli değildir. Gelir vergisi yanında ayrıca kurumlar vergisi uygulaması, şirketleşmeyi teşvik etmek, kurumların ayrı bir kişiliğinin ve ödeme gücünün olması gibi sebeplerden dolayı söz konusu olmaktadır.

Mevcut düzenlemenin belirtmeye  çalıştığımız minvalde değerlendirilerek iptalini arz ve talep ediyoruz.

Saygılarımızla”


Bu haber 638 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum