Fatih Kahya: SİGORTACILIĞIMIZ

  Bu yazımızda 1944 tarihli Prof

Fatih Kahya: SİGORTACILIĞIMIZ
05 Nisan 2016 - 19:26





 

Bu yazımızda 1944 tarihli Prof. Dr. Suphi Nuri İleri’nin “Sigortacılığımız” başlıklı yazısına yer vereceğiz. İleri, bu yazısında sigortacılığın tarihi gelişimine, sigortanın bir ihtiyaç oluşuna ve önemine, Cumhuriyet Türkiye’sinde sigortacılığın genel vaziyetine ve özellikle ülkemizde sigortacılığın geliştirilebilmesi için önerilere yer vermiş:

Cumhuriyet devrinin en mütekamil müessesesi: Sigortacılığımız


Sigortacılığı sermayecilik doğurdu, denizcilik besledi. Rönesans devrinde Avrupa’nın Yakındoğu ile olan ticari ilişkilerinde deniz sigortacılığı çok ileri gitmişti. 14’üncü asırdan beri İtalya’da sigortacılığı görebiliyoruz. Hele 18’inci asırdan beri kara sigortacılığı, sermayeciliğin gelişmesi ile birlikte terakki etti. O asırdan sonra nüfus arttı, şehirler kuruldu, servet çoğaldı, sanayi ve ticaret ilerledi. Fakat bu umumi sebeplerden başka bir de 1666’daki Londra büyük yangını, sigortacılığın gelişmesi ve yaygınlaşmasına yardım etti.

Londra’nın o zamanki evleri ahşaptı. Yangın dört gün sürdü. 170 hektarlık (alanda) 13 bin ev, 400 sokak yandı. Bu felaket Londralılara bir ders oldu. Hemen yangın sigortaları işe başladı. Kuzey Almanya’da sigortacılık yarı resmi bir mahiyet aldı. Hükümet ev sahiplerini adeta sigorta olmaya mecbur etti. İngiltere’de ise her işte olduğu gibi sigortacılık da şahsi teşebbüsün elinde kaldı. 1717’de Paris’te bir yangınlar bürosu kuruldu. Bir belediye kuruluşu olan büro, sigorta yardımları topluyordu. 1753’ten sonra Fransa’da yangın ve deniz sigortaları ortaya çıktı.

17’nci asırda her türlü şirket açılmaya başlayınca her yerde sigorta şirketleri de serbestçe kurulma imkanı buldu. İçtimai sigorta yani mesleki kazalara karşı patronların işçileri sigorta etmeye mecbur etmesi cereyanı 1898’den sonra başladı. Bu içtimai sigorta bugün az çok her medeni memlekette var ise de II. Dünya Savaşı’ndan sonra bütün dünyada geniş ölçüde tatbik edileceği ümit edilmektedir. Çünkü savaşan devletlerin barış planlarında bu iş en başta yer alıyor. Her ülke Sovyetlerin sigorta sistemine yaklaşmak için kanunlarını düzenleyip bütçelerine milyarlarca tahsisat ayırmak yolunu tutmuş gibi görünüyor. Avrupa’nın papaz ruhlu hukukçuları ve iktisatçıları bir vakitler hayat sigortalarını gayri ahlaki bulmuşlar ise de zamanımızda bu dini engeller de kalktığından bu branş da gelişmiştir.

Dindarlık bir sigortadır


suphi nuri ileri

Prof. Dr. Suphi Nuri İleri




Evlenmek bekârlığa karşı, diploma bareme karşı, piyango parasızlığa karşı, oruç ve namaz cehenneme karşı birer sigorta değil midir? Sigorta yani istikbali temin etmek, her türlü tehlikeye karşı kendini kurtarmaya çalışmak pek eski bir his ve menfaattir. İnsanlar kendilerini tanımaya başladığından beri bin bir türlü sigortaya başvurmuşlardır. İşte bunların en meşhuru Cehenneme ve Ahirete karşı olanıdır. Dindarlık bir sigortadır. Şu halde manevi sigorta maddi sigortadan pek çok eskidir ve pek çok kuvvetlidir desek hata etmiş olmayız. Fakat bu manevi sigortanın iyilik ve sağlamlık derecesini insanlar hayatta iken anlayamıyorlar. Bu manevi ve dini sigortanın neticelerini öldükten sonra elde etmek isteyenler, buna inananlar pek çoktur. Bu gibileri kendi hayal ve ümitlerine bırakalım da bu yazıyı bitirmeden önce biraz da Türkiyemizi ele alalım:

Cumhuriyet devrinden önce bizim memleket Asya tarzı bir hayat yaşıyordu, Avrupa ve Amerika’daki gelişmeler ve terakkilerden mahrumdu. Bizde asıl medeni hayat cumhuriyetle başladığı için çok genç sayılabiliriz. Yani henüz 21 yaşındayız demektir. Bu kadar az zamanda çeşitli iktisadi ve hukuki şubelerimizden herhalde en çok ileri gideni sigortacılığımızdır. Pek az zamanda pek çok iş gördük. Sıfırdan başlayıp bugünkü seviyesini bulan sigortamızı ve sigortacılarımızı tebrik etmek bizim borcumuzdur. Şimdi iş halkımızı bu güzel işe alıştırmaktadır. Bu ise bir yandan kültür seviyesinin artması, diğer yandan da çiftçimizin, denizcimizin, nakliyecimizin, fabrikacımızın, tüccarımızın ve sermayecimizin sigortaya daha ziyade yaklaşması ile mümkündür.

Sigorta olmakta menfaat herhalde pek büyük ve pek açık olmakla beraber yine insanlarda bir cimrilik ve tembellik görülmektedir. İşte sigortacılarımızın sürekli olarak yol göstermesi ve telkinleriyle halkımız bu cimrilik ve tembellikten az zamanda kurtulacak ve hakiki menfaatini yakalayacaktır. Biz bu işte pek geri kaldık ise de bugün dev adımlarla yürüdüğümüzün farkında bile değiliz. Bizde fertler şahsi menfaatlerini takdir etmeye başladıklarından sigortaya rağbet eder olmuşlardır. Fakat asıl lazım olan grupların, mesleklerin, cemiyetlerin bütün halinde sigorta olmalarını sağlamaktır. Hele kooperatif şirketlerinin meslek veya semt itibariyle birleşerek yer yer kooperatif sigorta şirketleri kurması kadar lüzumlu, faydalı ve kolay bir şey olamazdı.

Hani senin sigorta kağıdın?


Biz sigortanın faydasını henüz anladığımız için sigortalaşmakta devletin de teşvik ve yardımına ihtiyacımız vardır. Kanunlar ile her meslek erbabını sigorta olmaya mecbur etmek mümkündür. Mesela; aşı yaptırmaya, aşı belgesi göstermeye devlet bizi mecbur etmiyor mu?

Bunun gibi de devlet bize pekala: “Hani senin sigorta kağıdın?” diye sorabilir ve böyle bir kağıdı olmayanı yani sigortasızı devlet işlerinde kullanmayabilir.

Sonra devlet, ilk senelerde, bazı verimsiz sigortalara bir dereceye kadar sermaye de tedarik edebilir. Şunu unutmayalım ki yarın barış gelir gelmez bunca savaş felaketinden insanları kurtarmak için bulunup kullanılacak olan çarelerin başında her çeşit sigortalar gelecektir. Yani yarın bütün dünyada yeniden bir genel sigorta hayatı ve saadeti başlayacaktır.

Biz Türkler de bu mesut medeni ziyafete davetliyiz. Artık yardımlaşma; insaf, merhamet, sadaka hisleriyle ele alınmayacaktır. Şayet (bir kişi) elim vaziyetleri düşünerek bir sigorta şirketine sigorta edilmiş ise kötü vaziyete düşmekten kurtulacaktır.

Sigortacılık menfaatlerimizi müdafaa edecek en kuvvetli vasıtadır.

 

FATİH KAHYA / HAYATIMIZ SİGORTALI


Bu haber 832 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum