KANIMA DOKUNUYOR
Bir sektör ancak bu kadar kötü yönetilebilir
06 Nisan 2015 - 17:55
Bir sektör ancak bu kadar kötü yönetilebilir. Hazine Müsteşarlığı Sigortacılık Genel Müdürlüğü sigortacılık sektörüne zarar vermek için kurulmuş bir devlet kuruluşu gibi hareket etmektedir.
Hani bir söz vardır bozuk saat bile günde iki kere doğuyu gösterir derler ya, bu devlet kurumu bozuk saat kadar bile doğru çalışmamaktadır. Eğer bu kurumun hakkını yediğimi düşünenler varsa lütfen devamını okusun, eğer hatalı isem tarafıma hatamı söylemekten çekinmesin. Genel müdürlük sanki sigorta şirketlerini müsteşarlığın yan kuruluşları gibi görüp kollamaktadır. Hâlbuki genel müdürlüğün görevleri kanunla belirlenmiş ve bu görevler arasında en önemlisi kazazedelerin sigorta şirketlerine karşı korunmasını sağlamaktır.
Sigorta şirketlerini vatandaş karşısında korumaya çalışmak ve bu doğrultuda kararlar almak 5 yaşındaki bir çocuğa karşı dünya şampiyonu bir güreşçiyi savunmak kadar anlamsız bir o kadar da vicdansızlıktır.
***
• Sigorta şirketlerinin fiyatlarını serbest bırakmak ve zorunlu sigortalardaki primlerin bir kat arttırılmasına sessiz kalmak,
• Zorunlu sigortasını herhangi bir sebeple yaptırmamış olan vatandaşların poliçelerini gecikme zammı ile birlikte yaptırdıkları bilinmektedir. Bu gecikme zamları sigorta şirketleri ile yakından uzaktan ilişkisi olmayan bir husustur. Bu tutarların kesinlikle hazineye ya da güvence hesabına aktarılması gerekmektedir. Sigorta şirketlerinde kalması Sebepsiz zenginleşme nedenidir. Sigortanın yapılmadığı dönemde zaten sigorta şirketleri olacak kazalardan dolayı sorumlu da değildir. Bu gecikme zamlarının sigorta şirketine bırakılması,
• Sektörde sözleşme hükmünde olan genel şartları güncellemeyip, vatandaşın aleyhine olan maddeleri düzeltilmemesi,
• Güvence hesabı mevzuatlarını kanunlara uygun olarak güncellemeyip binlerce kazazedenin mağduriyetine sebebiyet verecek uygulamalara izin vermesi,
• Bankacılık ve sigortacılık programlarından mezun olan öğrencilerin % 2-3 kadarı ancak sigorta şirketlerinde çalışabilmekte diğerleri ise işsiz kalmakta veya değişik sektörlerde iş aramaktadırlar. Ülkemizde 100 den fazla sigortacılık programı olduğu ve bunların yaklaşık olarak 15 yıldır mezun verdiği düşünüldüğünde binlerce öğrencinin mağdur olduğu dikkate alınarak sektörü disiplin altına almak gerekirken, bu yapılmadığı gibi SEGEM belgesi almayı zorunlu tutmak zaten zor durumda olan öğrencilerden 3 aylık eğitim ücreti 2400 TL almak akla sığmamaktadır.
2 yıl eğitim görüp 2 yıl staj yaptıktan sonra acente açabilmek için bu haraç gibi ücreti ödemek sizde nasıl bir duygu uyandırır? Takdirlerinize sunuyorum.
Madem mezun olan öğrenciler yetersiz kalıyor o halde okullarla diyaloga girerek sektörün istediği standartlarda eğitim yapılmasını sağlamak ve bu öğrencilerin sektörde istihdam edilmesinin çarelerini aramak genel müdürlüğün görevi değil midir?
• Şikâyet makamı olduğu halde objektifliğini tamamen kaybetmiş olan genel müdürlük kendisine yapılan şikâyetlere kulak tıkamaktadır. TBMM, Cumhurbaşkanlığı, BİMER aracılıyla yapılan şikâyetlere ise farklı yuvarlak ve her yöne çekilebilecek cevaplar vererek pozisyonunu koruyarak sigorta şirketlerinin bir temsilcisi gibi davranması, Gösteriyor ki Sigortacılık Genel Müdürlüğü işinin ehli ve tarafsız idarecilere sahip değildir.
***
Türkiye Sigortalar Birliği ile yakın ilişki içinde denetleyeceği birliğin elemanı olarak görev yapmaktadır. Güvence Hesabı ile ilgili mevzuatlarını yenilememeye gayret göstermekte bu gayret ise tarafımızca anlaşılamamaktadır. Yargıtay emsal kararlarına ve kanun hükümlerine hatta Ulaştırma haberleşme ve denizcilik bakanlığının mevzuatlarına kulak tıkayarak hatada ısrar edilmektedir.
Tüm Sigorta mağdurlarına, hukuk camiasına, siyasi platforma ve kanun koyucuya bu hususlar ihbarımızdır.
Bekir KAYA
Güvence- der Başkanı
Hani bir söz vardır bozuk saat bile günde iki kere doğuyu gösterir derler ya, bu devlet kurumu bozuk saat kadar bile doğru çalışmamaktadır. Eğer bu kurumun hakkını yediğimi düşünenler varsa lütfen devamını okusun, eğer hatalı isem tarafıma hatamı söylemekten çekinmesin. Genel müdürlük sanki sigorta şirketlerini müsteşarlığın yan kuruluşları gibi görüp kollamaktadır. Hâlbuki genel müdürlüğün görevleri kanunla belirlenmiş ve bu görevler arasında en önemlisi kazazedelerin sigorta şirketlerine karşı korunmasını sağlamaktır.
Sigorta şirketlerini vatandaş karşısında korumaya çalışmak ve bu doğrultuda kararlar almak 5 yaşındaki bir çocuğa karşı dünya şampiyonu bir güreşçiyi savunmak kadar anlamsız bir o kadar da vicdansızlıktır.
***
• Sigorta şirketlerinin fiyatlarını serbest bırakmak ve zorunlu sigortalardaki primlerin bir kat arttırılmasına sessiz kalmak,
• Zorunlu sigortasını herhangi bir sebeple yaptırmamış olan vatandaşların poliçelerini gecikme zammı ile birlikte yaptırdıkları bilinmektedir. Bu gecikme zamları sigorta şirketleri ile yakından uzaktan ilişkisi olmayan bir husustur. Bu tutarların kesinlikle hazineye ya da güvence hesabına aktarılması gerekmektedir. Sigorta şirketlerinde kalması Sebepsiz zenginleşme nedenidir. Sigortanın yapılmadığı dönemde zaten sigorta şirketleri olacak kazalardan dolayı sorumlu da değildir. Bu gecikme zamlarının sigorta şirketine bırakılması,
• Sektörde sözleşme hükmünde olan genel şartları güncellemeyip, vatandaşın aleyhine olan maddeleri düzeltilmemesi,
• Güvence hesabı mevzuatlarını kanunlara uygun olarak güncellemeyip binlerce kazazedenin mağduriyetine sebebiyet verecek uygulamalara izin vermesi,
• Bankacılık ve sigortacılık programlarından mezun olan öğrencilerin % 2-3 kadarı ancak sigorta şirketlerinde çalışabilmekte diğerleri ise işsiz kalmakta veya değişik sektörlerde iş aramaktadırlar. Ülkemizde 100 den fazla sigortacılık programı olduğu ve bunların yaklaşık olarak 15 yıldır mezun verdiği düşünüldüğünde binlerce öğrencinin mağdur olduğu dikkate alınarak sektörü disiplin altına almak gerekirken, bu yapılmadığı gibi SEGEM belgesi almayı zorunlu tutmak zaten zor durumda olan öğrencilerden 3 aylık eğitim ücreti 2400 TL almak akla sığmamaktadır.
2 yıl eğitim görüp 2 yıl staj yaptıktan sonra acente açabilmek için bu haraç gibi ücreti ödemek sizde nasıl bir duygu uyandırır? Takdirlerinize sunuyorum.
Madem mezun olan öğrenciler yetersiz kalıyor o halde okullarla diyaloga girerek sektörün istediği standartlarda eğitim yapılmasını sağlamak ve bu öğrencilerin sektörde istihdam edilmesinin çarelerini aramak genel müdürlüğün görevi değil midir?
• Şikâyet makamı olduğu halde objektifliğini tamamen kaybetmiş olan genel müdürlük kendisine yapılan şikâyetlere kulak tıkamaktadır. TBMM, Cumhurbaşkanlığı, BİMER aracılıyla yapılan şikâyetlere ise farklı yuvarlak ve her yöne çekilebilecek cevaplar vererek pozisyonunu koruyarak sigorta şirketlerinin bir temsilcisi gibi davranması, Gösteriyor ki Sigortacılık Genel Müdürlüğü işinin ehli ve tarafsız idarecilere sahip değildir.
***
Türkiye Sigortalar Birliği ile yakın ilişki içinde denetleyeceği birliğin elemanı olarak görev yapmaktadır. Güvence Hesabı ile ilgili mevzuatlarını yenilememeye gayret göstermekte bu gayret ise tarafımızca anlaşılamamaktadır. Yargıtay emsal kararlarına ve kanun hükümlerine hatta Ulaştırma haberleşme ve denizcilik bakanlığının mevzuatlarına kulak tıkayarak hatada ısrar edilmektedir.
Tüm Sigorta mağdurlarına, hukuk camiasına, siyasi platforma ve kanun koyucuya bu hususlar ihbarımızdır.
Bekir KAYA
Güvence- der Başkanı
Bu haber 1114 defa okunmuştur.







YORUMLAR