DÜŞÜNCEYE SAYGI

Bizler acenteler olarak sigorta şirketlerinin yanlış yaptığını düşündüğümüz uygulamalar hakkında ,  fikir beyan etme veya ne bileyim farklı önerilerde bulunmasını başarabilen insanlarız

DÜŞÜNCEYE SAYGI
02 Eylül 2014 - 19:13
Bizler acenteler olarak sigorta şirketlerinin yanlış yaptığını düşündüğümüz uygulamalar hakkında ,  fikir beyan etme veya ne bileyim farklı önerilerde bulunmasını başarabilen insanlarız.

Bizlerin düşündüklerini icra etmek de ,   elbette ki sigorta şirketlerinin ve kanun koyucunun inisiyatifinde  .

 

Sayın Sigorta şirketleri yöneticileri  ;  Fikrimizi söyleriz , uygularsınız   veya uygulamazsınız  sizin  bileceğiniz  iş , bana bizlere  düşüncelerimiz  için gayri ahlaki yaklaşımlarda bulunarak bu anlamdaki özgürlüğümü/zü   kısıtlayamaz  ,  kısıtlayamazsınız..

Aşağıdaki  diyalog  Adana da  sigortacılığı da ilgilendiren  yayınlar yapan Çetin ERDOĞAN beyin yaşamış olduğu bir hadisedir. Sektörümüzün konu hakkında bilgilenmesi için sizlerle paylaşıyoruz.

Bekir ÖZERDEM

AFSAD YNT.KRL.BŞK.



Siz, Acenteleri Kışkırtıyor musunuz?








Bu soru, telefonla yapılan hoş muhabbetten sonra geldi.

İşte, nasılsınız? Ne var, ne yok? İşler nasıl? Falan, filan..

Denildi ki; Yeni bir yayın planlıyor muşsunuz amacınızı pek anlayabilmiş değiliz.

Ve zevat dilinin altındaki baklayı çıkarttı.

‘’Siz acenteleri aklınız sıra bize karşı kışkırtıyor musunuz?’’

Ben; O ne demek öyle ya! Ne demek istiyorsunuz anlamadım.

O; Sorum gayet net, siz acenteleri aklınız sıra bize karşı kışkırtıyor musunuz? Dedim.

BenTelveye bak ya! Kimsin sen aslanım? Böyle bir soru sorma cesaretini nereden alıyorsun?

O; Ben……’im (İsmi ve o çok büyük unvanı bizde saklı, ama Tlf. Kaydı var valla)

Ben; Irrrrr beğim,senin eşeğin benim eşekten büyükmüş.

O; Dalga geçmeyin lütfen.

Ben; Olur,

O; Sorumun cevabını hala alabilmiş değilim.

Ben; Makamına yakışır Konuşmuyorsun,

O; Terbiyeli olun lütfen

Ben; Olur, peki, yıllarca bu adamların sırtından, etinden, tüyünden, sütünden geçindiniz. Emeğine,ekmeğine, üç kuruşuna göz diktiniz. Sıra hak, hukuk aramaya geldiğinde, sıra bu insanlara yapılan tüm haksızlıkları Kamuoyuyla paylaşmaya geldiğinde ve bunun için aracılık yapmak isteyen biz gazetecilerin çabasını ‘kışkırtmak’ olarak yorumluyorsanız size ‘uygunsuz konuşuyorsunuz’ kelimesi bile iltifat olur.

O; Biz, elimizdeki karşılıklı sözleşme ve Kanun hükümlerine göre hareket ediyoruz.

Ben; Bak hele! Sen benimle konuşmak için abdest alıp destur çektin mi? Önce onu söyle bakalım.

O; Nasıl yani?

Ben; Tereciye tere satmaya çalışıyorsun da o nedenle şey etmiştim.

O; Siz bizden iyi mi biliyorsunuz? Sizden mi öğreneceğiz nasıl hareket edeceğimizi?

Ben; Aman efendim estağfurullah, sizin yanınızda bizim esamemiz bile okunmaz, ne demek.

O; Anlaşıldı sizinle usulü dairesinde konuşmak mümkün olmayacak, mahkemede görüşürüz.

Ben; Bak usta, burası Adana toprağı ve sen has bir Adana’lı ile konuşuyorsun. O nedenle söylemiştim ‘’Destur çektin mi?’’diye.

Demirden korksak trene binmezdik. Sana M.Kemal Atatürk’ün bir sözünü hatırlatayım;‘’Basın, milletin müşterek sesidir. Bir milleti aydınlatma ve irşatta, bir millete muhtaç olduğu fikrî, gıdayı vermekte, hulâsa bir milletin hedefi saadet olan müşterek bir istikamette yürümesini teminde, basın başlı başına bir kuvvet, bir mektep, bir rehberdir’’.

Bizim ayağımızın bir tanesi zaten adliye koridorlarında geziyor tontiş (Sözlük karıştırmayın, ben uydurdum)

Kapat şu telefonu iyice zırvalayıp beni de zıvanadan çıkarma.

Dııııııt, Dııııııt, Dıııııt. Kapanan telefonun sesi ya!

Haydi rastgele.

 



 
Bu haber 640 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum