PAL SOKAĞI ÇOCUKLARI 7.3.2015
PAL SOKAĞI ÇOCUKLARI 7
11 Mart 2015 - 08:53
PAL SOKAĞI ÇOCUKLARI 7.3.2015
İş yoğunluğu ve piyasa acımasızlığının, ekonomik nedenlerle tavan yaptığı yılları yaşıyoruz.
Özellikle sigorta sektörünün, maalesef düzenlemeyen düzenlemelerinin ve sektörün kendi iç yapısından kaynaklı büyük sorunlarıyla baş etmenin zorlaştığı zamanlarda, akli molalar vermenin hep yararını gördüm.
1 iyiliğin 10 kötülüğü götürdüğünü düşündüm hep.
Bunu düşünürken nedendir bilinmez, yaştan mı acaba, hep eskilere giderim.
Yaşıtlarım ve büyüklerim hatırlayacaklardır.
Biz, Ferenç Molnar’ın “Pal Sokağı Çocukları”,Ömer Seyfettin’in “Kaşağı” romanlarıyla büyürken, sevgiyi,acımayı,merhameti,haksızlık yapmamayı,yalan söylememeyi,ekip olmayı,çalışmayı,mücadele etmeyi ve birçok şeyi öğrendik.
Kendimizi Pal sokağının Nemeçek’inin ve Kaşağı’nın Hasan’ının yerine koyduk.O zamanın ölümcül hastalıklarını nasıl yeneriz diye düşündük.
Aslında yenilmesi gereken kötülüklerdi.
Aynı zamanda Şişli’nin arka sokaklarında,parke taşlı zeminde,taştan kurduğumuz kalelerin ve doğanın yaptığı sınırlarla oluşan sahamızda yaptığımız yedişer kişilik maçlarda top kimdeyse hakem odur dedik.
Bugün alkışlanan ‘top benden çıktı’ları veya ben ‘faul yaptım’ları 50 yıl evvel söyledik.
Ayağı topa değmeyen olmasın,gönlü kalmasın diye küçük büyük herkesin 5 dakika da olsa oynadığı maçları yaptık.
Aklımda kalan önemli değerlerimizden sadece birkaç tanesine değinmek istiyorum.
Rahmetli Tanju Okan’ı,Barış Manço’yu,Cem Karaca’yı,Allah uzun ömürler versin, Erol Evgin’i,Ajda Pekkan’ı nezaket ve saygılarını örnek alarak dinledik.
Yeşilçam’ın yıldızlarını, Maçka’da bayıldım yokuşunda 50’li yılların Chevroletleri’nde kah içinde kah dışında boğaz manzarasıyla bütün duygularıyla izledik,yaşadık.
Her filmde o zaman ıssız olduğu için Kireçburnu’ndaki benzinci soygununu gördük veya Maslak yolunda araçların kovalamacasını izlemekten sıkılmadık, her defasında yeni bir heyecanla seyrettik.Emeğe saygı duyduk.
Yazlık sinemalarda Hababam Sınıfı seyredip,tahta sandalyelerde bazen uyuklayarak çekirdek yedik.
Ama keyif aldık.Sakin,huzurlu ve mutluyduk.
Televizyonunuzu kapatmayı unutmayınız yazısını bekledik.Yazmadan kapatmadık.
Televizyon dizilerinin belki en iyilerini seyrettik.
Doktor Richard Kimble’ın suçsuz olduğuna inandık,her hafta kaçsın,yakalanmasın istedik.
Komiser Gerard’ı sevmedik,ama işini doğru yapışını gördük.
Bonanza ile kovboy olmak istedik.
İlk otomatik kapıyı Uzay Yolunda gördük.
JR ‘ın bütün baskısına rağmen iş adamlığını örnek almadık.
Sue Ellen’a hep üzüldük.
Eskiye gidiş, çağ dışı kalış veya onlar artık yok diye düşünmeyin, hatta eleştirmeyin.
Örnek alabiliriz.Bu acımasız rekabete,kabullenmeye kendimizden başlayarak dur diyebiliriz.
Özellikle sigorta satışı tarafında olanlara böyle bakmak istiyorum.
Belki eskiye giderek, aynı ideallerle yeniden başlayabiliriz.Pal Sokağı Çocukları’nın mücadelesini yapabiliriz.
Ama aynı naiflikle,aynı duruşla yine hayatın hızını ve yenileşmeyi yakalayabiliriz.
Mücadele etmeden,yorulmadan,çalışmadan kazanmak yok ,eskiden de yoktu.
Yeter ki, top benden çıktı veya faul yaptım diyebilelim.
Sadece sigorta acenteliği kazancı ile yaşamlarını sürdüren sigorta acenteleri oyunun kurallarını yeniden yazabilir,tekrar söylemek gerekirse özendiğim eski naiflikle,eski duruş ve duygularla yazabilir.
O zaman belki Pal Sokağı Acenteleri oluruz.
1900’lerin başında yazılan roman yeniden yazılır.
Yazamazsak bile, bir akıl molamız olur.
Sevgi ve saygılarımla
A.Metin Bengi
İş yoğunluğu ve piyasa acımasızlığının, ekonomik nedenlerle tavan yaptığı yılları yaşıyoruz.
Özellikle sigorta sektörünün, maalesef düzenlemeyen düzenlemelerinin ve sektörün kendi iç yapısından kaynaklı büyük sorunlarıyla baş etmenin zorlaştığı zamanlarda, akli molalar vermenin hep yararını gördüm.
1 iyiliğin 10 kötülüğü götürdüğünü düşündüm hep.
Bunu düşünürken nedendir bilinmez, yaştan mı acaba, hep eskilere giderim.
Yaşıtlarım ve büyüklerim hatırlayacaklardır.
Biz, Ferenç Molnar’ın “Pal Sokağı Çocukları”,Ömer Seyfettin’in “Kaşağı” romanlarıyla büyürken, sevgiyi,acımayı,merhameti,haksızlık yapmamayı,yalan söylememeyi,ekip olmayı,çalışmayı,mücadele etmeyi ve birçok şeyi öğrendik.
Kendimizi Pal sokağının Nemeçek’inin ve Kaşağı’nın Hasan’ının yerine koyduk.O zamanın ölümcül hastalıklarını nasıl yeneriz diye düşündük.
Aslında yenilmesi gereken kötülüklerdi.
Aynı zamanda Şişli’nin arka sokaklarında,parke taşlı zeminde,taştan kurduğumuz kalelerin ve doğanın yaptığı sınırlarla oluşan sahamızda yaptığımız yedişer kişilik maçlarda top kimdeyse hakem odur dedik.
Bugün alkışlanan ‘top benden çıktı’ları veya ben ‘faul yaptım’ları 50 yıl evvel söyledik.
Ayağı topa değmeyen olmasın,gönlü kalmasın diye küçük büyük herkesin 5 dakika da olsa oynadığı maçları yaptık.
Aklımda kalan önemli değerlerimizden sadece birkaç tanesine değinmek istiyorum.
Rahmetli Tanju Okan’ı,Barış Manço’yu,Cem Karaca’yı,Allah uzun ömürler versin, Erol Evgin’i,Ajda Pekkan’ı nezaket ve saygılarını örnek alarak dinledik.
Yeşilçam’ın yıldızlarını, Maçka’da bayıldım yokuşunda 50’li yılların Chevroletleri’nde kah içinde kah dışında boğaz manzarasıyla bütün duygularıyla izledik,yaşadık.
Her filmde o zaman ıssız olduğu için Kireçburnu’ndaki benzinci soygununu gördük veya Maslak yolunda araçların kovalamacasını izlemekten sıkılmadık, her defasında yeni bir heyecanla seyrettik.Emeğe saygı duyduk.
Yazlık sinemalarda Hababam Sınıfı seyredip,tahta sandalyelerde bazen uyuklayarak çekirdek yedik.
Ama keyif aldık.Sakin,huzurlu ve mutluyduk.
Televizyonunuzu kapatmayı unutmayınız yazısını bekledik.Yazmadan kapatmadık.
Televizyon dizilerinin belki en iyilerini seyrettik.
Doktor Richard Kimble’ın suçsuz olduğuna inandık,her hafta kaçsın,yakalanmasın istedik.
Komiser Gerard’ı sevmedik,ama işini doğru yapışını gördük.
Bonanza ile kovboy olmak istedik.
İlk otomatik kapıyı Uzay Yolunda gördük.
JR ‘ın bütün baskısına rağmen iş adamlığını örnek almadık.
Sue Ellen’a hep üzüldük.
Eskiye gidiş, çağ dışı kalış veya onlar artık yok diye düşünmeyin, hatta eleştirmeyin.
Örnek alabiliriz.Bu acımasız rekabete,kabullenmeye kendimizden başlayarak dur diyebiliriz.
Özellikle sigorta satışı tarafında olanlara böyle bakmak istiyorum.
Belki eskiye giderek, aynı ideallerle yeniden başlayabiliriz.Pal Sokağı Çocukları’nın mücadelesini yapabiliriz.
Ama aynı naiflikle,aynı duruşla yine hayatın hızını ve yenileşmeyi yakalayabiliriz.
Mücadele etmeden,yorulmadan,çalışmadan kazanmak yok ,eskiden de yoktu.
Yeter ki, top benden çıktı veya faul yaptım diyebilelim.
Sadece sigorta acenteliği kazancı ile yaşamlarını sürdüren sigorta acenteleri oyunun kurallarını yeniden yazabilir,tekrar söylemek gerekirse özendiğim eski naiflikle,eski duruş ve duygularla yazabilir.
O zaman belki Pal Sokağı Acenteleri oluruz.
1900’lerin başında yazılan roman yeniden yazılır.
Yazamazsak bile, bir akıl molamız olur.
Sevgi ve saygılarımla
A.Metin Bengi
Bu haber 703 defa okunmuştur.






YORUMLAR