Saygın bir meslek olmak istiyoruz…
Saygın bir meslek olmak istiyoruz
14 Nisan 2014 - 11:33
Saygın bir meslek olmak istiyoruz.Peki saygın bir meslek olabilmek için önce kendi işimize ve mesleğimize saygı duymamız gerekmiyor mu?
Değerli meslektaşlarım, bu aralar fazlasıyla rahatsızlık duyduğum bir konuyu sizlerle de paylaşmak istiyorum.
Sigorta acenteliği saygın bir meslek olma yolunda emin adımlarla ilerliyor, saygınlığın ana hatları 5684 sayılı yasa ile oluşturuldu. Bu şartları hepimiz çok iyi biliyor ve destekliyoruz.
Fiziki şartlar ve belgeli personel ile çalışma zorunluluğu bunlardan en önemli iki tanesi. Bu iki şart ile aslında bu mesleği önüne gelen herkes yapmasını istemediğimizi ve yaptığımız işin bir meslek olduğunu önce kendimiz kabul ediyor ve yasa ile üçüncü şahıslara bildirmiş oluyoruz.
Yasa ana şartları belirler, yönetmelikler ise detayları oluşturur.
Yasa bize ve herkese bu mesleğin sadece fiziki şartları sağlayan ve mesleki deneyime sahip personel bulunduran ofislerde yapılabileceğini açık olarak belirledi.
Peki biz bu yasanın arkasında durabiliyor muyuz?
Bir yandan yasanın eksikliklerini eleştirirken, bir yandan da yasanın açıklarını aramak ve kullanmaya çalışmak inanılmaz bir çelişki değil midir?
Bir yandan bankaların, vakıf, dernek ve kooperatiflerin, bazı kurum ve kuruluşların bizim işimizi yapmalarını haklı olarak eleştirirken,
Bir yandan da bu mesleği sokaktaki her insanın yapabilmesinin yolunu açmak nasıl bir çelişkidir?
Sigorta Acenteleri, kendi işlerine gelen, işlemlerinde kolaylık ve zaman kazandıran bazı durumları değerlendirirken, yapılan uygulamaların mesleğin saygınlığını ne derece etkileyeceğini düşünmek ve bindikleri dalı kesmemek adına mesleklerini korumak zorundadır.
Sözün özü aslında ne söylemeye çalıştığımı bütün meslektaşlarım anladı, ama ben açıklıkla tekrar ve tekrar ifade etmek isterim,
Bugün ofisinizden içeri aldığınız ve bir sefer para ödedikten sonra 15-20 şirketin ekranını kullanabildiğiniz programların hepsi mesleğinizin saygınlığını bitirmekte ve çok ağır zararlar vermektedir.
BU PROGRAMLARIN HİÇ BİR DENETİM MEKANİZMASI BULUNMAMAKTADIR.
BU PROGRAMLARI HAZIRLAYIP SİZLERE KULLANDIRAN VEYA SATAN ŞİRKETLER, AYNI PROGRAMLARI SOKAKTAKİ HERKESİN KULLANIMINA AÇMAKTA VE SİZ BAZI KURUM VE KURULUŞLARIN MESLEĞİNİZİ YAPMALARINA İTİRA EDERKEN, BU PROGRAMLAR SAYESİNDE SOKAKTAKİ OTOPARKÇI, BAKKAL, LASTİKÇİ KISACA HER KİŞİ SİZİN İŞİNİZİ YAPABİLMEKTEDİR, HEMDE HİÇ BİR OFİS VE PERSONEL GİDERİ OLMAKSIZIN.
Değerli meslektaşlarım, lütfen bu tehlikeyi görelim ve mesleğimize sahip çıkalım.
TÜSİAR olarak SAİK İSTİŞARE TOPLANTISINDA gündeme getirdiğimiz ve tehlikeye dikkat çektiğimiz iki maddeden birisi STATİK IP, diğeri ise hiçbir denetimi bulunmayan ve hiçbir kurum tarafından denetlenmeyen bu tarz PROGRAMLAR idi. Her iki kurumda kendilerinin de rahatsızlık duydukları bu konular hakkında gerekli araştırmaları yapmaktadır.
Eminim ki SAİK ve HAZİNE bu konuda üzerlerine düşen görevleri yapacak ve denetim mekanizmalarını oluşturacaktır ama şu anda bu yanlış kullanımı bildiği halde buna izin veren sigorta şirketlerinin sektörü bozucu bu tarz uygulamalara izin vermeleri mantık ile izah edilebilir değildir.
Saygılarımla,
Binnur Aktaş
Değerli meslektaşlarım, bu aralar fazlasıyla rahatsızlık duyduğum bir konuyu sizlerle de paylaşmak istiyorum.
Sigorta acenteliği saygın bir meslek olma yolunda emin adımlarla ilerliyor, saygınlığın ana hatları 5684 sayılı yasa ile oluşturuldu. Bu şartları hepimiz çok iyi biliyor ve destekliyoruz.
Fiziki şartlar ve belgeli personel ile çalışma zorunluluğu bunlardan en önemli iki tanesi. Bu iki şart ile aslında bu mesleği önüne gelen herkes yapmasını istemediğimizi ve yaptığımız işin bir meslek olduğunu önce kendimiz kabul ediyor ve yasa ile üçüncü şahıslara bildirmiş oluyoruz.
Yasa ana şartları belirler, yönetmelikler ise detayları oluşturur.
Yasa bize ve herkese bu mesleğin sadece fiziki şartları sağlayan ve mesleki deneyime sahip personel bulunduran ofislerde yapılabileceğini açık olarak belirledi.
Peki biz bu yasanın arkasında durabiliyor muyuz?
Bir yandan yasanın eksikliklerini eleştirirken, bir yandan da yasanın açıklarını aramak ve kullanmaya çalışmak inanılmaz bir çelişki değil midir?
Bir yandan bankaların, vakıf, dernek ve kooperatiflerin, bazı kurum ve kuruluşların bizim işimizi yapmalarını haklı olarak eleştirirken,
Bir yandan da bu mesleği sokaktaki her insanın yapabilmesinin yolunu açmak nasıl bir çelişkidir?
Sigorta Acenteleri, kendi işlerine gelen, işlemlerinde kolaylık ve zaman kazandıran bazı durumları değerlendirirken, yapılan uygulamaların mesleğin saygınlığını ne derece etkileyeceğini düşünmek ve bindikleri dalı kesmemek adına mesleklerini korumak zorundadır.
Sözün özü aslında ne söylemeye çalıştığımı bütün meslektaşlarım anladı, ama ben açıklıkla tekrar ve tekrar ifade etmek isterim,
Bugün ofisinizden içeri aldığınız ve bir sefer para ödedikten sonra 15-20 şirketin ekranını kullanabildiğiniz programların hepsi mesleğinizin saygınlığını bitirmekte ve çok ağır zararlar vermektedir.
BU PROGRAMLARIN HİÇ BİR DENETİM MEKANİZMASI BULUNMAMAKTADIR.
BU PROGRAMLARI HAZIRLAYIP SİZLERE KULLANDIRAN VEYA SATAN ŞİRKETLER, AYNI PROGRAMLARI SOKAKTAKİ HERKESİN KULLANIMINA AÇMAKTA VE SİZ BAZI KURUM VE KURULUŞLARIN MESLEĞİNİZİ YAPMALARINA İTİRA EDERKEN, BU PROGRAMLAR SAYESİNDE SOKAKTAKİ OTOPARKÇI, BAKKAL, LASTİKÇİ KISACA HER KİŞİ SİZİN İŞİNİZİ YAPABİLMEKTEDİR, HEMDE HİÇ BİR OFİS VE PERSONEL GİDERİ OLMAKSIZIN.
Değerli meslektaşlarım, lütfen bu tehlikeyi görelim ve mesleğimize sahip çıkalım.
TÜSİAR olarak SAİK İSTİŞARE TOPLANTISINDA gündeme getirdiğimiz ve tehlikeye dikkat çektiğimiz iki maddeden birisi STATİK IP, diğeri ise hiçbir denetimi bulunmayan ve hiçbir kurum tarafından denetlenmeyen bu tarz PROGRAMLAR idi. Her iki kurumda kendilerinin de rahatsızlık duydukları bu konular hakkında gerekli araştırmaları yapmaktadır.
Eminim ki SAİK ve HAZİNE bu konuda üzerlerine düşen görevleri yapacak ve denetim mekanizmalarını oluşturacaktır ama şu anda bu yanlış kullanımı bildiği halde buna izin veren sigorta şirketlerinin sektörü bozucu bu tarz uygulamalara izin vermeleri mantık ile izah edilebilir değildir.
Saygılarımla,
Binnur Aktaş
Bu haber 624 defa okunmuştur.







YORUMLAR