KONTRA SİGORTACI – Yedi kocalı zorunlu branş

Merhaba değerli okuyucular, Önce küçük bir hatırlatma… Bundan yaklaşık iki yıl önce, 2014 yılı başlarında yazdığım bir yazıda özetle demiştim ki: “Yedi basamaklı teminatı olan trafik sigortasında göre

KONTRA SİGORTACI – Yedi kocalı zorunlu branş
19 Ocak 2016 - 08:58
Merhaba değerli okuyucular,

Önce küçük bir hatırlatma… Bundan yaklaşık iki yıl önce, 2014 yılı başlarında yazdığım bir yazıda özetle demiştim ki: “Yedi basamaklı teminatı olan trafik sigortasında göreceli iyi bir 2013 yılı geçiren sektör, yeni yıla (2014’e) iki basamaklı (yani çok düşük) prim teklifleriyle girdi. Bu hayra alamet değil, 2013 sonunda erişilen bu fiyat seviyesinin korunması lazım, aksi takdirde ileride karnımız tırmalanacak.”

An itibarıyla baktığımızda zorunlu trafikte ortalık tam anlamıyla toz duman. Sigortalı, sigortacı ve acente başta olmak üzere herkes şikayetçi. En çok da sigortacılar. Zira uzun yıllardır zarar etmelerine rağmen fiyatlara dokunmadan idare etmeye çalıştıktan sonra mızrak çuvala sığmayınca yapılan zamlar ve düşürülen komisyonlar, müşterileri ve acenteleri çileden çıkartmış durumda. Ben de merak ettim, bu zorunlu trafik sigortasından kim ne fayda elde ediyor? Bir özetini çıkartalım ve sigortalıdan aldığı primden başka bir geliri olmayan bir sigorta şirketinin kaç ayrı tarafla bu geliri paylaştığını görelim: (Veriler 2015 yılı 9 aylık Birlik tablolarından alınmıştır.)

1. Dağıtım kanalı: En önemlisi acenteler, aldıkları pay toplam net primin yüzde 15,5’i.

2. Sosyal Güvenlik Kurumu: 2011 yılından beri tedavi giderleri için net priminin yüzde 10’unu alıyor.

3. Güvence Fonu: Faaliyeti durdurulan sigorta şirketlerinin sorumluluklarını ve ayrıca sorumlusu belli olmayan kaza mağdurlarının tazminatlarını ödüyor, toplam brüt primin yüzde 8’ini alıyor.

4. Vergi Dairesi: Toplam brüt primin yüzde 5’ini BSMV olarak alıyor.

Buraya kadar olanlar resmi taraflar. Buna göre şirket 500 lira net primle poliçe kesecekse, müşteriden 560 TL alacak, bu paradan yukarıdaki tarafların hepsine ödeme yaptıktan sonra eline kalacak para ise 367 TL. Yani müşteriden alınan primin yüzde 35’i şirketin kasasına girmeden devletin çeşitli kurumlarına ve acentelere gitti bile. Geriye kalan parayla şirket hasar ödeyecek, genel giderlerini karşılayacak ve üste para kalırsa da kar edecek!

Daha bitmedi, hasar öderken de muhatap olunan taraflar var:

5. Avukatlar – Hasar aracıları: Özellikle bedeni hasarlara aracılık yapan resmi avukatlar veya gayri resmi hasar aracıları. Ödenen toplam rakamla ilgili istatistik bulunmuyor ancak mağdurlara gitmesi gereken bedeni tazminatların önemli miktarının bu aracılar tarafından alındığı tahmin ediliyor.

6. Oto tamirhaneleri: Maddi hasarları anlaşmalı veya anlaşmasız olarak tamir edenler. Anlaşmalı olanlar da sigortacıların maliyetlerini kontrol mekanizmaları (parça tedariki marifetiyle) bulunsa da anlaşmasız olanlar da eksper kontrolü dışında kontrol imkanı kısıtlı, zira mağdurun kendi eksperini atama hakkı da bulunuyor.

7. Eksperler: Maddi hasarların tespitine aracılık eden yetkililer, son çıkan kanunla asgari tarifeyle şirketten ücret talep etme hakkına sahip.

Olayın traji-komik yanı, işin asıl taraflarının hiçbiri yukarıda yok. Peki kim onlar?

I. Son zamanlarda yükselişe geçen primleri ödemek zorunda olan sigortalılar,

II. Son on yıldır sürekli zarar etmesine rağmen yakın tarihe kadar fiyatları artırmamaya çalışan, kesmesi zorunlu olduğu poliçenin yukarıdaki taraflara ödenen maliyetlerin büyük çoğunluğuna (yedek parçalar tedariki hariç) karar veremeyen, tam anlamıyla (yukarıda saydığımız gibi) yedi kocalı Hürmüz’e dönen sigorta şirketleri,

III. Aslında bu poliçenin mağduriyetini gidermesi beklenirken, alması gereken tazminatın büyük bölümünü aracılara kaptıran mağdurlar.

Sonuç olarak, müşteriler sigorta şirketlerine “Soygun yapılıyor” diye kızıyorlar ama işin içinde başka işler var. Bu düzenden en çok mağdur olanlar yine sigorta şirketleri.

Bu aylık da bu kadar. Kalın sağlıcakla…

 

Hayatımız Sigortalı
Bu haber 569 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum