''Hedefimiz finans sektöründe sigortacılığın ve bireysel emekliliğin payının daha yukarılara taşınmasıdır''
TSB olarak sigorta sektörünün 2017 yılı performansının ilk 3 çeyrek bazında nasıl değerlendiriyorsunuz? Sektörde bu yıl öne çıkan branşlar neler oldu? 2017 yılı 9 aylık büyüme rakamları incelendiğinde
05 Ocak 2018 - 11:16
TSB olarak sigorta sektörünün 2017 yılı performansının ilk 3 çeyrek bazında nasıl değerlendiriyorsunuz? Sektörde bu yıl öne çıkan branşlar neler oldu?
2017 yılı 9 aylık büyüme rakamları incelendiğinde hayat dışı branşın büyümesinin trafik primlerine getirilen tavan tarife nedeniyle olumsuz etkilendiğini, bununla beraber hayat branşında oldukça yüksek bir büyüme gerçekleştiğini görmekteyiz. Nitekim hayat dışı sektör 2017 yılının ilk 9 ayında prim üretiminde hayat dışı branşlarda geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 10, hayat branşında yüzde 49 artış göstermiş, toplamda ise yüzde 15 oranında artış sağlanarak 32,2 milyar TL prim üretimine ulaşılmıştır. Trafik branşında 12 Nisan 2017’de yürürlüğe giren tavan fiyat uygulaması sonrasında düşen primlerin etkisiyle branş yüzde 4’lük küçülme yaşamıştır. Sektörümüzün yılın ilk yarısında aktif büyüklüğü geçen yıla göre yüzde 24 oranında artış göstererek 138 milyar TL’ye ulaşmıştır.
Hayat sigortalarında yazılan primlerin yüzde 49 oranında artışı da kayda değer bir gelişme olup, bireysel krediler bağlantılı sigortaların başını çektiği sektörün kredi vadelerindeki uzamaya paralel olarak primlerinde önemli artış yaşandığını belirtmekte fayda var.
Bireysel Emeklilik Sistemi’nde (BES) ise 20 Ekim itibarıyla katılımcıların fon büyüklüğü, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 25 oranında artarak 64,6 milyar TL’ye ulaşmıştır. Devlet katkısı fonları ile birlikte toplam fon büyüklüğü 74,1 milyar TL olmuştur. Bu yıl başlayan otomatik katılım uygulaması sisteme, 18 Ekim itibarı ile toplam 7,6 milyon çalışan girmiş; fon tutarı ise 1,4 milyar TL’ye ulaşmıştır.
Bu yılın en önemli olaylarından biri olarak belirtmek gerekir ki, 2017’de Ocak ayında otomatik katılım sistemi yürürlüğe girmiş olup, böylece 45 yaşını doldurmamış yaklaşık 14 milyon çalışanı kademeli olarak sisteme dahil olmaya başlamıştır. Bu uygulamayı Emeklilik sistemimizde eksik olan ikinci basamak mesleki planların başlaması ve yaygınlaşması için önemli bir ilk adım olarak nitelendiriyoruz.
Diğer yandan, geçtiğimiz yıllarda sektörümüzde sağlık sigortaları branşında önemli büyüme kaydedildi. Özellikle, tamamlayıcı sağlık ürünleri prim üretiminin geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 177 oranında artması sağlık sigortaları branşının yüzde 18,1’lik büyüme göstermesinde etkili oldu. Önümüzdeki dönemlerde de tamamlayıcı sağlık ürünlerinde büyümenin devam etmesini beklemekteyiz.
Sigorta sektörünün teknik karlılığı ile ilgili bilgi verebilir misiniz? 2017 yılsonunda karlılık anlamında beklentileriniz nelerdir?
2017 yılında, sektörün konsolide bazda 2 milyar TL teknik kâr, 338 milyon TL mali kâr elde ettiğini görmekteyiz. Branşlar bazında bakıldığında hayat dışı branşlarda 1,3 milyar TL, hayat branşında 606 milyon TL ve emeklilik branşında 110 milyon TL teknik kâr elde edilmiştir. Vergi sonrası bilanço kârı ise 1,9 milyar TL olarak gerçeklemiştir. Temmuz ayında meydana gelen deprem ve yağış hadiselerinde gerçekleşen hasarların özellikle yangın ve kasko branşlarının kârlılık oranını olumsuz etkileyeceğini, ayrıca, Nisan 2017’de getirilen tarife ve tavan prim uygulamasının da etkisiyle yılsonunda hayat dışında faaliyet gösteren şirketlerimizin karlılıklarında negatif etkisinin görüleceğini öngörmekteyiz.
2017 yılı Bireysel Emeklilik Sistemi açısından otomatik katılımın başlamasıyla önemli bir yıl oldu. Sistemin ulaştığı büyüklüğü ve otomatik katılımda ulaşılan son rakamları nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bireysel emeklilikte otomatik katılım uygulaması sistemimiz açısından reform niteliğinde olup, son yıllarda sektörümüzde gerçekleştirilen en önemli projelerdendir. 1 Ocak 2017 tarihinde yürürlüğe giren Otomatik katılım sayesinde Ekim ayı itibarıyla 7,6 milyon çalışan sisteme dâhil olmuş, bu çalışanların 3,5 milyonu sistemde kalmaya devam etmiştir. Otomatik katılımda fon büyüklüğü 1,4 milyar TL’ye ulaşmıştır. Kısa sürede çok büyük bir çalışan kitlesi sisteme dahil olmuş ve önemli miktarda fon birikimi sağlanmıştır. Ülkemizde henüz çok yeni olan bu uygulamanın zamanla daha da gelişeceğini tahmin ediyoruz. Zira yurtdışındaki örneklerinde mesleki bazlı özel emeklilik fonlarında otomatik katılım uygulaması son yıllarda yaygınlaşmış, özellikle işveren katkısı ile desteklenen bu fonlar ile ekonomiye uzun vadeli kaynak yaratılmıştır. Ekim ayı sonunda sistemden çıkış yapan çalışanların oranının yüzde 55’e ulaşmış olması kamuoyunda da yankı bulduğu üzere, sistemde birtakım revizyonlara ihtiyaç olduğuna işaret etmektedir. Nitekim Hükümetimiz otomatik katılımda revizyon önerilerini gündeminin ön sıralarına almış bulunuyor. Bu sayede 2018’den itibaren daha çok çalışanın sistemde kalacağını düşünüyoruz.
Diğer yandan üçüncü basamak olarak tabir ettiğimiz gönüllü BES, 20 Ekim itibarıyla katılımcı sayısında 6,9 milyon kişiye ulaşırken 9,5 milyar TL’si devlet katkısı olmak üzere toplam 74,1 milyar TL fon büyüklüğüne ulaşmıştır. Otomatik katılım sayesinde kısa sürede sisteme daha önce girmemiş büyük bir kitle bireysel emeklilikle tanışmış oldu. Şüphesiz bu durum uzun vadede bireylerin tasarruf bilincinin oluşmasında önemli bir kazanımdır.
Otomatik katılımdaki cayma oranlarını TSB olarak nasıl değerlendiriyorsunuz? Birliğin bu konuda yaptığı bir çalışma var mı?
Otomatik katılımda sistemdeki çalışan sayısı 3,5 milyon. Kalma oranı Ekim itibarıyla yüzde 45 seviyesinde. Kısa sürede bu büyüklükte bir kitlenin sisteme dâhil olması önemli bir kazanım. Netice itibarıyla 14 yılda sistemde 6,9 milyon katılımcının yer aldığı düşünüldüğünde 10 ay gibi kısa bir sürede 3,5 milyon katılımcıya ulaşan Otomatik Katılım önemli bir başarı elde etmiştir. Bu sayıyı daha da yukarılara çekmek için revizyon çalışmaları gündemde. Bu çerçevede gerek cayma oranlarını aşağı çekme ama daha önemlisi sistemde kalanların devamlılığını sağlamak adına işveren katkısı uygulamasının ikinci basamak için olmazsa olmaz bir koşul olduğunu düşünüyoruz. Revizyonda işveren katkısının da başlatılmasının tasarrufların teşvik edilmesi için gerekli ivmeyi önemli ölçüde sağlayacağına inanıyoruz.
Tasarruf açığının günden güne arttığı, emekli maaşlarının emeklilerin yaşam standartlarını koruma açısından eksik olduğu ülkemizde tasarruf bilincinin artması ve emeklilik döneminde refah seviyesini koruması adına bireysel emeklilik önemli bir araç ve ülke ekonomisi için uzun vadeli kaynak sağlama noktasında büyük önem arz etmektedir.
Birlik olarak otomatik katılım uygulamaya başlamadan önce otoriteyle yakın işbirliğinde çalıştık. Uluslararası örnekleri inceleyerek ülkemize uyarlayabileceğimiz model alternatifleri geliştirerek bunları düzenleyici otoriteyle paylaştık. Mesleki bazlı olarak nitelediğimiz otomatik katılım sisteminin en önemli özelliği işveren katkısı. Biz alternatiflerimizde işverene de yük getirmeyecek şekilde uygulamanın başlatılmasını önerdik, hala da öneriyoruz. İşveren katkısının işverenin yükünü ağırlaştırmayacak şekilde başlatılacağı bir modelle, sürdürülebilir bir sistem kurmanın önemine inanıyoruz. Diğer yandan yaptığımız araştırmalarda sistem hakkında ciddi bilgi eksikliği, dezenformasyon olduğunu görüyoruz. Otomatik katılım çok kısa bir sürede tasarlanarak yürürlüğe girdi. Bu nedenle de yeterince tanınmadı. Birlik olarak, sistemi daha da tanıtmak için doğru bir iletişim stratejisi geliştirmek üzere tüm paydaşlarla yakın bir çalışma ve işbirliği içindeyiz.
TSB’nin 2017 yılında belirlediği çalışma alanları neler oldu? Bu yıl gerçekleştirilen projelerden ve çalışmalarından bahseder misiniz?
Birlik olarak en önemli önceliğimiz sektörümüzün ekonomimizdeki hak ettiği yerini alması, gerçek potansiyelini realize etmesidir. Türkiye ekonomisi dünyadaki en büyük 17. Ekonomiyken, sigortacılık sektörünün sıralamadaki yeri 38’dir. Biz sigortacılığın da en az 17. Sıraya yükselecek kadar varlık oluşturmasını, prim üretmesini hedefliyoruz. Sektörümüz dinamik ve büyüyen bir sektör. Ancak sadece büyüme yetmez, penetrasyonu da artırmalıyız. Gayrisafi Milli Hasıladaki payımız yüzde 1,6, hayat ve hayat dışı sigortalar toplam. Birlik olarak çalışmalarımızın nihai amacı üretimdeki yerimizi artırmak değişen dünyaya ayak uyduracak ve ortaya çıkan yeni risklere karşı hazırlıklı olarak toplumun ve ekonominin ihtiyacı olan teminatları verecek güçlü bir sigortacılık sektörünün alt yapısının oluşturulmasıdır. Bunu da gerek branşlar bazında teknik çalışmalarla, otoriteyle ve ilgili tüm paydaşlarla yakın koordinasyon ve işbirliği halinde gerek stratejimizi geliştirerek iletişim yoluyla sigortayı görünür kılmak ve vatandaşlarımız bilinçlendirmek suretiyle çok yönlü yürüttüğümüz çalışmalarla yapmayı hedefliyoruz.
Birliğimiz yer aldığı her mecrada sigortanın önemini ortaya koymakta, sigortanın kara gün dostu olduğunu vurgulamaktadır. Yaz aylarında gerçekleşen deprem, sel ve dolu olayları sonrasında meydana gelen hasarların en hızlı şekilde karşılanmasını sağlamak için tüm sektör çaba sarf etmiştir. Hasarların tazmin edilmesinin yanı sıra toplumun her kesiminde farkındalık yaratılması ve bireylerin, kuruluşların bilgi sahibi olması adına Birliğimizce yoğun çalışmalar yapılmaktadır. Sigortanın pahalı olmadığı, küçük bütçelerle ciddi teminatlar satın alınabileceğine yönelik toplumumuzu bilinçlendirmeyi Birliğimizin öncelikli görevi addediyoruz. Sigorta bilincinin artırılması için öncelikle finansal okuryazarlığın artırılması gerektiğini, bu noktada ilkokul, ortaokul ve lise müfredatlarında finansal okuryazarlığın ve sigortanın yer almasının faydalı olacağını düşünüyoruz.
Birliğimiz, bir yandan sektörümüzün karşı karşıya bulunduğu güncel ve artık kronikleşmiş sorunların çözümü için yapısal çözümler geliştirmeye çalışırken diğer yandan endüstrimizin derinleşmesine ve penetrasyonunun artırılmasına katkıda bulunmak amacıyla bir dizi eylemi hayata geçirmeye çalışmaktadır. Bu bağlamda hayat dışı şirketlerimizi olumsuz etkileyen trafik branşı ile ilgili olarak en temel sorun olan trafik kazalarının azaltılması noktasında Birlik olarak ilişkili tüm taraflarla birlikte harekete geçmiş bulunmaktayız. Başta İç işleri Bakanımız desteği olmak üzere, emniyet genel müdürlüğümüz, karayolları genel müdürlüğümüz, Tüm Otobüsçüler federasyonumuz, Hazine Müsteşarlığımız ve diğer sivil toplum kuruluşları ile birlikte çalışıyoruz. Diğer yandan yargı tarafında sigorta hususlarının önemli yer oluşturması nedeniyle gerek Yargıtay sigorta dairleri ile gerekse Adalet akademisi ile yakın temas içinde olmaya gayet gösteriyoruz. Yürüttüğümüz projeler noktasında özellikle istatistikle çalışan bir endüstri olarak veri kalitesinin ve desenin artırılmasına yönelik bir projeye de başlamış bulunmaktayız. Yine tıpkı kredi notu gibi sigortalı için bir sigorta puanlama projesinin de tasarım aşamasındayız. Tabi güncel konulara yönelik olarak yapılan bu çalışmaların yanı sıra asıl hedefimiz olan Sigortacılığın gelişmesi ve ekonomideki öneminin ve derinliğinin artırılmasına yönelik çalışmalar da yürütmekteyiz.
Bu bağlamda hedefimiz hâlihazırda finans sektöründe yaklaşık yüzde 4 olan sigortacılığın ve bireysel emekliliğin payının daha da yukarılara taşınmasıdır. Bu amaçla hayat dışı branşlarda trafik sigortası gibi zorunlu branşlar ve hayat sigortalarında krediye bağlı hayat sigortalarının hâkim olduğu sektörümüze gelişen ekonomi, teknoloji ve değişen hayat standartlarının dayattığı ihtiyaçları karşılayacak çeşitlilikte ürünlerle sigortacılığı zenginleştirmek ve ülkemizde sigorta üretimini, penetrasyonunu arttırmayı hedefliyoruz.
Diğer yandan ülkemizde penetrasyonu düşük, ancak ekonomik faaliyetlerin devamlılığı açısından için son derece kritik alacak sigortasının yaygınlaştırılması, Kefalet sigortasının bankacılıkta karşılığı olan teminat mektupları ile aynı işlevde kullanılabilmesi da sektörümüze ivme katabilecek gelişmelerdir.
Diğer tüm sektörlerde olduğu gibi, teknolojik gelişmeler satıştan, operasyona, müşteri hizmetlerine uzanan dijital dönüşüm ve bunun sektörümüze etkisine ilişkin çalışmalarımız devam ediyor. Tüm süreçlerin dijital ortamlara taşınması ve bunun için gerekli mevzuat alt yapısında değişiklik önerilerimizi Birliğimiz bünyesindeki teknik komitelerimizle çalışıyoruz.
Mevzuat alt yapısı oluşmaya başlayan faizsiz finans sistemi ve katılım sigortacılığının geliştirilmesine yönelik çalışmalarımız da önümüzdeki dönemde de üzerinde duracağımız diğer bir alan. Sigortacılığın ülkemizdeki kapsayıcılığının genişletilmesi ve dini hassasiyetleri nedeniyle sigortadan uzak duran vatandaşlarımızı İslami finansa uygun ürünlerle teminat altına alınmasını sağlamak amacıyla katılım sigortacılığına ilişkin çalışmaları çok önemsiyoruz.
Sigorta sektörü doğal afetler ve iklim değişiklikleri nedeniyle çok ciddi hasar ödemeleri yaptı. İklim değişikliği ve doğal afetler konusunda sigortanın önemini nasıl değerlendiriyorsunuz?
İklim değişikliği nedeniyle tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de riskler ve hasarlar artmış durumda. Sektör olarak 2016 yılında günde işleme koyduğumuz dosya sayısının 44.400 adet olduğunu günde ödediğimiz tazminat tutarının da 62,6 milyon TL olduğunu görüyoruz. 2017 yılının ilk yarısında ise günde 50.800 dosyada 71,7 milyon TL tazminat ödemiş bulunuyoruz.
Sigorta sektörü, kapsamlı araştırmalar ve uzun tecrübelerle edinmiş olduğu uzmanlığına dayanarak risk farkındalığını artırmada önemli bir rol oynamaktadır. Sigorta şirketleri aynı zamanda risk değerlendirme politikalarıyla hem bireylerin hem de işletmelerin doğal afet ve iklim değişikliğine bağlı oluşan riskler konusundaki bilicinin artırılmasına katkıda bulunarak önlemler alınmasını sağlar. Riske dayalı sigorta primleri uygulayarak, gerekli önlemler hakkında bilgilendirir, farkındalık sağlayarak bireyleri önleyici tedbirler almaya ve zararları azaltmaya yönlendirir. Bu çerçevede el birliği ile sigorta penetrasyonun artırılmasını hedefleyerek daha çok vatandaşımızı koruma altına almalıyız.
Önümüzdeki yıllarda iklim değişiklikleri ve doğal afetlerin sigorta sektörünü nasıl etkileyeceğini düşünüyorsunuz?
20 yılı aşkın bir süredir önde gelen sigortacılar ve reasürörler tarafından önemli bir risk olarak tanımlanan iklim değişikliği, küresel bir meseledir. İklim değişikliğinin etkilerinden kaçınmak mümkün değil. Küresel ısınmanın devam eden yükselişinin, dünya genelinde daha sık ve şiddetli doğal felaketlere yol açması bekleniyor. Buna bağlı olarak da sigorta sektörünün üstleneceği hasarların da artış göstereceğini tahmin etmek zor değil. 1990’lı yıllara kadar Dünya’da doğal afet hasarları nispeten daha düşük iken 1990’lardan itibaren fırtına ve yağış hasarlarının önemli bir yer tutmaktadır.
2015 yılında doğal afetlerin neden olduğu hasarlar içinde sigortalı hasar tutarı 37 milyar ABD dolarıyken, bu rakam 2016 yılında 46 milyar ABD doları olarak gerçekleşmiştir. İklim değişikliğine bağlı sigorta hasarı 2016 yılı için 40 milyar ABD Doları oldu. Bu yılın ilk yarısında Dünya genelinde meydana gelen doğal afet kaynaklı kayıplarda sigortalı hasar bedeli 22 milyar ABD doları olarak gerçekleşmiş ve bu hasarın 17 milyar dolarlık kısmı ABD’de ilk altı ayda gerçekleşen afetlerden meydana gelmiştir. Deprem, fırtına, sel, doğa yangınları bölgelerde ciddi hasarlara yol açmış; 2016’da felaketlerde 11 bin kişi hayatını kaybetmiştir.
İklim değişikliği ile birlikte ülkemizde de sel, dolu ve fırtına/hortum felaketlerinin daha sık vuku bulduğunu görmekteyiz. Bu riskler sigorta sektörünün birçok sigorta branşını etkilemekle birlikte, yangın, mühendislik, kasko ve tarım sigortaları branşındaki fiziki zarar etkisi daha yüksek olmaktadır. Özellikle yerleşim yoğunluğu yaşanan kıyı kesimlerde; yükselen su seviyesi, sel ve fırtına/hortum olaylarına bağlı olarak bu etkinin daha net hissedileceği öngörülmektedir. Küresel ısınma nedeniyle sıcaklık 20. yüzyılda ortalamanın 6 derece üzerinde seyretmektedir. Sıcaklık artışı, sağlık branşını da yakından etkilemeye başlamış, hastane başvuruları ve erken doğum sonucu bebek ölümlerinde artış kaydedilmiştir. Aynı şekilde tarım branşında kuraklık şeklinde de kendini gösteren küresel ısınma verim üzerindeki olumsuz etkisiyle üretim kapasitesinde azalmaya sebep olmaktadır.
Ülkemizde son 10 yıl içinde gerçekleşen iklim değişikliğine bağlı iki önemli hasar yaşadık. İlki ‘Ayamama Deresi Hasarı’dır. Sigorta şirketleri bu hasar sonucunda toplam 475 milyon dolar hasar ödemiştir. İkinci önemli hasar ise Marmara Bölgesi’ni etkileyen temmuz ayındaki aşırı yağış, dolu ve fırtına hasarıdır. Bu hasarda sektörün üstlendiği sigortalı hasar ise 500 milyon TL’yi geçmiştir.
Türkiye’de sigorta ve emeklilik sektörlerinin global ölçek ile kıyaslandığında gelişen ve eksik kalan noktaları sizce nelerdir?
Avrupa ülkeleriyle karşılaştırdığımızda, gerek ekonomideki yeri gerek bireylerin sigortaya ayırdığı pay açısından oldukça düşük seviyelerdeyiz. 2016 yılında, Avrupa’da prim üretiminin GSYH’ye oranı ortalama yüzde 6,7 olurken ülkemizde bu oran yüzde 1,6 olarak gerçekleşmiş. Ayrıca kişi başına düşen prim tutarında da Avrupa’da kişi başına düşen ortalama prim tutarı 1620 ABD doları iken Türkiye’de 165 ABD doları olarak gerçekleşmiştir. Özetle, hayat dışında Avrupa ortalamasına yaklaşmış olsak da hayat sigortalarında hala gidilecek epey yol olduğunu görebiliriz. BES için de aynı durum söz konusu. OECD ülkelerinde özel emeklilik fonları GSYH’nin ortalama yüzde 123,6’sını oluştururken Türkiye’de BES fonlarının GSYH’ye oranı yüzde 2,1 olarak gerçekleşmiştir.
Ülkemizde sigortalanma oranını artırmak için bireylerin bilinçlenmesi önem arz eden bir konu. Bireylerin sigortaya ihtiyacı olduğunun farkına varması için öncelikle başına olumsuz bir olay gelmesini beklememesini sağlamalıyız. Bu konuda, Birliğimiz her mecrada sigortanın önemini ortaya koymakta, sigortanın kötü gün dostu olduğunu vurgulamaktadır. Yaz aylarında gerçekleşen deprem, sel ve dolu olayları sonrasında meydana gelen hasarların en hızlı şekilde karşılanmasını sağlamak için tüm sektör çaba sarf etmiştir. Hasarların tazmin edilmesinin yanı sıra toplumun her kesiminde farkındalık yaratılması ve bireylerin, kuruluşların bilgi sahibi olması adına Birliğimizce yoğun çalışmalar yapılmaktadır. Sigortanın pahalı olmadığı, küçük bütçelerle ciddi teminatlar satın alınabileceğine yönelik toplumumuzu bilinçlendirmeyi Birliğimizin öncelikli görevi addediyoruz. Sigorta bilincinin artırılması için öncelikle finansal okuryazarlığın artırılması gerektiğini, bu noktada ilkokul, ortaokul ve lise müfredatlarında finansal okuryazarlığın ve sigortanın yer almasının faydalı olacağını düşünüyoruz.
Sektörde yeniden düzenlenmesi ya da değişmesi gereken yasal mevzuatlar olduğunu düşünüyor musunuz?
Geçtiğimiz yıllarda sektörümüzde kapsamlı ve önemli mevzuat düzenlemeleri gerçekleşti. Kamuoyunu yakından ilgilendiren ve şirketlerimizi bir hayli zorlayan trafik sigortalarında, kanununda yapılan son değişiklikle beraber, şirketlerimizin yükümlülüklerini hesaplamaları açısından netlik oluştu. Mahkeme kararlarının da bu değişikliği takip etmesini bekliyoruz. Bu bağlamda hazırlanacak genel şart çalışmalarının da tamamlanarak, yeknesak uygulamalara yön vereceğine inanıyoruz.
Bireysel emeklilik branşına ilişkin olarak, otomatik katılımın revizyonu gündemde olup, yakın dönemde uygulamaya ilişkin, katılımcıların daha uzun süre sistemde kalmasını sağlayacak yeni düzenlemelerin gelmesini bekliyoruz.
KAYNAK : BEST YAYINCILIK
2017 yılı 9 aylık büyüme rakamları incelendiğinde hayat dışı branşın büyümesinin trafik primlerine getirilen tavan tarife nedeniyle olumsuz etkilendiğini, bununla beraber hayat branşında oldukça yüksek bir büyüme gerçekleştiğini görmekteyiz. Nitekim hayat dışı sektör 2017 yılının ilk 9 ayında prim üretiminde hayat dışı branşlarda geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 10, hayat branşında yüzde 49 artış göstermiş, toplamda ise yüzde 15 oranında artış sağlanarak 32,2 milyar TL prim üretimine ulaşılmıştır. Trafik branşında 12 Nisan 2017’de yürürlüğe giren tavan fiyat uygulaması sonrasında düşen primlerin etkisiyle branş yüzde 4’lük küçülme yaşamıştır. Sektörümüzün yılın ilk yarısında aktif büyüklüğü geçen yıla göre yüzde 24 oranında artış göstererek 138 milyar TL’ye ulaşmıştır.
Hayat sigortalarında yazılan primlerin yüzde 49 oranında artışı da kayda değer bir gelişme olup, bireysel krediler bağlantılı sigortaların başını çektiği sektörün kredi vadelerindeki uzamaya paralel olarak primlerinde önemli artış yaşandığını belirtmekte fayda var.
Bireysel Emeklilik Sistemi’nde (BES) ise 20 Ekim itibarıyla katılımcıların fon büyüklüğü, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 25 oranında artarak 64,6 milyar TL’ye ulaşmıştır. Devlet katkısı fonları ile birlikte toplam fon büyüklüğü 74,1 milyar TL olmuştur. Bu yıl başlayan otomatik katılım uygulaması sisteme, 18 Ekim itibarı ile toplam 7,6 milyon çalışan girmiş; fon tutarı ise 1,4 milyar TL’ye ulaşmıştır.
Bu yılın en önemli olaylarından biri olarak belirtmek gerekir ki, 2017’de Ocak ayında otomatik katılım sistemi yürürlüğe girmiş olup, böylece 45 yaşını doldurmamış yaklaşık 14 milyon çalışanı kademeli olarak sisteme dahil olmaya başlamıştır. Bu uygulamayı Emeklilik sistemimizde eksik olan ikinci basamak mesleki planların başlaması ve yaygınlaşması için önemli bir ilk adım olarak nitelendiriyoruz.
Diğer yandan, geçtiğimiz yıllarda sektörümüzde sağlık sigortaları branşında önemli büyüme kaydedildi. Özellikle, tamamlayıcı sağlık ürünleri prim üretiminin geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 177 oranında artması sağlık sigortaları branşının yüzde 18,1’lik büyüme göstermesinde etkili oldu. Önümüzdeki dönemlerde de tamamlayıcı sağlık ürünlerinde büyümenin devam etmesini beklemekteyiz.
Sigorta sektörünün teknik karlılığı ile ilgili bilgi verebilir misiniz? 2017 yılsonunda karlılık anlamında beklentileriniz nelerdir?
2017 yılında, sektörün konsolide bazda 2 milyar TL teknik kâr, 338 milyon TL mali kâr elde ettiğini görmekteyiz. Branşlar bazında bakıldığında hayat dışı branşlarda 1,3 milyar TL, hayat branşında 606 milyon TL ve emeklilik branşında 110 milyon TL teknik kâr elde edilmiştir. Vergi sonrası bilanço kârı ise 1,9 milyar TL olarak gerçeklemiştir. Temmuz ayında meydana gelen deprem ve yağış hadiselerinde gerçekleşen hasarların özellikle yangın ve kasko branşlarının kârlılık oranını olumsuz etkileyeceğini, ayrıca, Nisan 2017’de getirilen tarife ve tavan prim uygulamasının da etkisiyle yılsonunda hayat dışında faaliyet gösteren şirketlerimizin karlılıklarında negatif etkisinin görüleceğini öngörmekteyiz.
2017 yılı Bireysel Emeklilik Sistemi açısından otomatik katılımın başlamasıyla önemli bir yıl oldu. Sistemin ulaştığı büyüklüğü ve otomatik katılımda ulaşılan son rakamları nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bireysel emeklilikte otomatik katılım uygulaması sistemimiz açısından reform niteliğinde olup, son yıllarda sektörümüzde gerçekleştirilen en önemli projelerdendir. 1 Ocak 2017 tarihinde yürürlüğe giren Otomatik katılım sayesinde Ekim ayı itibarıyla 7,6 milyon çalışan sisteme dâhil olmuş, bu çalışanların 3,5 milyonu sistemde kalmaya devam etmiştir. Otomatik katılımda fon büyüklüğü 1,4 milyar TL’ye ulaşmıştır. Kısa sürede çok büyük bir çalışan kitlesi sisteme dahil olmuş ve önemli miktarda fon birikimi sağlanmıştır. Ülkemizde henüz çok yeni olan bu uygulamanın zamanla daha da gelişeceğini tahmin ediyoruz. Zira yurtdışındaki örneklerinde mesleki bazlı özel emeklilik fonlarında otomatik katılım uygulaması son yıllarda yaygınlaşmış, özellikle işveren katkısı ile desteklenen bu fonlar ile ekonomiye uzun vadeli kaynak yaratılmıştır. Ekim ayı sonunda sistemden çıkış yapan çalışanların oranının yüzde 55’e ulaşmış olması kamuoyunda da yankı bulduğu üzere, sistemde birtakım revizyonlara ihtiyaç olduğuna işaret etmektedir. Nitekim Hükümetimiz otomatik katılımda revizyon önerilerini gündeminin ön sıralarına almış bulunuyor. Bu sayede 2018’den itibaren daha çok çalışanın sistemde kalacağını düşünüyoruz.
Diğer yandan üçüncü basamak olarak tabir ettiğimiz gönüllü BES, 20 Ekim itibarıyla katılımcı sayısında 6,9 milyon kişiye ulaşırken 9,5 milyar TL’si devlet katkısı olmak üzere toplam 74,1 milyar TL fon büyüklüğüne ulaşmıştır. Otomatik katılım sayesinde kısa sürede sisteme daha önce girmemiş büyük bir kitle bireysel emeklilikle tanışmış oldu. Şüphesiz bu durum uzun vadede bireylerin tasarruf bilincinin oluşmasında önemli bir kazanımdır.
Otomatik katılımdaki cayma oranlarını TSB olarak nasıl değerlendiriyorsunuz? Birliğin bu konuda yaptığı bir çalışma var mı?
Otomatik katılımda sistemdeki çalışan sayısı 3,5 milyon. Kalma oranı Ekim itibarıyla yüzde 45 seviyesinde. Kısa sürede bu büyüklükte bir kitlenin sisteme dâhil olması önemli bir kazanım. Netice itibarıyla 14 yılda sistemde 6,9 milyon katılımcının yer aldığı düşünüldüğünde 10 ay gibi kısa bir sürede 3,5 milyon katılımcıya ulaşan Otomatik Katılım önemli bir başarı elde etmiştir. Bu sayıyı daha da yukarılara çekmek için revizyon çalışmaları gündemde. Bu çerçevede gerek cayma oranlarını aşağı çekme ama daha önemlisi sistemde kalanların devamlılığını sağlamak adına işveren katkısı uygulamasının ikinci basamak için olmazsa olmaz bir koşul olduğunu düşünüyoruz. Revizyonda işveren katkısının da başlatılmasının tasarrufların teşvik edilmesi için gerekli ivmeyi önemli ölçüde sağlayacağına inanıyoruz.
Tasarruf açığının günden güne arttığı, emekli maaşlarının emeklilerin yaşam standartlarını koruma açısından eksik olduğu ülkemizde tasarruf bilincinin artması ve emeklilik döneminde refah seviyesini koruması adına bireysel emeklilik önemli bir araç ve ülke ekonomisi için uzun vadeli kaynak sağlama noktasında büyük önem arz etmektedir.
Birlik olarak otomatik katılım uygulamaya başlamadan önce otoriteyle yakın işbirliğinde çalıştık. Uluslararası örnekleri inceleyerek ülkemize uyarlayabileceğimiz model alternatifleri geliştirerek bunları düzenleyici otoriteyle paylaştık. Mesleki bazlı olarak nitelediğimiz otomatik katılım sisteminin en önemli özelliği işveren katkısı. Biz alternatiflerimizde işverene de yük getirmeyecek şekilde uygulamanın başlatılmasını önerdik, hala da öneriyoruz. İşveren katkısının işverenin yükünü ağırlaştırmayacak şekilde başlatılacağı bir modelle, sürdürülebilir bir sistem kurmanın önemine inanıyoruz. Diğer yandan yaptığımız araştırmalarda sistem hakkında ciddi bilgi eksikliği, dezenformasyon olduğunu görüyoruz. Otomatik katılım çok kısa bir sürede tasarlanarak yürürlüğe girdi. Bu nedenle de yeterince tanınmadı. Birlik olarak, sistemi daha da tanıtmak için doğru bir iletişim stratejisi geliştirmek üzere tüm paydaşlarla yakın bir çalışma ve işbirliği içindeyiz.
TSB’nin 2017 yılında belirlediği çalışma alanları neler oldu? Bu yıl gerçekleştirilen projelerden ve çalışmalarından bahseder misiniz?
Birlik olarak en önemli önceliğimiz sektörümüzün ekonomimizdeki hak ettiği yerini alması, gerçek potansiyelini realize etmesidir. Türkiye ekonomisi dünyadaki en büyük 17. Ekonomiyken, sigortacılık sektörünün sıralamadaki yeri 38’dir. Biz sigortacılığın da en az 17. Sıraya yükselecek kadar varlık oluşturmasını, prim üretmesini hedefliyoruz. Sektörümüz dinamik ve büyüyen bir sektör. Ancak sadece büyüme yetmez, penetrasyonu da artırmalıyız. Gayrisafi Milli Hasıladaki payımız yüzde 1,6, hayat ve hayat dışı sigortalar toplam. Birlik olarak çalışmalarımızın nihai amacı üretimdeki yerimizi artırmak değişen dünyaya ayak uyduracak ve ortaya çıkan yeni risklere karşı hazırlıklı olarak toplumun ve ekonominin ihtiyacı olan teminatları verecek güçlü bir sigortacılık sektörünün alt yapısının oluşturulmasıdır. Bunu da gerek branşlar bazında teknik çalışmalarla, otoriteyle ve ilgili tüm paydaşlarla yakın koordinasyon ve işbirliği halinde gerek stratejimizi geliştirerek iletişim yoluyla sigortayı görünür kılmak ve vatandaşlarımız bilinçlendirmek suretiyle çok yönlü yürüttüğümüz çalışmalarla yapmayı hedefliyoruz.
Birliğimiz yer aldığı her mecrada sigortanın önemini ortaya koymakta, sigortanın kara gün dostu olduğunu vurgulamaktadır. Yaz aylarında gerçekleşen deprem, sel ve dolu olayları sonrasında meydana gelen hasarların en hızlı şekilde karşılanmasını sağlamak için tüm sektör çaba sarf etmiştir. Hasarların tazmin edilmesinin yanı sıra toplumun her kesiminde farkındalık yaratılması ve bireylerin, kuruluşların bilgi sahibi olması adına Birliğimizce yoğun çalışmalar yapılmaktadır. Sigortanın pahalı olmadığı, küçük bütçelerle ciddi teminatlar satın alınabileceğine yönelik toplumumuzu bilinçlendirmeyi Birliğimizin öncelikli görevi addediyoruz. Sigorta bilincinin artırılması için öncelikle finansal okuryazarlığın artırılması gerektiğini, bu noktada ilkokul, ortaokul ve lise müfredatlarında finansal okuryazarlığın ve sigortanın yer almasının faydalı olacağını düşünüyoruz.
Birliğimiz, bir yandan sektörümüzün karşı karşıya bulunduğu güncel ve artık kronikleşmiş sorunların çözümü için yapısal çözümler geliştirmeye çalışırken diğer yandan endüstrimizin derinleşmesine ve penetrasyonunun artırılmasına katkıda bulunmak amacıyla bir dizi eylemi hayata geçirmeye çalışmaktadır. Bu bağlamda hayat dışı şirketlerimizi olumsuz etkileyen trafik branşı ile ilgili olarak en temel sorun olan trafik kazalarının azaltılması noktasında Birlik olarak ilişkili tüm taraflarla birlikte harekete geçmiş bulunmaktayız. Başta İç işleri Bakanımız desteği olmak üzere, emniyet genel müdürlüğümüz, karayolları genel müdürlüğümüz, Tüm Otobüsçüler federasyonumuz, Hazine Müsteşarlığımız ve diğer sivil toplum kuruluşları ile birlikte çalışıyoruz. Diğer yandan yargı tarafında sigorta hususlarının önemli yer oluşturması nedeniyle gerek Yargıtay sigorta dairleri ile gerekse Adalet akademisi ile yakın temas içinde olmaya gayet gösteriyoruz. Yürüttüğümüz projeler noktasında özellikle istatistikle çalışan bir endüstri olarak veri kalitesinin ve desenin artırılmasına yönelik bir projeye de başlamış bulunmaktayız. Yine tıpkı kredi notu gibi sigortalı için bir sigorta puanlama projesinin de tasarım aşamasındayız. Tabi güncel konulara yönelik olarak yapılan bu çalışmaların yanı sıra asıl hedefimiz olan Sigortacılığın gelişmesi ve ekonomideki öneminin ve derinliğinin artırılmasına yönelik çalışmalar da yürütmekteyiz.
Bu bağlamda hedefimiz hâlihazırda finans sektöründe yaklaşık yüzde 4 olan sigortacılığın ve bireysel emekliliğin payının daha da yukarılara taşınmasıdır. Bu amaçla hayat dışı branşlarda trafik sigortası gibi zorunlu branşlar ve hayat sigortalarında krediye bağlı hayat sigortalarının hâkim olduğu sektörümüze gelişen ekonomi, teknoloji ve değişen hayat standartlarının dayattığı ihtiyaçları karşılayacak çeşitlilikte ürünlerle sigortacılığı zenginleştirmek ve ülkemizde sigorta üretimini, penetrasyonunu arttırmayı hedefliyoruz.
Diğer yandan ülkemizde penetrasyonu düşük, ancak ekonomik faaliyetlerin devamlılığı açısından için son derece kritik alacak sigortasının yaygınlaştırılması, Kefalet sigortasının bankacılıkta karşılığı olan teminat mektupları ile aynı işlevde kullanılabilmesi da sektörümüze ivme katabilecek gelişmelerdir.
Diğer tüm sektörlerde olduğu gibi, teknolojik gelişmeler satıştan, operasyona, müşteri hizmetlerine uzanan dijital dönüşüm ve bunun sektörümüze etkisine ilişkin çalışmalarımız devam ediyor. Tüm süreçlerin dijital ortamlara taşınması ve bunun için gerekli mevzuat alt yapısında değişiklik önerilerimizi Birliğimiz bünyesindeki teknik komitelerimizle çalışıyoruz.
Mevzuat alt yapısı oluşmaya başlayan faizsiz finans sistemi ve katılım sigortacılığının geliştirilmesine yönelik çalışmalarımız da önümüzdeki dönemde de üzerinde duracağımız diğer bir alan. Sigortacılığın ülkemizdeki kapsayıcılığının genişletilmesi ve dini hassasiyetleri nedeniyle sigortadan uzak duran vatandaşlarımızı İslami finansa uygun ürünlerle teminat altına alınmasını sağlamak amacıyla katılım sigortacılığına ilişkin çalışmaları çok önemsiyoruz.
Sigorta sektörü doğal afetler ve iklim değişiklikleri nedeniyle çok ciddi hasar ödemeleri yaptı. İklim değişikliği ve doğal afetler konusunda sigortanın önemini nasıl değerlendiriyorsunuz?
İklim değişikliği nedeniyle tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de riskler ve hasarlar artmış durumda. Sektör olarak 2016 yılında günde işleme koyduğumuz dosya sayısının 44.400 adet olduğunu günde ödediğimiz tazminat tutarının da 62,6 milyon TL olduğunu görüyoruz. 2017 yılının ilk yarısında ise günde 50.800 dosyada 71,7 milyon TL tazminat ödemiş bulunuyoruz.
Sigorta sektörü, kapsamlı araştırmalar ve uzun tecrübelerle edinmiş olduğu uzmanlığına dayanarak risk farkındalığını artırmada önemli bir rol oynamaktadır. Sigorta şirketleri aynı zamanda risk değerlendirme politikalarıyla hem bireylerin hem de işletmelerin doğal afet ve iklim değişikliğine bağlı oluşan riskler konusundaki bilicinin artırılmasına katkıda bulunarak önlemler alınmasını sağlar. Riske dayalı sigorta primleri uygulayarak, gerekli önlemler hakkında bilgilendirir, farkındalık sağlayarak bireyleri önleyici tedbirler almaya ve zararları azaltmaya yönlendirir. Bu çerçevede el birliği ile sigorta penetrasyonun artırılmasını hedefleyerek daha çok vatandaşımızı koruma altına almalıyız.
Önümüzdeki yıllarda iklim değişiklikleri ve doğal afetlerin sigorta sektörünü nasıl etkileyeceğini düşünüyorsunuz?
20 yılı aşkın bir süredir önde gelen sigortacılar ve reasürörler tarafından önemli bir risk olarak tanımlanan iklim değişikliği, küresel bir meseledir. İklim değişikliğinin etkilerinden kaçınmak mümkün değil. Küresel ısınmanın devam eden yükselişinin, dünya genelinde daha sık ve şiddetli doğal felaketlere yol açması bekleniyor. Buna bağlı olarak da sigorta sektörünün üstleneceği hasarların da artış göstereceğini tahmin etmek zor değil. 1990’lı yıllara kadar Dünya’da doğal afet hasarları nispeten daha düşük iken 1990’lardan itibaren fırtına ve yağış hasarlarının önemli bir yer tutmaktadır.
2015 yılında doğal afetlerin neden olduğu hasarlar içinde sigortalı hasar tutarı 37 milyar ABD dolarıyken, bu rakam 2016 yılında 46 milyar ABD doları olarak gerçekleşmiştir. İklim değişikliğine bağlı sigorta hasarı 2016 yılı için 40 milyar ABD Doları oldu. Bu yılın ilk yarısında Dünya genelinde meydana gelen doğal afet kaynaklı kayıplarda sigortalı hasar bedeli 22 milyar ABD doları olarak gerçekleşmiş ve bu hasarın 17 milyar dolarlık kısmı ABD’de ilk altı ayda gerçekleşen afetlerden meydana gelmiştir. Deprem, fırtına, sel, doğa yangınları bölgelerde ciddi hasarlara yol açmış; 2016’da felaketlerde 11 bin kişi hayatını kaybetmiştir.
İklim değişikliği ile birlikte ülkemizde de sel, dolu ve fırtına/hortum felaketlerinin daha sık vuku bulduğunu görmekteyiz. Bu riskler sigorta sektörünün birçok sigorta branşını etkilemekle birlikte, yangın, mühendislik, kasko ve tarım sigortaları branşındaki fiziki zarar etkisi daha yüksek olmaktadır. Özellikle yerleşim yoğunluğu yaşanan kıyı kesimlerde; yükselen su seviyesi, sel ve fırtına/hortum olaylarına bağlı olarak bu etkinin daha net hissedileceği öngörülmektedir. Küresel ısınma nedeniyle sıcaklık 20. yüzyılda ortalamanın 6 derece üzerinde seyretmektedir. Sıcaklık artışı, sağlık branşını da yakından etkilemeye başlamış, hastane başvuruları ve erken doğum sonucu bebek ölümlerinde artış kaydedilmiştir. Aynı şekilde tarım branşında kuraklık şeklinde de kendini gösteren küresel ısınma verim üzerindeki olumsuz etkisiyle üretim kapasitesinde azalmaya sebep olmaktadır.
Ülkemizde son 10 yıl içinde gerçekleşen iklim değişikliğine bağlı iki önemli hasar yaşadık. İlki ‘Ayamama Deresi Hasarı’dır. Sigorta şirketleri bu hasar sonucunda toplam 475 milyon dolar hasar ödemiştir. İkinci önemli hasar ise Marmara Bölgesi’ni etkileyen temmuz ayındaki aşırı yağış, dolu ve fırtına hasarıdır. Bu hasarda sektörün üstlendiği sigortalı hasar ise 500 milyon TL’yi geçmiştir.
Türkiye’de sigorta ve emeklilik sektörlerinin global ölçek ile kıyaslandığında gelişen ve eksik kalan noktaları sizce nelerdir?
Avrupa ülkeleriyle karşılaştırdığımızda, gerek ekonomideki yeri gerek bireylerin sigortaya ayırdığı pay açısından oldukça düşük seviyelerdeyiz. 2016 yılında, Avrupa’da prim üretiminin GSYH’ye oranı ortalama yüzde 6,7 olurken ülkemizde bu oran yüzde 1,6 olarak gerçekleşmiş. Ayrıca kişi başına düşen prim tutarında da Avrupa’da kişi başına düşen ortalama prim tutarı 1620 ABD doları iken Türkiye’de 165 ABD doları olarak gerçekleşmiştir. Özetle, hayat dışında Avrupa ortalamasına yaklaşmış olsak da hayat sigortalarında hala gidilecek epey yol olduğunu görebiliriz. BES için de aynı durum söz konusu. OECD ülkelerinde özel emeklilik fonları GSYH’nin ortalama yüzde 123,6’sını oluştururken Türkiye’de BES fonlarının GSYH’ye oranı yüzde 2,1 olarak gerçekleşmiştir.
Ülkemizde sigortalanma oranını artırmak için bireylerin bilinçlenmesi önem arz eden bir konu. Bireylerin sigortaya ihtiyacı olduğunun farkına varması için öncelikle başına olumsuz bir olay gelmesini beklememesini sağlamalıyız. Bu konuda, Birliğimiz her mecrada sigortanın önemini ortaya koymakta, sigortanın kötü gün dostu olduğunu vurgulamaktadır. Yaz aylarında gerçekleşen deprem, sel ve dolu olayları sonrasında meydana gelen hasarların en hızlı şekilde karşılanmasını sağlamak için tüm sektör çaba sarf etmiştir. Hasarların tazmin edilmesinin yanı sıra toplumun her kesiminde farkındalık yaratılması ve bireylerin, kuruluşların bilgi sahibi olması adına Birliğimizce yoğun çalışmalar yapılmaktadır. Sigortanın pahalı olmadığı, küçük bütçelerle ciddi teminatlar satın alınabileceğine yönelik toplumumuzu bilinçlendirmeyi Birliğimizin öncelikli görevi addediyoruz. Sigorta bilincinin artırılması için öncelikle finansal okuryazarlığın artırılması gerektiğini, bu noktada ilkokul, ortaokul ve lise müfredatlarında finansal okuryazarlığın ve sigortanın yer almasının faydalı olacağını düşünüyoruz.
Sektörde yeniden düzenlenmesi ya da değişmesi gereken yasal mevzuatlar olduğunu düşünüyor musunuz?
Geçtiğimiz yıllarda sektörümüzde kapsamlı ve önemli mevzuat düzenlemeleri gerçekleşti. Kamuoyunu yakından ilgilendiren ve şirketlerimizi bir hayli zorlayan trafik sigortalarında, kanununda yapılan son değişiklikle beraber, şirketlerimizin yükümlülüklerini hesaplamaları açısından netlik oluştu. Mahkeme kararlarının da bu değişikliği takip etmesini bekliyoruz. Bu bağlamda hazırlanacak genel şart çalışmalarının da tamamlanarak, yeknesak uygulamalara yön vereceğine inanıyoruz.
Bireysel emeklilik branşına ilişkin olarak, otomatik katılımın revizyonu gündemde olup, yakın dönemde uygulamaya ilişkin, katılımcıların daha uzun süre sistemde kalmasını sağlayacak yeni düzenlemelerin gelmesini bekliyoruz.
KAYNAK : BEST YAYINCILIK
Bu haber 609 defa okunmuştur.







YORUMLAR