HÜR İRADEMLE
Korku İmparatorluğu Sektörün çalışanlarının, bağlı acentelerin ve şirketlere ekspertiz hizmetleri verenlerin şu içerisinde bulundukları ve getirildikleri duruma bir bakın
07 Mart 2015 - 15:14
Korku İmparatorluğu Sektörün çalışanlarının, bağlı acentelerin ve şirketlere ekspertiz hizmetleri verenlerin şu içerisinde bulundukları ve getirildikleri duruma bir bakın. Önce şirket çalışanlarından başlayalım. Garibim Üniversite bitirmiş, şevkle ve severek bir sigorta şirketinde işe başlamış. Başladığı birimin şefi var, müdürü var. Verilen görevi, talimatları yerine getirmek zorunda (Şef ve Müdürleri de aynı kategoride değerlendirmek gerekir) Mevzuat hükümlerine uymayan bir talimat aldığı zaman da icraata geçmek durumunda. Emir yüksek yerden. Verilen talimat ‘’bunu uygula’’ şeklinde. İşine güvenmiş, sevdiği kızla nişanlanmış, birçok borca girmiş, yaşam mücadelesi veren bu kardeşimiz şimdi ne yapsın? *** Hasar bakan Eksperlerin de bu durumdan bir farkı yok.
Şirket yetkililerine sorsanız ‘’kesinlikle biz eksperlere görevleri dışında müdahalede bulunmayız. Yetkilerine karışmayız’’ derler. Oysa bazı sigorta eksperleri de bu durumun tam tersi açıklama yapar ‘’etki altında kalıyoruz, uygulamalarda bizler zor durumda bırakılıyoruz. Verilen talimatları uygulamazsak ekmeğimizden aşımızdan olacağız, ne yapabiliriz ki’’ der. Ofisinde en az 5 kişiyi istihdam eden, gerçek işi bu olan, bakmakla yükümlü olduğu ailesi çoluk çocuğu olan bu kardeşimiz şimdi ne yapsın? ***
Bu durumda en büyük sıkıntı, aracı kurumlarda, yani acentelerde. Binlerce lira teminat vererek, sıkıntılı bir dönem geçirip eğitim almış, bunun için de binlerce lira harcamış bir acentenin işini yürütmek, daha fazla iş yapmak adına çıktığı bu yolda zaman zaman özel talimatlarla, gerekse sık sık değiştirilen yönetmeliklerle elinin kolunun bağlanması, kendi hegemonyalarındaki idari sisteme uyulması için baskı yapılması, yanı sıra her kafadan bir ses çıkması, ne yaptığını bilmeyen bazı Kurumların boyunduruğu altına alınmak istemesi, ‘’sesini çıkarırsan boynunu kopartırız’’ tehditleri. Zaten iş yapma konusunda karşısına dayatılan etik dışı pazarlama şekilleri ile bunaltılmış, gittikçe daraltılan pastadan pay kapmak, para kazanmak için yaşam mücadelesi veren bu kardeşimiz ne yapsın? *** Böl, parçala, yönet başlıklı yazımdan bir hatırlatma yapayım.’’ görüyorum ki; bazı yırtıcılar mevcut pastayı ellerine geçirmek adına yukarıda bahsettiğim ‘’böl, parçala, yönet’’ gibi seviyesiz, şahsiyetsiz bir yöntemi uygulama çabası içerisine girmişler.
Ve ne yazık ki sektör temsilcileri(acente/ bazı STK lar) bu karaktersiz taktiğin içerisine çekilip yıpratılmaya, küçük ve orta ölçekli kurumların ellerinden emeklerinin, ekmeklerinin alınmasına çalışılıyor. En fazla üzüldüğüm ise bu oyuna alet edilmek istenilenlerin tehlikenin farkında olmamaları. Koskoca bir sektör, 5-10 yırtıcının oturduğu yerden ‘’nasılyaparız da’’ zihniyeti ile ve maalesef yanlarına aldıkları birkaç kişi, kurum ve kuruluşla, altından kalkılamayacak zorlukları ön plana atıp 100 Binlerin ekmeğiyle, çoluk çocuğunun geleceğiyle oynama çabası içerisine girmişler’’demiştim. *** Şimdi bütün bu yazdıklarımın yanı sıra, çalışanları bir de tehdit ve korku paranoyası sarmış durumda. Ne mi yapılabilir?
Acenteler açısından (Musa Yılmaz yazmıştı); ‘’Sonuç olarak mevcut yöneticilerin tamamı çekip gitmedikten sonra, yerlerine pisliğe bulaşmamış, hakkında en ufak şaibesi olmayan gerçek acente emekçileri gelmediği sürece bu sektörde birlik, birleşme ütopik bir söylemden öteye gitmeyecektir.Kendilerinin suratlarına tükürsen yağmur diye şükredecek yapıları olduğu için gitmeyeceklerdir, zorla da olsa gönderilmeleri gerekmektedir. Düzenledikleri toplantılarda bunların şovlarına izin verilmemelidir, söz verilmemelidir, odunla kovalanmalıdırlar’’. Katılıyor musun? Diye sorarsanız.. Evet, katılıyorum. Hem de tüm hür irademle..
Çetin ERDOĞAN
Şirket yetkililerine sorsanız ‘’kesinlikle biz eksperlere görevleri dışında müdahalede bulunmayız. Yetkilerine karışmayız’’ derler. Oysa bazı sigorta eksperleri de bu durumun tam tersi açıklama yapar ‘’etki altında kalıyoruz, uygulamalarda bizler zor durumda bırakılıyoruz. Verilen talimatları uygulamazsak ekmeğimizden aşımızdan olacağız, ne yapabiliriz ki’’ der. Ofisinde en az 5 kişiyi istihdam eden, gerçek işi bu olan, bakmakla yükümlü olduğu ailesi çoluk çocuğu olan bu kardeşimiz şimdi ne yapsın? ***
Bu durumda en büyük sıkıntı, aracı kurumlarda, yani acentelerde. Binlerce lira teminat vererek, sıkıntılı bir dönem geçirip eğitim almış, bunun için de binlerce lira harcamış bir acentenin işini yürütmek, daha fazla iş yapmak adına çıktığı bu yolda zaman zaman özel talimatlarla, gerekse sık sık değiştirilen yönetmeliklerle elinin kolunun bağlanması, kendi hegemonyalarındaki idari sisteme uyulması için baskı yapılması, yanı sıra her kafadan bir ses çıkması, ne yaptığını bilmeyen bazı Kurumların boyunduruğu altına alınmak istemesi, ‘’sesini çıkarırsan boynunu kopartırız’’ tehditleri. Zaten iş yapma konusunda karşısına dayatılan etik dışı pazarlama şekilleri ile bunaltılmış, gittikçe daraltılan pastadan pay kapmak, para kazanmak için yaşam mücadelesi veren bu kardeşimiz ne yapsın? *** Böl, parçala, yönet başlıklı yazımdan bir hatırlatma yapayım.’’ görüyorum ki; bazı yırtıcılar mevcut pastayı ellerine geçirmek adına yukarıda bahsettiğim ‘’böl, parçala, yönet’’ gibi seviyesiz, şahsiyetsiz bir yöntemi uygulama çabası içerisine girmişler.
Ve ne yazık ki sektör temsilcileri(acente/ bazı STK lar) bu karaktersiz taktiğin içerisine çekilip yıpratılmaya, küçük ve orta ölçekli kurumların ellerinden emeklerinin, ekmeklerinin alınmasına çalışılıyor. En fazla üzüldüğüm ise bu oyuna alet edilmek istenilenlerin tehlikenin farkında olmamaları. Koskoca bir sektör, 5-10 yırtıcının oturduğu yerden ‘’nasılyaparız da’’ zihniyeti ile ve maalesef yanlarına aldıkları birkaç kişi, kurum ve kuruluşla, altından kalkılamayacak zorlukları ön plana atıp 100 Binlerin ekmeğiyle, çoluk çocuğunun geleceğiyle oynama çabası içerisine girmişler’’demiştim. *** Şimdi bütün bu yazdıklarımın yanı sıra, çalışanları bir de tehdit ve korku paranoyası sarmış durumda. Ne mi yapılabilir?
Acenteler açısından (Musa Yılmaz yazmıştı); ‘’Sonuç olarak mevcut yöneticilerin tamamı çekip gitmedikten sonra, yerlerine pisliğe bulaşmamış, hakkında en ufak şaibesi olmayan gerçek acente emekçileri gelmediği sürece bu sektörde birlik, birleşme ütopik bir söylemden öteye gitmeyecektir.Kendilerinin suratlarına tükürsen yağmur diye şükredecek yapıları olduğu için gitmeyeceklerdir, zorla da olsa gönderilmeleri gerekmektedir. Düzenledikleri toplantılarda bunların şovlarına izin verilmemelidir, söz verilmemelidir, odunla kovalanmalıdırlar’’. Katılıyor musun? Diye sorarsanız.. Evet, katılıyorum. Hem de tüm hür irademle..
Çetin ERDOĞAN
Bu haber 758 defa okunmuştur.







YORUMLAR