SİGORTA SEKTÖRÜNE GENEL BAKIŞ

Sigorta Sektörünün bir oyuncusu olarak bir acente gözünden Sigorta Sektöründe hatalı gördüğüm uygulamaları, bu uygulamaların sektöre zararları ve çözüm önerilerimi sunacağım

SİGORTA SEKTÖRÜNE GENEL BAKIŞ
25 Kasım 2015 - 08:49
Sigorta Sektörünün bir oyuncusu olarak bir acente gözünden Sigorta Sektöründe hatalı gördüğüm uygulamaları, bu uygulamaların sektöre zararları ve çözüm önerilerimi sunacağım. Acente Komisyonlarının bazı şirketler tarafından düşürülmeye başlanmasının sebeplerini irdelerken, işe en başından başlamak gerektiğini düşünüyorum.

1 – Zorunlu Trafik Sigortasındaki İptal Uygulaması ve Devir Zeyilnamesinin kaldırılması

ZTS ismi üzerinde Zorunlu olan bir poliçedir. Yıllar öncesinde 15 günlük, 30 günlük, 3 aylık, 6 aylık, 1 yıllık sigortalar dönemindeki gibi DEVİR ZEYİLNAMESİ uygulamasına geri dönülmesi gerekmektedir.

Yıllar öncesinde mevzuatın değiştirilerek DEVİR ZEYİLİNİN Kaldırılması ile birlikte artık Zorunlu Trafik Sigortalarında (ZTS), aracını satan SİGORTALIYA, poliçesinde işlemeyen günlerin iadesini SİGORTACI’sından alabilme hakkı verilmiştir. Bunun uygulamaya konulmasının tek nedeni aracını satmayı düşünen kişilerin, sigortanın ALICI ya devrolması nedeni ile poliçesini yaptırmaması ve sigortasızlık oranın artmasından duyulan kaygılar idi. İleri de anlatacağım nedenlerden ötürü yapılacak bazı düzenlemeler ve teknolojinin de yardımı ile artık Trafikte araç çevrilmeden de Sigortasızlık Kontrolü yapıla bilinecektir.

Öncelikle bu uygulamanın en hatalı tarafına değinerek başlamak istiyorum. Denir ki hep; Sigorta kişiyi takip eder, vasıtayı değil. Yani esas alınan nokta burada SİGORTALI’dır. Onun SİGORTA Sektörüne zarar verip vermediğinin takibi, kaza yaparsa bir sonraki araç alırken ya da mevcut aracının poliçesini yeniletirken cezalandırılması, kazasız bir yıl geçirdi ise de hasarsızlık indirim kademelerinin arttırılarak ödüllendirilmesi esasına dayanmaktadır.
Yıllar önce yapılan düzenlemede; SATICI aracını sattığında ALICI’ya ;
SATICI’nın sigortasını 10 gün süre ile kullanması sağlanmıştır. Daha sonra bu süre 15 güne çıkartılmıştır ve günümüzde de 15 gün olarak devam etmektedir. Bu noktada; ALICI, yeni aldığı aracı ile bu 15 gün içerisinde KUSURU kendisinde olan bir kazaya karışması halinde; SATICI’nın belki de yıllar boyu süregelen ve 7.basamak olarak adlandırdığımız hasarsızlık kademesinden mahrum kalmasına neden olmaktadır. Böyle bir kaza sonrasında; SATICI’nın yeni araç alması halinde; SİGORTA SEKTÖRÜ yıllardır hasarsız olan bir müşterisini ödüllendirmek yerine CEZALI fiyat uygulayacaktır.
O zaman şu hali ile Trafik Sigortası’nın SİGORTALI’yı takip eder ve onun hak ve menfaatlerini koruduğu ilkesi çökmektedir.

• Bu noktada, aynı kasko poliçesinde olduğu gibi NOTER SATIŞI Saati itibari ile SATICI’nın sigortasının ÖLMESİ, ALICI’ya da 1 gün değil, 1 saat bile SATICI’nın sigortası kullandırılmaksızın yeni poliçe kestirmesinin sağlanması gerekir idi.

• ZTS’nin iptal edilmesinin temini ile birlikte artık SİGORTA SEKTÖRÜ’nden hasarlı araçların kaçmasının önü de açılmıştır.

SİGORTALI; bu iptal etme özgürlüğü sayesinde, yıl içerisinde isterse 10 adet hasar yaparak SİGORTA SEKTÖRÜ’nü binlerce TL zarar vermesine rağmen, yenilemesi geldiğinde, SİGORTA ŞİRKETLERİ’nin haklı olarak kendisine çıkarttığı yüksek sigorta priminden; SİGORTALI, ARACI’nı eşine, akrabasına veya arkadaşına satarak kurtuluyor… Aracı yine SEKTÖRE zarar veren kişi kullanıyor fakat RUHSAT SAHİBİ artık başka biri ve bu başka biri SİGORTA SEKTÖRÜNE yeni giren bir kişi ise, sektör kendisine kucak açarak, hiçbir şey olmamış, zarar görmemiş gibi BEYAZ bir SAYFA açıyor… Yani sektör kendi eli ile ZARARA uğruyor…

1 yıllık bir ZTS yaptıran bir SİGORTALI, yıl içerisinde istediği kadar hasar yapma hakkına sahiptir ve SİGORTA ŞİRKETİ, Kasko Poliçelerinde olduğu gibi, poliçeyi 3 hasar yaptınız, 5 hasar yaptınız gibi sebepler ileri sürerek iptal edememektedir…

Uygulamayı bilen bir SİGORTALI, Sektöre ne kadar ZARAR verirse versin, ort. 110,00 TL’lik bir NOTER masrafı ile kendisine çıkartılacak yüksek sigorta priminden kurtulmaktadır. Yani sektör hak ettiği yenileme primini alamayarak, sektörden hasarlı araçların kaçışını seyretmektedir.

Çözüm önerime geçmeden önce; yıllar önce uygulamaya konan ve sektöre zarar veren bu iptal işlemlerinden en azından; Kusurlu bir KAZA ’ya karışan SİGORTALI’nın hasardan sonra aracını satması halinde PRİMSİZ İPTAL yapılması sağlanabilirdi… (Kasko deki PERT olan araçlara yapılan SIFIR TL’lik PERT İPTAL ZEYİLİNİ, başka bir isimle yapılması gibi…)

Çünkü müşteri 1.000 TL’ye poliçe yaptırdığını düşünün, 10 gün sonra HASAR yapıyor, sektöre zarar veriyor, 10 gün sonrada aracını satıyor ve 900 TL iadesini alarak sistemden çıkıyor… Sektörde 50-100 TL gibi aradaki fark primler ile binlerce TL’lik hasarlara katlanmak zorunda kalıyor…

ÇÖZÜM ÖNERİM;
SİGORTALI’ların kullandıkları araçların akaryakıt, lastik, akü haricinde 3 tane yıl içerisinde ödemesi gereken gider kalemi vardır. 1) Bandrol ; 2) Muayene ; 3) Sigorta
MUAYENE ‘de , Sigorta gibi Özel Sektör tarafından işletilmektedir. MUAYENE’de SİGORTALI değil, ARAÇ esas alınmaktadır. Bir süre öncesine kadar MUAYENESİ olmayan araçlar NOTER SATIŞI görebiliyorlardı. ALICI,

NOTER SATIŞINDAN sonra eğer ki aracın MUAYENESİ’ni yaptırmak isterse (yani canı isterse, keyfi !, zorlama yok ) , MUAYENE İSTASYONU, sisteminden ilgili aracın yapılmamış geriye dönük tüm cezalarını talep ediyordu… Yani, SATICI – ALICI beni bağlamaz, ben HAK ETTİĞİM ve yaptırılmamış cezalarımı isterim diyordu…

MUAYENE istasyonlarını işleten özel sektör yetkilileri, cezaları alıyor olmalarına rağmen; işi ALICI’nın keyfiyetinden çıkartmak için Muayenesi olmayan araçların NOTER SATIŞLARINI engelleme yoluna gitmişler ve isteklerini kabul ettirmişlerdir. Böylelikle, ALICI ‘da SATICI gibi vurdumduymaz çıkabilir düşüncesi ile hareket ederek HAKLI olarak bu engellemeyi yaparak, şirketlerinin GELİRİNİ arttırmışlardır… Şimdi ki düşünceleri; Otomobiller’de 2 yıl olan MUAYENE süresinin çok olduğundan dem vurarak süreyi 1 yıla düşürerek kazançlarını arttırmayı planlamaktadırlar…

Aracın bir diğer GİDER kalemi olan SİGORTA SEKTÖRÜ’ndeki durumu yukarıda aktarmıştım. Bizim sektörümüzde ise ARAC’ın isterse 5 yıldır sigortası olmasın farketmez, ALICI’ya BEYAZ SAYFA açılmaktadır.

Yukarıdaki saydığım nedenlerden ötürü, Sektöre zarar veren ve Şirketler ile Acenteleri ve Müşterileri karşı karşıya getiren, karsızlık problemine bir nebzede olsun yarar getireceğini düşündüğüm uygulama ile tekrar DEVİR ZEYİLNAMESİNE geçilmesi gerektiğine inanıyorum.

Bu sayede; SATICI, artık kusurlu bir kazaya karışması halinde artık aracını rahatça satarak, sistemden kaçamayacaktır. ALICI, NOTER satışı yapıldığı dönemde nasıl ki aracın MUAYENESİ ne zamandır yapılmamış, yaptırmak istersem ne kadar ceza öderim gibi hesapları yapıyorken, artık hasar yapmış ve sigorta sektörüne zarar vermiş bu araç için de yenileme döneminde ceza ödeyeceğini bilerek bilinçli hareket edecektir. Buradaki en önemli nokta şu; SATICI artık aracı ile yıl içerisinde 3-5 tane kazaya karışması halinde bu aracı satamayacağını, yenileme esnasında ise verdiği zarara nispeten BEYAZ SAYFA açılmaksızın ceza ödeyeceğini bilecek.

Herkes araç alırken; HASAR PERFORMANSI’na bakacak… SİGORTALI’da eşime satar 110,00 TL noter masrafı ile SİGORTA SEKTÖRÜNE verdiğim zarardan kaçarım diyemeyecek…

SATICI, aracını satamadı, sigortada yaptırmadı, 1 yıl sonra birini buldu ve sattı.. Sigorta Sektörü, ALICI’dan aynı MUAYENE İstasyonlarının yaptığı gibi, geriye dönük 1 yıllık sigortasızlığın cezasını da TAHSİL edecektir…

Not : DASK kurumu bir devlet kurumudur ve Trafik Sigortası gibi ZORUNLU bir poliçedir… DASK’da DEVİR ZEYİLNAMESİ uygulanmaktadır…

2 – YK plakalı kesilen Zorunlu Trafik Sigortasının sektöre zararı
Geçen gün Facebook’ta bir sigorta şirketinin genel müdürünün; Türkiye’de 3,7 milyon sigortasız aracın olduğuna dair bir haber yayımlandı… Çok net söylüyorum… Şuan ülkemizde kaç adet aracın sigortasız olduğunu tespit etmek MÜMKÜN değildir… Neden?

2 sebebi var… 1 ) YK Plakalı araçlar….. 2 ) NOTER SATIŞI sonucunda plakasını değiştiren SİGORTALILAR…
Bu teknoloji çağında aşağıdaki çözüm önerim ile bu problem kesinlikle çözülecektir.

YK plakalı Kasko-Trafik vs hiçbir poliçenin kesilmesine izin verilmeyecektir.
SIFIR ARAÇ: Artık işlemleri bayiler yapmaktadır. Ve önce bayide kesse, acente de kesse poliçeyi YK olarak kesiyor… Sonrasında Trafik Şube’den plaka belli oluyor ve Plaka Zeyili olmaksızın, PLAKA ve RUHSAT teslim ediliyor…

NOTER SATIŞLI İKİNCİ EL ARAÇ ALIMI: Müşteri aracı alıyor… Plakayı değiştireceğini NOTER’e belirterek Geçici Ruhsatını alıyor ve Trafik Şube’ye SİGORTASINI yaptırarak gidiyor. (Tabiki aracın üzerindeki mevcut plakaya kestiriyor poliçesini). İşlemler bittikten sonra Trf. Şb. Müdürlüğü müşteriye yeni plakalı olan RUHSATI’nı teslim ediyor… Bundan sonrasında Müşterinin, Sigorta

Acentesine giderek Eski Plakasına kestirdiği poliçesine; PLAKA ZEYİLNAMESİ yaptırması İNSİYATİFİNE bırakılmış oluyor… Yani 11 plakalı bir poliçeyi müşteri 200 TL’ye yaptırıyor, plakasını 34 yapıyor… Aradaki fark örneğin 300 TL ise, bunu ödemiyor ve umursamıyor… Ne oldu şimdi… Sektör alması gereken 300 TL’yi 1 araçtan kaybetti…

ÇÖZÜMÜM; Müşteri daha önce olduğu gibi Eski Plakasına göre Sigortasını kestirerek, Trafik Şube Müdürlüğüne yine aynı şekilde müracaat eder… Müracaat dosyasına CEP TELEFONU numarasını şimdi de olduğu gibi yazar… PLAKA değişim işlemleri tamamlandıktan sonra EGM sistemi tarafından kişinin CEP TELEFONUNA , “Yeni Plakanız 41 XX 999 olup, Belge Numaranız AV12345… Plaka Zeyilnamenizi yaptırarak Trf.Şb.ye gelmenizi rica ederiz. EGM”

Müşteri artık Trafikte seyredeceği YENİ PLAKASINI acentesinde yaptırarak TRAMER sistemine KAYIT eder… Ve daha önce olduğu gibi YENİ RUHSATINI almak için Trafik Şube Müdürlüğüne gider… Burada SMS’in aklıma gelmesinin temel sebebi, Müşteri eskiden olduğu gibi 2 kez gitsin şubeye… SMS olmasa, Trafik Şube’deki memur yeni plakası belli olduğunda müşteriye POLNET çıktısını vererek (çıktıda yeni plakası ve belge numarası yazılı) de bu işlem yapılabilir ama o zaman müşteri toplamda 3 kez şubeye gitmiş olabilir, yada müracat ettiğinde POLNET kısmına kadar geçecek sürede BEKLEMEK zorunda kalabilir diye bana PRATİK bir çözüm olarak geldi.

Sonrasında; Son İşlemde; PLAKA zeyili’de yapıldıktan sonra; SİSTEM…. Trf.Şb.’deki MEMUR değil… Burası önemli… SİSTEM, Yeni Ruhsat basımına izin verebilmek için; RUHSATTAKİ, TC / MOTOR / ŞASE / YENİ PLAKA / KULLANIM TARZI… bilgilerini TRAMER ile arka planda sistemde eşleştirir…. Tümü birebir aynı ise; Trafik Şube’deki Memur’a YENİ RUHSATI basma izni verir…

HACİZDEN ALINAN ARAÇLAR / ÖLÜM NEDENİ İLE VARİSLERE GEÇEN ARAÇLAR; Uygulama yine aynı… Trf.Şb.ye müracat edilir… HACİZDEN alınan araçlar, daha önce trafikten çekilmiş araçlar olduğu için, bu noktada müracaat esnasında Trf.Şb. yeni ruhsat sahibinden SİGORTA istemez… Sistemde girişleri yapar… SMS ile plaka ve belge noyu EGM bildirir… Kişi, acentesine gider, YENİ POLİÇESİNİ kestirir… Trf.Şb.’de sistem EGM ile TRAMER bilgilerini eşleştirir.. Memura Ruhsat Basım onayını verir…

3 – MARKA KODU Uygulamasındaki hatalar
Ülkemizde SIFIR ARAÇ’lar maalesef YETİM olarak doğmakta ve bu şekilde hayatlarını sürdürmektedirler… BİR ARACIN TC Numarası ; MARKA KODU’dur…

Otomotiv Bayileri ve fabrikaları araçların PROFORMA FATURALARI’na mutlaka MARKA KOD’ları ile birlikte yazmalı ve kodu aracın ŞASİ no ile eşleştirmeli… Bu kod EGM’de Plaka ve Belge No ile yapılan aramalarda; mutlaka MARKA KODU : 122 1058 şeklinde görüntülenmelidir. Araç yıllar içerisinde defalarca el değiştirse bile EGM dahil kimse bu aracın ŞASİ numarası ile eşleşen kodu değiştirememesi gerekmektedir. Buradaki SAKINCA şudur…

Otomotiv Bayileri aynı zaman acentelik de yaptıkları için genelde sattıklara araca kendileri TRAFİK SİGORTASI düzenlemektedirler.. Gel gelelim MARKA KODU’nu yanlış girmeleri sıklıkla karşılaşılan bir sorundur.. Bir sonraki yıl yada yıllarda bir başka acente bu aracı yenilemek yada başka bir kişiye geçti ise Noter Satışlı olarak yapmak istediğinde ŞASİ numarasında aracın

DOĞUMUNUN olduğu yılda kesilen Trafik Sigortasındaki MARKA KODU’nu baz almaktadır. Bir diğer sakınca ise, Bazı Sigorta Şirketleri gelişen teknolojiler çerçevesinde Hasar/Prim oranlarını dikkate alarak artık araçların tiplerine göre ayrı ayrı fiyat uygulamasına geçmeleridir… Bu nokta da aynı araç için marka kodu farklı farklı hesaplayan acenteler arasında prim farkları oluşmaktadır.

4 – Sigortasız Araçların Tespit Edilmesi
YK plaka ve yeni plakalarda yukarıdaki yöntemlerin uygulanması ile birlikte, artık Trafik’te Polislerin bir aracı çevirmesine gerek kalmaksızın; hangi aracın Trafik Sigortası var yada yoku görebiliriz. MOBESE sistemleri de TRAMER ile eşleştirilerek, ARACIN tek gözüken parçası olan PLAKA dan sorgu yaparak herşey görülür..

Bugün; yukarıda anlattığım şekilde o kadar araç varki… Polis Memuru sistemden bakıyor, TRAMER’de o plakalı aracın sigortası yok gözüküyor… Aracı çeviriyor… Ruhsata bakılıyor.. Sigorta’da YK yazıyor… Yada ESKİ PLAKA yazıyor… diğer tüm bilgiler doğru yani sigortası var… Geç diyor… Yani fiziki olarak tek sorgu ile nokta atışı yapılacak bir SİGORTASIZLIK uygulaması maalesef bu kadar içinden çıkılmaz bir haldedir.

Trafik’te 3.7 milyon sigortasız araç var açıklamasını büyük ihtimalle ŞASİ no üzerinden yapılan inceleme ile tahmin ettiklerini düşünüyorum. Çünkü PLAKADAN tespit etme şansı ne EGM’nin ne de TRAMER’in vardır…

Eski TOFAŞ araçlarında acenteler motor / şasi yi manuel elle girdikleri dönemde 17 hanenin son 5-7-9 hanesi giriliyordu. EGM ve Belge no uygulamasına geçtikten sonra halen örneğin bir aracın sigortasının olup olmadığını ŞASİ no dan bile tespit etmek istense; son 7 haneden belki TRAMER’de 50 tane araç çıkacak…

Tamamı yazılıp aransa, hem EGM’de hem de TRAMER’de son 7 hanesine göre kayıt altında olduğu için bu seferde olan poliçe yok olarak gözükecektir… Yani sonuç olarak şuanki veriler maalesef sağlıklı değildir… YK ve Yeni Plaka’da yukarıda açıklamaya çalıştığım uygulamaya geçilmesinde fayda görüyorum.

5 – Geriye Dönük Bedeni Hasar Tazminleri
Sigorta Şirketlerinin ZARAR ediyoruz feryatlarının altında yatan en büyük gerçek; sanırım Geriye Dönük talep edilen bedeni hasarlar… Daha önce ödenmiş olan BEDENİ hasarlar, ÖLÜM Tazminatları, az bulunarak tekrar dosyalar açılıyor ve şirketlerden yeniden hesaplama isteniyor… Bu noktada ; 1 yıllık ZTS vadesi içerisinde oluşan bir BEDENİ HASARIN, nasıl ki MADDİ kazalarda 5 gün içerisinde hasar talebinde bulunulma zorunluluğu var ise; aynı şekilde bir tarih konulması gerekmektedir.

6 – Tavan Fiyat Uygulaması ve SİGORTALI tarafındaki etkileri
Şu sıralar en çok gündemde olan konu TAVAN FİYAT uygulaması…

HAZİNE’nin almış olduğu bu kararda, çok enteresan ve SİGORTA SEKTÖRÜ için çok acıklı bir yanı var… Yukarıda, DEVİR ZEYİLNAMESİ’nin neden tekrar geri gelmesini anlatmaya çalıştım ve ısrarla, hasar yapıp sektörden kaçan ve sektörün hak ettiği primi alamadığı SİGORTALI’ lardan bahsetmiştim.

HAZİNE, TAVAN FİYAT uygulamasında HUSUSİ OTO’lara yer vermeyerek, benim bu konuda görüşlerime destek olmuştur. HAZİNE, TAVAN FİYATI, sistemden KAÇAMAYAN ve hasar yaparak sektöre zarar veren ARAÇ GRUPLARINA getirmiştir…

Bu araç grupları, VERGİ KAYDI, ODA KAYDI, K BELGESİ vs evrak ve harç yükümlülükleri nedeni ile hasar yaptıktan sonra sistemden kaçamamaktadır.
HAZİNE, Hususi Oto sahipleri 110 TL’ye nasıl olsa sistemden kaçıyorlar demiş ve TİCARİ ARAÇLARA TAVAN FİYAT uygulamasını getirmiştir.

Tabi, bu noktaya gelmesinde Sigorta Şirketlerinin de yanlış prim uygulaması da var… 29.000 TL maddi teminat limiti verilen bir Ticari Araca, en düşük 10.000 TL prim bedeli çıkartmak ve müşterinin de Ticari Araç sahibi olduğunu ve sistemden kaçamayacağını bilen Sigorta Şirketleri, vurun abalıya zihniyetine gitmiştir.

Böyle bir durumda; HAZİNE’nin müdahalesi kaçınılmaz idi… HAZİNE’nin burada kaçırdığı nokta, Sigorta Sektörünün bir oyuncu olan Acentelerin bu karar nedeni ile sıkışan Sigorta Şirketleri tarafından nasıl bir komisyon uygulaması ile karşı karşıya kalacağını görememesidir…

Bu noktada yapılması gereken; yukarıda detaylı şekilde yazdığım, sistemden kaçışların önlenmesi, YK ve Yeni Plaka uygulaması ile SİGORTASIZ araçların tespit edilerek sisteme dahil olmasının DEVLET eli ile sağlanması sonucu kesinlikle artacak olan ŞİRKET GELİRLERİ nedeni ile;

ACENTELERİN kazanılmış hakkı olan ve TEK GELİR KALEMİ olan KOMİSYONLARIN düşürülmesinin engellenmesinin HAZİNE tarafından Sigorta Şirketlerine bildirilmesidir.

TAVAN FİYAT uygulamasının devam etmesi halinde; Acente Komisyonlarının;
1.2.3. kademelerde yani primin yüksek çıktığı poliçeler (TAVAN FİYATA yakalananlar) için TABAN ACENTE komisyonunun % 10,80 (% 12 – SGK oranının düşülmesi) olarak, diğer kademelerde ise yine TABAN % 15,30 (% 17 – SGK oranının düşülmesi) olarak kabul edilmesinin yerinde olacağını düşünüyorum.

1.2.3. kademelerde Sigorta Şirketinin kendisini kurtaracak olan hesapladığı prim; HAZİNE’nin TAVAN FİYATI’nın altında kalıyorsa TABAN ACENTE komisyonunun % 15,30 (% 17 – SGK oranının düşülmesi) olarak kabul edilmesinin yerinde olacağını düşünüyorum.

TAVAN FİYAT uygulamasının kaldırılmasına karar verilmesi halinde ise; tüm basamaklarda TABAN ACENTE komisyonun % 15,30 (% 17 – SGK oranının düşülmesi ) olarak kabul edilmesinin yerinde olacağını düşünüyorum.

7 – Tramer’de Hasar Adedi Uygulaması
Müşterilerin en çok isyan ettikleri uygulama Hasar Adedi uygulamasıdır… Müşteri TİCARİ ARACI ile bir ayna kırıyor, 300 – 500 TL’lik bir hasar veriyor, belki de daha az… Yenileme dönemin de şirketler TRAMER’de Hasar Adedi: 1 yazdığı için müşteriye 2 katı, 3 katı fiyat çıkartıyorlar…

TAVAN FİYATIN gelmesinin en önemli nedenlerinden bir tanesi de aslında bu teknoloji çağında halen HASAR ORANI yerine HASAR ADEDİ uygulamasının olmasıdır…
Sigorta Şirketi; İlgili araçtan yıl içerisinde aldığı NET PRİM’e karşılık ne kadar hasar ödediğine bakmaksızın ORANTISIZ GÜÇ kullanarak, yüksek primler çıkartmaktadır… Rakip şirketin poliçesine fiyat çıkartan diğer Sigorta Şirketleri’de aynı şekilde davranmaktadır…

TAVAN FİYAT UYGULAMASI ‘nın şu şekilde yumuşatılacağını düşünüyorum…
Tüm Şirketler artık tek tuş ile sigorta şirketinin ilgili araç için yıl içerisinde kaç hasar dosyası açtığını, ne kadar hasar ödediğini, kaç tanesinin % 100 rüculu olduğu gibi detay bilgileri TRAMER sistemine yüklüyor aslında…
TRAMER şunu yapacak… HASAR ADEDİ uygulamasından vazgeçerek

HASAR ORANI uygulamasına geçecek… Böylelikle Sigortalı Aracın Sigorta Sektörüne % KAÇ zarar verdiğini tüm şirketler görecek… Burada özellikle orandan bahsediyorum… Çünkü TRAMER’de sadece HASAR MİKTARINI görmek bir fayda sağlamaz… Net Primi’de bilmek gerekir..
TRAMER’de Hasar Adedi : 1 2 3 yazmayacak…

Hasar Oranı : % XX yazacak… Bu orana Acente Komisyonunu ve Şirkete de para kalması gerekeceği için makul bir REFERANS ORAN belirlenecek…

Örneğin % 60 gibi…
Müşteri yıl içerisinde 2 hasar yaptı ise HASAR ORANI yine tek olacak ve iki hasarın toplamının / Poliçe Net Pirim HASAR ORANI =

MÜŞTERİNİN 1 YIL İÇERİSİNDE SİGORTA ŞİRKETİNE VERDİĞİ TOPLAM ZARAR / POLİÇE NET PRİMİ
FORMÜLÜ ile hesaplanacak…

TAVAN FİYAT 1 ; HASAR ORANI; Belirlenecek Referans Oranın ALTINDA kalması halinde Tavan Fiyat uygulaması olacak ve Sigorta Şirketi, kar elde ettiği için HAZİNE’nin o araç grubu için belirlediği rakamın üzerine çıkamayacak… Çünkü bu araçtan zarar etmemiş…

TAVAN FİYAT 2 ; HASAR ORANI; Belirlenecek Referans Oranın ÜSTÜNDE olması halinde Tavan Fiyat Uygulaması OLMAYACAK… Çünkü Sigorta Şirketi bu müşteriden ZARAR etmiştir.

*Tüm sigorta şirketlerinin Toplar kan damarları olan acenteler %70 üretimini gerçekleştirenlere karşı bu katı tutumlarından vaz geçmelidirler. Öncelikle tüm acentelerin nasıl sorularla karşılaştıklarını karşılıklı konuşarak çözmeliyiz. O zaman başarılı olabiliriz.

Hamzet IRMAK
Bu haber 902 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum