Sektör, kaosun içinden nasıl çıkacak

Böyle bir başlık okuyunca biraz karamsarlığa düşmüş olabilirsiniz

Sektör, kaosun içinden nasıl çıkacak
30 Eylül 2016 - 10:11





Böyle bir başlık okuyunca biraz karamsarlığa düşmüş olabilirsiniz. Tam da morale ihtiyacımız olduğu şu günlerde… Enseyi karartmayalım, ama doğru bir tespit yaparsak bulunduğumuz olumsuz ortamdan daha kolay çıkabiliriz diye düşünüyorum. Geçtiğimiz senenin ortasında başlayan trafik sigortalarındaki fiyat artışları kamuoyunun baskısına neden oldu. Bu baskıyla başlayan hükümet yetkililerinin sigorta sektörüne ilgisi, kanunun çıkmasıyla başka bir boyuta ulaştı. Sektörde oluşan bahar havası sonrası fiyatların hızla düşmesi beklentisi gerçek olmayınca, kaosa ilk adımlar da atılmış oldu.

Şirketler “en ucuz” olmak istemiyor 


Görünürde bir sıkıntı yoktu başlarda. Fiyatlar yüksek de olsa poliçeler hızla kesildi, şirketler biraz olsun finansal açıdan nefes almaya, geçmiş yıllardaki zararlarını hafifletmeye başladılar. Acenteler de komisyonları düşmüş olsa da artan trafik sigortası primleri ile beraber geçmiş yılın aynı yıllarına oranla yüzde 53 fazladan komisyon geliri elde ettiler. Diğer taraftan fiyatların istenilen düzeylere düşmemesiyle oluşan kamuoyu baskısı hükümet yetkililerinin Hazine’ye daha çok baskı yapması sonucunu doğurdu. Hükümet ve kamuoyu baskısı ile fiyatları istenilen seviyelere indirmeyi başaramayan Hazine de sektör üzerinde çıkarttıkları yönetmeliklerle baskıyı iyice artırmaya başladı.

Fotoğraf bu… Hazine, internet üzerinden fiyat sorgulaması yapılarak en ucuz trafik sigortası satan şirketi tüketiciye buldurmayı kolaylaştırarak tüketiciler için bir şey yapmaya çalıştı.  Hazırlıksız yakalanan şirketler ve acentelerin bunu istemedikleri ortaya çıktı. Gerçeği söylemek gerekirse, hiçbir şirket trafik sigortalarında en ucuz olup tüm poliçeleri kendisi kesmek istemiyor. Her şirketin belirli risk ölçümlemeleriyle nakit akışı sağlamak için trafik poliçesi kestiğini hepimiz biliyoruz. Trafik portföyündeki büyüklük biraz arttığında, hemen şirketlerin frene basması bunun bir göstergesi değil mi?

SBM’nin vereceği hizmeti acenteler zaten veriyordu


Tüketici tarafından bakıldığında da en ucuzu bulma konusunda yeni bir şey var mı? Tartışılır… Zaten en ucuzu bulmak isteyen tüketici, aracısına bunu sorgulatıyordu. Acenteler de robot programlarla tüm şirketlerin fiyatlarını görüp ucuz çıkan şirketin acentesinden iş paylaşımı ile poliçesini kestiriyor muydu? Evet. Sonuç ne olur? Bana sorarsanız tüketici fiyatını kendisi sorgulatıp acentesini arayıp benim poliçe x şirkette en ucuz, oradan kestirip bana gönder diyecek. Bu iyi niyetli bir beklentim. Böyle olursa acentelerin operasyon bölümlerinde çalışan personel işsiz kalır. Acentenin yükü azalmış görünse de yeni müşteri için sahaya inmeyen acente yok olmaya mahkum kalır gibime geliyor.

“Acenteler her şirketten poliçe kesebilsin!”


Türkiye Sigorta Acenteleri Federasyonu (TÜSAF) Başkanı Murat Büyükçelebi’nin “Trafik sigortasını acenteler her şirketten kesebilsin” önerisi de pek kabul görmemiş gibi. Bir şirket Genel Müdürü beni aradı ve “Can Bey, böyle bir şey olması olanaksız. Olsa bunun adı havuz olur. Bunu da bir idareci firma üstlenmeli, DASK modelinde olduğu gibi. Çünkü ortada genel bir zarar var, bunu şirketler, acenteler birlikte üstleniyoruz sayılırız. Durum denildiği gibi olursa zararı kimin karşılayacağı merak konusu. Sayın Büyükçelebi’nin iyi niyetli yaklaşımını takdir ediyoruz, ama ortada bir zarar varken herkesin memnun olacağı bir alternatif şimdilik zor görünüyor. Acentelerin ‘Biz satalım komisyonumuzu öyle böyle alalım, ama gerisine karışmayalım’ mantığı pek mümkün değil. Acentelerin tüm şirketlerden trafik poliçesi kesmesi aynı zamanda acentelik kavramına uygun olmadığı gibi Türk Ticaret Kanunu’na da ters. Teknik olarak mümkün olmadığı (tahsilat) bölüme hiç girmiyorum.  O zaman trafik poliçesinin, markette, benzin istasyonunda, kendi internet sitelerimizde veya servislerde satılmasına da kimse itiraz etmemeli” dedi.

Poliçe iptal yönetmeliği, sektöre bir ceza mı? 


Poliçe iptalleri ile ilgili yönetmeliğin devreye girmesinin de acenteleri, şirketleri iş yüküne boğmaktan başka bir işe yaramayacağı iddia ediliyor. Hele hele gazetelerde yalan yanlış yapılan haberlerin acenteleri çok daha fazla zor duruma soktuğunu görüyorum. Hazine, bana kalırsa tüketiciyi koruma konusunu biraz abartmışa benziyor. Hangi sektörde tüketiciye bu hak sağlanıyor. Mesela buzdolabı aldık 2.5 ay kullandık, yeni modeli çıktı ve benim aldığım buzdolabı ucuzladı. Ben şimdi, “Benim buzdolabımı geri alın, daha ucuzunu alayım ya da aradaki farkı bana verin. Veya aynı parayla yeni çıkan modeli alayım” desem… Böyle saçma şey olmaz. Bunların neden yapıldığını az çok tahmin ediyoruz ama sigorta endüstrisi bu şekilde cezalandırılırsa gideceği yer, kaostan başka yer olmaz.

Köprüyü 200 TL vererek geçene, sigorta mı pahalı geliyor? 


Trafik sigortalarında fiyatlar yüksek tezini çürütecek adımlar atmalı sektör. Benzine bir gecede yapılan zamlara Sayın Bendevi Palandöken’in bir demeçle itiraz ettiğini gördünüz mü? Bir köprü geçişine 200 TL veren ve itiraz etmeyen tüketici veya oda başkanları, yıllık milyon TL’lere varan koruma sağlayan sigortaya ortalama 550 TL verirken neden itiraz ediyor? Bence trafik sigortasının bir vergi olmadığını ve otomobil sahiplerine ne gibi  avantajlar sağladığını bol bol anlatmalıyız.

Koordinasyon kurulu ve acil eylem planı şart


Fiyatların daha da düşmeyeceği artık bir gerçek. Düşmezse ne olacak derseniz? Duyumlarıma göre, basamak basamak tavan fiyat belirlenmesi gündeme gelebilir. İddialara göre Hazine’de bu formül hazır. Ya da sürekli kaza yapan 70 bin araca bir formül düşünülüp, geri kalanlara makul fiyatlar sunmak… Bütün bunlar üzerinde çalışılıyor. Şirket yöneticileri de acente yöneticileri de Cumhurbaşkanı, Başbakan ve ilgili bakanlardan randevu alma peşindeler. Tamam, bunlar yapılsın. Ama bence tam bir kaosun içindeyken, sektör endüstrisinin temsilcilerinin bir araya gelmesi, ortak söylem oluşturarak güç birliği yapması mümkün değil mi? Hazine dahil tüm taraflar bir koordinasyon kurulu oluşturup ortak eylem planları yapmazsa, sektörün önüne her geçen gün yeni bir şey getirilecek. Ve sektör bunlara harcayacağı enerji ile büyümeyi, yeni ürünleri veya diğer branşları unutacak.

Lise mezunlarını meslektaşları dışlamış 


Bu arada lise mezunlarının müdürlük yapamaması ile ilgili geçtiğimiz yazımda bir açıklama yapma gereği duydum. Bir iki geri dönüş de oldu bana. Denilen şu; bu konu kapandı, acenteler arasında bir referandum yapıldı. 15 bin acenteden 12 bin katılım sağlandı. Katılanların üçte ikisi de “Lise mezunları müdür olamasın” şeklinde karar bildirmiş. Diğer taraftan mağdur olan kesimden de birkaç mesaj aldım. Oradan da söylenen; “Biz bütün lise mezunlarını müdür yapalım demiyoruz. Bizim dediğimiz; yıllarını bu mesleğe verenlerin geceden sabaha şirketlerindeki tüm yetkileri ellerlinden alındı. Hiç olmazsa meslek kıdemlerine bakılarak bir ayrıcalık tanınmasını istiyoruz. 5-10 yıldır acentelik yapan bizler, şimdi SGK’lı maaş vererek müdür çalıştırıyoruz. Bizim etimiz ne budumuz ne?” şeklinde.

Ben bir gazeteci olarak sektörün nabzını bu kadar tutabiliyorum. Bir orta yol bulunamaz mıydı? Bilmiyorum. Acentelerin yüzde 70’i “olmasın” demişse bir bildikleri vardır diyorum.

KANTARIN TOPUZU / CAN KANTAR 

Bu haber 579 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum