Otomatik katılımın Bireysel Emeklilik Sistemi’nin sürdürülebilirliğine açılım sağlayacağı ifade eden TSB Genel Sekreteri Mehmet Akif Eroğlu, “Acele etmeden, iyi kurgulanmış bir model ile yol almayız” dedi.
Türkiye Sigorta Birliği, Bireysel Emeklilik ve Otomatik Katılım Sistemi konulu bir panel düzenledi. Bireysel Emeklilik Sistemi’nde (BES) 6 milyonuncu katılımcının da ödüllendirilmesi planlanan panelde, 17 Şubat akşamı Ankara’da yaşanan patlama nedeniyle değişiklikler yapılarak ödül töreni ertelendi.
Törenin açılış konuşmasını yapan Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Genel Sekreteri Mehmet Akif Eroğlu, açıklamalarına elim bir olay yaşandığını belirterek patlamada yaşamını yitiren şehitlere Allah’tan rahmet, yakınlarına ve ülkemize baş sağlığı dileyerek başladı.
Otomatik katılımın önemini anlatan Eroğlu, konunun hükümetin gündeminde de olduğunu belirterek, “Otomatik katılım haziran ayına kadar yasalaşacak. Dolayısıyla hızla ilerleyen süreçte sektör olarak sistemin doğru kurgulanmasını istiyoruz” dedi.
Bir emekliye 1.95 çalışan bakıyor
Nüfusun dünya ortalamasından hızlı bir şekilde yaşlandığına vurgu yapan Eroğlu, “Yaşlı ama yoksul nüfus gerçeği ile baş başa kalıyoruz” dedi. Yaşlanan nüfus nedeniyle sosyal güvenlik sistemlerinin alarm verdiğine dikkat çeken Eroğlu, “Emeklilikte düşen gelir, artan sağlık giderleri geleceğimizi tehdit ediyor. Bugün bir emekliye 1.95 çalışan bakarken 2020’de bir emekliye 1.60 çalışan bakabilecek” şeklinde konuştu. Bugün iş hayatına başlayanların düzenli tasarruf etmesi gerektiğine vurgu yapan Eroğlu, bu noktada otomatik katılımın öneminin ortaya çıktığını söyledi. Eroğlu, “BES’te 6 milyonuncu katılımcıya ulaşıldı. Devlet katkısından sonra sisteme katılanların sayısı daha hızlı arttı. Buna karşın sistemin bazı yapısal sorunları var. En temel sorunumuz da sistemden erken çıkışların olması. Ortalama 3,5 yılda sistemden çıkış yapılıyor. Bu hem kişilerin kendi geleceğini güvence altına alması açısından hem de sistemin kendisi için bir risk” şeklinde konuştu.
İyi kurgulanmayan model, güven sorunu yaratır
BES’in sürdürülebilirliğine otomatik katılımın büyük bir açılım sunduğunu belirten Eroğlu, konuyu önemsediklerini söyledi. Eroğlu, dünyadaki örneklerin incelendiğinde başarıya etki eden faktörlerin ise şöyle sıralandığını söyledi: “Hedef kitle, çıkış opsiyonları, işveren-çalışan-devlet katkısı, teşvik mekanizmaları, modelin doğru kurgulanması ve standart düzenlemeler.”
“Acele etmeden, ölü doğmayan bir sistem kurmalıyız” diyen Eroğlu, iyi kurgulanmayan bir model ile yol alındığında sistemi yeniden ayağa kaldırmanın ve yeniden güven tesis etmenin zor olabileceğini söyledi. Eroğlu, “Sistemin nasıl tanımlandığı, eğitim ve tanıtım faaliyetleri, operasyon altyapısının doğru kurgulanması ve teşvikler ile ilişkiler çok önemli başarı faktörleri” dedi.
Yüksek sürdürülebilir büyüme için yurt içi tasarruf şart
Panelde yurt içi tasarrufların önemi hakkında bir sunum yapan Dünya Bankası Kıdemli Ekonomist Kamer Özdemir, “Tasarruf oranı ile kişi başına düşen milli gelir arasında doğru yönlü bir ilişki var. Türkiye’ye baktığımızda mili gelire kıyasla tasarruflar düşük seviyede” dedi.
2000’li yıllarda tasarrufların yatırımların oldukça altında kaldığının altını çizen Özdemir, bu açığı tasarruflar olmadığında yurtdışı finansmanın kapattığını söyledi. Bu durumun da son 10 yılda büyük bir kırılganlık yaratan cari açığa neden olduğunu ifade eden Özdemir, sözlerini şöyle sürdürdü: “Son dönemde aslında finansmanın kompozisyonunda bir düzelme görüyoruz. Cari açıkta petrol fiyatlarındaki düşüşten dolayı bir gerileme görülüyor ama bu yapısal bir düzelme değil. Petrol fiyatlarının yeniden yükseldiği bir senaryoda cari açık da yeniden artacaktır. Türkiye’nin yüksek ve sürdürülebilir büyüme oranlarını yakalamasında yurt içi tasarrufların önemi büyük.”
Kamu tasarruflarında 2001 krizi sonrasında artış yaşandığını belirten Özdemir, tam tersi bir şekilde özel sektör tasarrufların düştüğünü söyledi. Hane halkı tasarruflarında eğitimin önemli bir rolü olduğunu ifade eden Özdemir, kadınların iş gücüne katılımını da “tasarrufları artıran bir faktör” olduğunu belirtti. Türkiye’de hane halkının tasarruflarını planlamadığını belirten Özdemir, “İhtiyati tasarruf eğilimi güçlü olan hane halkının nihai hedefi ev almak. Ayrıca altın, döviz biriktirmek gibi sistem dışı tasarruflar da yaygın” dedi. Özdemir, finansal okuryazarlık konusunun, tasarrufların büyümeyi destekleyici alanlara yönlendirilmesi noktasında önemli olduğunun altını çizdi.

BES, önemli bir tasarruf aracı
Konuşmasına BES’i desteklediğini belirterek başlayan Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cem Kılıç, Türkiye’de sosyal güvenlik reformları yapıldıkça bireysel emekliliğin öneminin daha da arttığını ifade etti. Türkiye’nin sosyal sigortalar konusunda popülist politikalar uygulayan bir ülke olduğunun altını çizen Kılıç, BES’in tamamlayıcı olarak kurgulanması gerektiğini söyledi.
Türkiye’de 7 milyon kişinin emekli maaşı aldığını ifade eden Kılıç, emeklilerin yüzde 82,1’ini erkeklerin, yüzde 17,9’unu ise kadınlardan oluşturduğunu açıkladı. Kılıç, kadınlarda emeklilik oranının düşük olmasında, iş gücü piyasasından erken çıkışın etkili olduğunu belirterek, “Kadınların zorunlu sigortaların haricinde sigortalı olması önem kazanıyor. Bu noktada BES’i önemli bir tasarruf aracı olarak tavsiye edebiliriz” dedi.
10 emekliden 3’ü yeniden işgücü piyasasına giriyor
TÜİK verilerine göre 10 emekliden 3’ünün çalışmaya devam ettiğini kaydeden Kılıç, “Zorunlu sosyal sigortalar arzu edilen kazancı sunamıyor. Kişiler bu kayıp nedeniyle ikinci kez işgücü piyasasına giriyor” şeklinde konuştu. Türkiye’nin emekli gelir yeterliliğinde 50 ülke arasında 42’nci sırada yer aldığını kaydeden Kılıç, emekli aylıklarının giderek düşmesi ve aylık bağlama oranının düşmesinin çalışanları BES’e yönelttiğini de ifade etti.
İngiltere başarılı bir örnek
“Dünyadaki otomatik katılım uygulamaları” başlıklı bir sunum yapan Özyeğin Üniversitesi İstanbul Risk Yönetimi Laboratuvarı Direktörü Dr. Emrah Şener ise ABD ,Yeni Zelanda,İtalya, İngiltere ve Avustralya’dan otomatik katılım uygulamalarına ilişkin bilgi verdi.
Bakıldığında başarısız bir uygulamaya rastlanmadığını ifade eden Şener, uygulamaların iyi başarılı ve sınırlı başarılı olarak ayrılabileceğini ifade etti. Başarı belirleyen altı parametrenin hedef kitle, çıkış süresi, katkı payı, fon maliyetleri, finansal teşvikler ve standart fonlar olduğuna dikkat çeken Şener, ülkemizde kurgulanacak modelin bu örnekler göz önüne alınarak tekrar gözden geçirilmesi gerektiğini söyledi.
Şener, örnekler doğrultusunda en sınırlı başarının İtalya olduğunu belirtirken, İngiltere’nin özellikle standart fonlar, hedef kitle, katkı payı parametreleriyle başarılı bir örnek teşkil ettiğini söyledi.







YORUMLAR