TRAFİK SİGORTASINDAKİ USULSUZLÜK
Son zamanlarda zorunlu trafik sigortası adından sıkça bahsedilir oldu
18 Ocak 2016 - 09:04
Son zamanlarda zorunlu trafik sigortası adından sıkça bahsedilir oldu.
• Poliçe fiyatlarının serbestliği ve yüksekliği,
• 1 Haziran 2015 de oluşturulan yeni genel şartlar,
• Sigorta şirketlerinin zarar ediyoruz serzenişleri,
• Acentelerin komisyonlarının düşürülmesi bu sigortanın sıkça sorgulanmasına sebep oldu.
Öncelikle şu hususu açıklamakta yarar var Sigorta huzurdur, güvendir ve toplumun vazgeçemeyeceği bir gerçeğidir. Sigortasız bir yaşam düşünülemez. Sigortacılığın vazgeçilmez unsurları olarak
• Sigorta şirketleri,
• Acenteler,
• Üst kuruluşlar ve Sigortacılık Genel Müdürlüğü
• Aracı kuruluş ve kişiler de sistemin uygulanmasında önemli bir paya sahiptir.
Sigortacılık sektörünün iplerini elinde tutan ve mevzuat hazırlama yetkisi elinde bulunan Hazine Müsteşarlığı önemli bir misyon yüklenmiştir. Bu sistemin alternatifi olmadığından elimizdeki ile idare etmek zorunda olduğumuzu kabul ediyoruz. Sistemin önünde takoz olmak gibi bir niyetimiz bulunmamaktadır. Ancak gördüğümüz ve tespit ettiğimiz hatalı yönleri de belirtmek daha güzel ve sorunsuz bir sisteme ulaşmanın tek yoludur.
Şimdi hatalı olarak gördüğümüz bir uygulamayı görüşlerinize sunmak isteriz.
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında Tarife Uygulama Esasları Hakkında Yönetmelik madde 9 da
(1) Araç işleteni sıfatını kazananlar bu sıfatı kazandıkları tarih itibariyle trafik sigortası yaptırmak zorundadır. Söz konusu tarihten itibaren sigorta sözleşmesi yapma yükümlülüğünün yerine getirilmediği her otuz gün için müteakip sigorta sözleşmesinde prim, primin %50’si ile sınırlı olmak üzere % 5 ilave edilerek hesaplanır.
Yönetmelikle getirilen aylık % 5 idari cezanın poliçeye bağlı olarak tahsil edileceği ifade edilmektedir. Ancak tahsil edilen bu tutarların hangi hesaba aktarılacağı husus açık değildir. Sigorta şirketleri teminat vermediği bir gelire sahip olmaktadır. Bu cezada sigorta şirketleri ancak aracılık yapabilirler. Aldıkları cezaları hiçbir kesinti yapmaksızın Hazineye aktarmak zorundadırlar. Son 10 yıl içindeki tüm gecikme cezalarının toplu olarak Hazineye aktarılması gerekmektedir. Böyle bir ceza ödeyen varsa Tüketici Hakem Kuruluna bir dilekçe ile müracaat edip ödediği cezayı geri isteyebilir.
Bu hususta idari para cezalarının nasıl tebliğ ve tahsil edileceği hususundaki TAHSİLAT GENEL TEBLİĞİ SERİ NO: 442 gerekli açıklamaları yapmıştır.
Zorunlu trafik sigortasında uygulanan ceza hakkındaki kanuni dayanaktan yoksun hususları maddeler hailde sıralamak isteriz.
1. Tebliğ usulüne uyulmamıştır. Bu idari cezaların 7201 sayılı Tebliğat Kanununa göre tebliğ edilmesi zorunludur. Tebliğde cezaya karşı başvurulabilecek kanun yolu ve mercii, ve itiraz süresi açıkça belirtilmemiştir. Oysa 7201 sayılı Tebliğat Kanunu gereğince bu hususlar zorunludur.
2. İdari para cezasının kesinleşmesi beklenmeden tahsil edilmesi 5560 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 17. maddesine muhalefet etmektedir.
3. Tahsil edilen gecikme cezaları 6183 sayılı Amme alacakları Kanunu’na aykırı olarak aktarılacağı hesap belirtilmeksizin sigorta şirketlerinin kasasında kalmaktadır. Halbuki idari para cezalarının diğer kanunlarda aksine bir hüküm bulunmaması halinde Hazineye aktarılacağı 5560 sayılı Kabahatler Kanununca hüküm altına alınmıştır.
4. Gecikme idari para cezalarının sigorta şirketlerine gelir olarak kaydedilmesi Borçlar Kanunu 77-82 maddeleri hükümlerine göre sebepsiz zenginleşmeye sebebiyet vermektedir.
Hukuk camiasına ve sigorta şirketlerine ve araç sahiplerine duyurulur.
Bekir KAYA
Bu haber 627 defa okunmuştur.






YORUMLAR