YALNIZLIK HASRET KOKAR
Etrafında insan kalabalığı olsa da, yanında olmasını istediklerin yanında değilse veya ayrılma anı ise o an gece yarısı sokak ortasında yanan sokak lambası gibi yalnız hisseder insan ken
22 Nisan 2016 - 09:14
Etrafında insan kalabalığı olsa da, yanında olmasını istediklerin yanında değilse veya ayrılma anı ise o an gece yarısı sokak ortasında yanan sokak lambası gibi yalnız hisseder insan kendini.
Ayrılma anları, ah o ayrılma anları...
Boğazlar düğümlenir, birbirlerine sarıldıkları an gözlerden yaşlar boşalıverir. Ne kadar hasret kalırsan kal kavuşma anında akıtacak rezervin olmalı, çünkü içindeki hasret ateşini akıtacağın bu son damlalar söndürecektir.
O kadar çoktur ki yaşamımızda hasretlerimiz, uzaklarda olanlar memleketine, mapus yatan özgürlüğüne, aç olan tokluğa, aşık olmayan aşka, aşık olan sevdalısına veya dostumsun diyebilmeye ve daha nicelerine... Hele birde yalnızlığınla harmanlandığında, gözlerindeki yaşlar dökülmek için bahane arar, bazende bahanesiz bakmışsın dökülüverir.
Hasret ateşi yürekleri pişire pişire demlendiriyor demekki. Aslında gittiğin yerin uzakta olmasından ziyade sevdiğine ve sevdasına ayrı kalmanın zorluğudur gurbet.
Nereden mi biliyorum; ozanın yaktığı türkülerin ezgisinden, şairin nazımlarından hatta Aslıyı bulmak için yola düşen Kerem’den bilirim. Yakınlaşmak istediğin ne varsa uzaklaşmak lazım demek ki evvela.
Eski zamanlarda yaşayanların hasreti daha çok olduğundan mı acaba gönül küfeleri hep sevda ile doluymuş.
Ömrünün yarısını kah mapusta, kah gurbette geçirmiş, yaşamaya bile yaban olmuş Nazım Hikmet gelir hemen akla. Şiirlerinin gücü hele hele “Yaşamaya Dair” şiirinin gücü yaşamaya hasret kaldığından olsa gerek.
Nazım, ölümüne az kala1960’lı yıllarda Vera’ya daha sonra verilmek üzere makara banda kendi sesini ve şiirlerini okuyarak kaydeder ve onu Bedri Rahmi Eyüpoğlu’na yasak kalktıktan sonra Vera’ya ulaştırmak için vasiyet ederek verir.
Kaset şöyle başlar:
"Sana tüm şiirlerimi banda kaydedeceğim.
Yaşamımın tüm sesi seninle kalsın.
….
Sonra Türkiye'ye de ver bu sesi.
Bizim barışmamız ölümümden sonra olacak.
Ülkeme dönmek için ölmek zorundayım.”
Kasedinde kendi sesinden günyüzüne çıkmamış bir şiiri varki buram buram hasret kokar.
“Bütün yolculuk boyunca hasret ayrılmadı benden
gölgem gibi demiyorum
çünkü hasret yanımdaydı zifiri karanlıkta da
Ellerim ayaklarım gibi de değil
uykudayken yitirirsin elini ayağını
ben hasreti uykuda da yitirmiyordum
Bütün yolculuk boyunca hasret ayrılmadı benden
açlıktı, susuzluktu demiyorum
sıcakta soğuğu, soğukta sıcağı aramak gibi de değil
giderilmesi imkânsız bir şey
ne sevinç ne keder
şehirlerle bulutlarla türkülerle de ilgisiz
içimdeydi dışımdaydı
Bütün yolculuk boyunca hasret ayrılmadı benden
zaten elimde ne kaldı bu yolculuktan
hasretten gayrı"
Belki de eski zamanlarda çekilen hasretlerin sonucu idi duyguların bu kadar samimi ve içten açığa çıkması.
Acaba! Hasret çekmediğinden mi? Kıymet bilmez çağımız insanı.
Oysa, sevdanıza ve sevdilerinize uzak kalamayacak kadar kısa bir yaşam yaşıyoruz. Yaşadığınız an’a sakın ha! sakın! yaban kalmayın.
Çünkü yaşadığımız hayata anlamını veren an’lardır.
Hasreti bile coşturan yüreğimizde biriktirdiğimiz gelecekte yaşanacak an’lardır.
Çetin YAMAN
TÜSAF & İSAD
Yön.Krl.Üyesi
Bu haber 916 defa okunmuştur.







YORUMLAR