SİGORTACILIKTA 1990 LI YILLARA MI DÖNÜLÜYOR.
Sigortacıların dolandırıcılıkla adlandırılmaları 1990 lı yıllardaki hayat sigortacılığındaki bir takım hatalı uygulamalardır
10 Aralık 2015 - 09:14
Sigortacıların dolandırıcılıkla adlandırılmaları 1990 lı yıllardaki hayat sigortacılığındaki bir takım hatalı uygulamalardır. Uzun yıllar adını temizlemeye çalışan sigorta sektörü son birkaç yılda hatalı genelgelerle ve sigorta şirketlerinin uygulamalarıyla tekrar güven kaybetmektedir. Sigortacılık güven üzerine kurulu bir sektör olduğundan sektör büyük yaralar almaktadır. Sistem olarak sigortacılıktan vazgeçilmesi mümkün değildir. Ancak sektörün adını koruması önem arz etmektedir.
*
Bir yıl önceye kadar Hazine Müsteşarlığı Sigortacılık Genel Müdürlüğü yayınladığı yıllık sigorta prim tablosuna göre hem teminatları hem de bu teminatlar karşılığında sigortacıya ödenecek prim miktarlarını belirlemekte idi. Araç sahipleri hangi araçlarda ne kadar prim ödeyeceklerini bilirlerdi. Hasarsızlık indirimi olduğu gibi hasarlılık primleri de mevcuttu. Acenteler ve şubeler bir sigorta şirketinin acenteliği ile işlemlerini yürütürlerdi.
*
Son bir yıldır uygulanan ve sigorta şirketlerinin primleri az bularak Hazine Müsteşarlığına yaptırdıkları fiyat serbestisi uygulaması kurulu olan düzeni tamamıyla bozmuş işin içinden çıkılamayacak bir hale getirmiştir. Fiyatlar geçen yıla göre kat kat artmıştır. Bu artış tüm toplumda sorgulanmaya başlanmıştır. Hazine Müsteşarlığı bu durumu görmezlikten gelmemelidir.
*
Bu durumun sonucu olarak;
1. Vatandaşların hasarlarının ödenmesinde önemli zorluklar yaşanmaktadır. Buna karşılık anlaşmalı rapor düzenleme noktasında ise sigorta şirketleri büyük kayıplar vermiştir. Karşılıklı güvenin kaybolma noktasında olduğu görülmektedir.
2. Fiyatlar değişik olduğu için her acente çok sayıda sigorta şirketi ile anlaşmak ve ürünlerini satmak zorunda kalmıştır. Bu durum her şirketle ayrı ayrı acentelik sözleşmesi yerine bu sözleşmeleri yapmış olan bir acentenin şubesi olmayı daha da cazip hale getirmiştir. Bunun doğal sonucu olarak çok şubesi olan acenteler oluşmuştur. Bir nevi bu işin toptancılığı yapılmaya başlanmıştır.
3. Sigorta şirketleri fiyatlarını iki veya üç kat arttırmışlardır. Sigorta şirketleri arasında fiyatlar kıyaslandığında ise iki üç kat farklı fiyatlarla karşılaşmak mümkündür. Bu durum vatandaşın güvenini oldukça sarsmıştır. Düşük fiyat veren sigorta şirketlerine güveni azaldığı gibi yüksek fiyat veren sigorta şirketlerince kandırıldığı hissi ağırlık kazanmaktadır.
4. Hasarsızlık indirimini %10 veya %20 olarak uygulayan sigorta şirketleri hasarlılık primlerini % 200 yada % 300 gibi oranlarla uygulamaya başlamışlardır. Bu durum vatandaşı çileden çıkaran bir seviyeye ulaşmıştır. Hasarlılık primi uygulamasında farklı ve legal olmayan uygulamalarda dikkati çekmektedir. Örnek olarak hasarını anlaşmalı servislerde yaptıran kişilere promosyon olarak hasar priminin alınmayacağı duyumları alınmıştır.
5. Hazine Müsteşarlığı vatandaşı zorunlu sigorta yaptırması hususunda emredici davranırken sigorta şirketlerini fiyat ve diğer uygulamalar konusunda serbest bırakarak mantık dışı bir uygulamaya imza atmıştır. Ayrıca Aksayan rekabet şartlarını düzenleme yerine sigorta şirketlerinin temsilcileri gibi davranarak vatandaşı hayal kırıklığına uğratmıştır. Sigortasız araçların çoğalması nedeniyle sigortalı araçların güven içinde seyahat etmeleri gün geçtikçe zorlanmaktadır. Güvence Hesabı kuruluşu sigortasız araçların sebep olduğu bedeni hasarları öderken maddi hasarları ödememektedir. Bu da trafikteki sigortasız araçların her an kaza sonucu aracımıza vereceği zararla karşı karşıya bırakabilir. Çarpan araç belli olmadığında hasar tarafımızca karşılanacaktır.
6. Yüksek fiyatlara tepki olarak vatandaşların birçoğu zorunlu sigortasını yaptırmamaktadır. Hazine Müsteşarlığından çözüm beklemediğimiz açık yüreklilikle belirtir. Konuya devlet büyüklerinin el atması gerekliliğini önemle arz ederim.
GÜVENCEDER
Bu haber 567 defa okunmuştur.






YORUMLAR