Recai Özbek ''Trafik Sigorta poliçesi ehliyet sahibine yapılsın''

Medya Yenigün (RÖPORTAJ) Recai Özbek ''Trafik Sigorta poliçesi ehliyet sahibine yapılsın'' Karayolları Trafik Kanunu Zorunlu Sürücü Sorumluluk Sigorta Poliçesi Ahmet KARAGÖZ: Recai Bey katıldığınız TV

Recai Özbek ''Trafik Sigorta poliçesi ehliyet sahibine yapılsın''
01 Şubat 2016 - 12:31
Medya Yenigün (RÖPORTAJ)

Recai Özbek ''Trafik Sigorta poliçesi ehliyet sahibine yapılsın''
Karayolları Trafik Kanunu Zorunlu Sürücü Sorumluluk Sigorta Poliçesi

Ahmet KARAGÖZ: Recai Bey katıldığınız TV A Sigortalı Yaşam programında ''Trafik sigorta poliçesi sürücülere kesilsin'' başlığı altında bir öneride bulundunuz, bu önerinizi bizİmle ve okuyucularımızla da paylaşır mısınız?

Recai ÖZBEK: Bizler entegre kuruluşlar değiliz. Bağımlı olarak faaliyet gösteren sigorta şirketlerinin yetkili acenteleriyiz. Her sektörde olduğu gibi, iş partnerlerimizin kararlarına ve şartlarına uymak zorundayız. Bu evlilik veya ortaklık, bizim onların iç işlerine karışma hakkını bizlere tanımaz. Bu gerçeği maalesef görmek ve kabullenmek durumundayız. İsterseniz birlikteliğinizi devam ettirir, istemezseniz devam ettirmezsiniz. Bu noktada üretim yapmamız isteniyorsa, biz de bunu istedikleri sürece yaparız. Şunu da belirtmek isterim ki, hiçbir sektörde üreticiden satıcı olmaz. Başarılı sektör üreticilerinin pazarlama faaliyetlerini, satış kanalları üzerinden gerçekleştirdiklerini de görmemiz mümkün.
Başarının da, başarısızlığın da birer nedeni vardır. Çok çalışırsanız başarılı olursunuz, herkesi memnun etmeye kalkarsanız da başarısız olursunuz. Burada ilginç olan; sektörümüzde herkes bir çabanın içerisinde, başarı gelmiyor. Ve hiç kimse de memnun değil. Ben fiyatlara pek takılmıyorum. Bu konu ile ilgili birçok görüş zaten var. Benim düşüncem ise; sorumluluk poliçesinin, ehliyet sahibi adına düzenlenmesi yani sürücünün bu poliçeyi kendinin edinmesi.Hekim sorumluluk poliçeleri hekimlerin adına düzenlenmiyor mu? Hekimin çalıştığı hastane adına düzenlenmiş bir poliçe var mı ?

Ahmet KARAGÖZ: Bu önerinizin hayata geçirilmiş örnekleri var mıdır?

Recai ÖZBEK: Amerika’da bir araç kiralamaya kalkın, kaç gün kullanacaksanız gün sayısına göre poliçeyi sürücü adına tanzim ediyorlar. Adı üstünde, “sorumluluk poliçesi.” Bu sorumluluğu araç sahibi değil, sürücü taşımalı. İsviçre’de bildiğim kadarıyla sürücülerin aynı zamanda kendilerine ait araç plakaları var. Yani ben sizin arabanızı emanet olarak alıyorsam, sizin plakayı çıkartıp benim plakayı aracınıza takıp o şekilde kullanıyorum. Ehliyeti olan bir sürücü, başkasının aracını başka türlü kullanamıyor.
Ülkemizde birçok işletmeye veya kendimize ait araçlar var. Bu araçları personellerimiz, eşimiz veya çocuğumuz kullanıyor. Bir şekilde hasar meydana geliyor, personeliniz de 3 ay sonra işten çıkıyor ve seneye poliçeyi siz yeniliyorsunuz. Şehirler arası yolcu taşıyan firmaların otobüslerini de şoförler kullanıyor. Böyle bir durumda da en yüksek primi ödeyenler; en çok risk taşıyan taksi, dolmuş, otobüs ve minibüs sahipleri oluyor.
Alkollü iken yakalandığınızda, ehliyetinize el konuyor. Niye araç sahibine bir yaptırım yok? Netice itibariyle kötü bir sürücüye aracını verdiğinde, poliçe primi olarak cezalandırılıyor. Ama neden alkol kullanan bir sürücüye aracını verdiğinde sorumlu tutulmuyor?
Poliçe süresi bitmekte olan, motosiklet ile bir yemek firmasında evlere paket servisi yapan bir sigortalıyı örnek verelim. Geçen sene birikim yaparak satın aldığı aracın poliçesi, 293 TL primle kesiliyor. İki ay önce kayınbiraderi arabayı emaneten alıyor ve toplam 500 TL maddi hasarlı bir kazaya karışıyor. Bu sebepten dolayı şu anda çıkan en uygun prim 1.372 TL ve yaptıramıyor. Burada araç sahibinin ne kusuru var? Bu poliçe priminin 2.500 TL olmuş olmasına bile itiraz etmem. Ama bu poliçenin yenilemesini; hasarı yapan sürücünün yapması lazım ki, dikkatsizliğin bedelini de ödemiş olsun.
Bir başka kriter; yaşlı araçlar için de farklı fiyatlar uygulanıyor olması. Gerçekten aracın yaşı bu kadar mı önemli veya bu kadar mı etken? Ülkemizde TÜV denilen bir kuruluş var. Bu kuruluş tüm araçları kontrol ediyor. Kontrolden geçen araçlar da karayolunda güvenle seyredebilir demiyorlar mı, yoksa ben mi yanlış anlıyorum? O zaman neden araçların yaşı üzerinde duruluyor? Burada önemli olan karşı tarafa verilecek hasarlar değil mi? Yani 2015 model bir araç 3. Bir şahsa zarar veremez mi yada daha az mı verir? Görünce bizleri tebessüm ettiren Vos Vos araçlar var. Aşağıda resmi olan bu araç 1961 model. Plaka sacı bile 1961 yılına ait. Poliçesi geçen sene 400 TL civarında kesilmiş. Bu sene vadesi gelince acaba poliçe primi ne kadar çıkacak? Bu aracın sizce ne sorunu var? Önemli olan bu aracı kullanan “sürücü” değil mi? Otomobil meraklıları da burada mağdur olmuyor mu? Bu araç sahipleri bırakın kaza yapmayı, birileri onlara çarpmaya kalksa araçtan inip kendilerini siper ederler, çünkü araçları onlar için en az 2016 model bir araç kadar değerlidir.
Trafikte yaklaşık 20.000.000 araç olduğu söyleniyor. Tamamının da poliçesinin var olduğunu varsayalım. Ehliyeti olan kişi sayısını tahmin edebilir misiniz? Bu ehliyet sahiplerinin hepsinin birer sorumluluk poliçesi olması, bu branşa ne kadar çok katkı sağlayacaktır. Bu poliçeleri ehliyet sahibi veya sürücünün edinmesi zorunlu olursa, iyi-kötü sürücü ayrımı da yapılırsa, ülkemizde oluşan onca trafik kazalarının da önüne geçilmiş olunmaz mı? Kazaya sebebiyet veren sürücüye sorumluluk yüklensin. Poliçesi yenilenirken kötü sürücü cezalandırılsın. Araç kullanmayı meslek edinen şoför esnaflarımız işe müracaat ettiklerinde nasıl ehliyeti olması gerekiyorsa, sorumluluk poliçesi de olsun ve işveren de buna göre işe alsın. Ehliyet sahibinin sicili olsun, hatta yediği trafik cezaları bile iş müracaatında istensin. Sicili bozuk olan bir sürücünün poliçesi yenilenirken, poliçe primi de buna göre yükselsin. Eğer sicili daha da bozuluyorsa, biraz daha yükselsin. Ve hatta gerekirse poliçesini yaptırmaya imkanı yetmeyecek kadar yüksek bir primle karşılaşsın ki şoförlük mesleğini yapamayacak hale gelsin. Terapi görmesi sağlansın. Onca insanın ölümüne sebebiyet veren sürücünün gerekiyorsa 0-5 yaş düzeyine kadar inilsin. Bakın o zaman, mesleği şoförlük olan ve bunun dışında kalan diğer sürücüler kaza yapıyor mu. Trafik kontrollerinde poliçesiz yakalanıyorsa ehliyetlerine el de konulsun. Bakın o zaman yurdum insanı yayaya kırmızı yandığında öndeki araca korna çalıyor mu. Sarı ışıkta hareket ediyor mu. Hele hele radara yakalanıyor mu…

Ahmet KARAGÖZ: Peki, aklıma gelen bir soruya da açıklık getirirseniz sevinirim. Sorum Şöyle; bildiğiniz gibi ehliyette sınırlandırmalar var. Size göre bu sınıflandırmalara göere mi poliçe tanzimi gerekiyor?

Recai ÖZBEK: Bu arada konu haklı olarak poliçelerdeki kullanım tarzı veya ehliyet sınıfını akla getirebilir. Üzerinde tabiki tartışılabilir. Kullanım tarzları birleştirilip, paket poliçe düzenlenebilir. Veya ehliyetin sınıfına göre de poliçe düzenlenebilir. Mesela E sınıfı ehliyeti olan birini ele alalım. Ehliyeti var ama ağır vasıta kullanmıyor olsun. İstediği başka bir sınıf için poliçe düzenletebilir veya E sınıfı poliçe düzenletip kullanabildiği tüm araçları kapsayabilir. Hatta kasko poliçelerinde İMM teminatları kaldırılabilir. Sürücü bu teminatı, isterse ihtiyari de alabilmeli. Bu konunun üzerinde detaylı konuşulmalı ve incelenmeli diye düşünüyorum.
Bu arada iyi ya da kötü tüm sürücüler; poliçe işlemleri için hangi şirkete veya acenteye giderse gitsin, yaptıracağı sorumluluk poliçesi prim tutarı her yerde aynı olursa, inanın buna da hayır demeyiz.

Ahmet KARAGÖZ; Recai Bey teşekkür ederim. Umarım bu görüşünüz ve önerileriniz Hazine tarafından kabul görür. Böylece dikkatsiz ve keyfi kazaların da önüne geçilmiş olacaktır. Başarılar diliyorum.

Recai ÖZBEK: Rica ederim. Yetkililer dikkate alırlarsa tartışmaya açılıp düzenlemeler yapılarak birçok soru işaretlerinin önüne geçilecektir diye düşünüyorum. Ayrıca gazeteniz ve onun değerli mensuplarına teşekkür ederim..
Bu haber 1289 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum