Biz de Mevzuu çok…

  Kurbağayı kaynar suyun içine atarsan can havliyle zıplar,Ama suyun içine koyup alttan yavaş yavaş ısıtmaya başlarsan, kurbağa uyuşur ve zıplamayı akıl edemeden haşlanır gider… Bu tezden yola çı

Biz de Mevzuu çok…
22 Ağustos 2016 - 08:58
 

Kurbağayı kaynar suyun içine atarsan can havliyle zıplar,Ama suyun içine koyup alttan yavaş yavaş ısıtmaya başlarsan, kurbağa uyuşur ve zıplamayı akıl edemeden haşlanır gider… Bu tezden yola çıkarak azar azar verilen sorunların insanı uyuşturduğu ve bir süre sonra tepki vermez hale getirdiği tezini yüklenebiliriz.

Malum Sigorta sektörü bir cadı kazanı içinde kaynıyor, hararet arttı, hep birlikte zıplıyoruz kaynar suların içinde. Herkesin bir fikri var, dayanırsak, dinlersek, çözeceğiz. Ama benden söylemesi kazan çok büyük ve yüksek ve çıkış yukarda. O yüzden birbirimizi ayağımızdan tutup aşağı çekmekten vazgeçip, birleşmek, kendimizi bukaynayan kazandan kurtarmak zorundayız. Yukarı dedim, bunun için EGO’ları, kişisel hazımsızlıkları bırakıp birbirimizi desteklemeliyiz.

Yoksa… Ah bizi yerler…

Bana cevap verme!

İl delegeleri mail grubundayım. Yazışmaları takip ediyorum. Bir sorun var, Biri çıkıp bir olay ve fikir beyan ediyor, muhatabı devreye girip o öyle değil böyleydi, sen kimsin havasında cevap veriyor, bir başkası karışıyor; ben de duydum! Öyleymiş diyor, Birileri sürekli,” sanırım siz beni anlayamadınız”la başlayan cümleler kuruyor. Herkesin ifade edememe, anlaşılamama, yanlış anlaşılma, daha da fenası o kadar mükemmelim ki diğerleri beni algılayamıyor sendromu var. Hava da kelimeler yumruklaşıyor. Sonra bir diğeri çıkıp sertçe “ Bana cevap verme!” diyor!

Olur, vermem EGO’nu da al git o zaman. İçimden geçiriyorum dışımdan değil. Cevap verme dedin diye.

Sorun şu ki; sorun hala sorun!çözülemedi.

 

Brezilyalılaştıramadıklarımızdanmısınız?

Bir Brezilyalı atasözü der ki;

- Problem mi var?

- Evet, problem var...

- Çözüm var mı?

- Evet var..

- O zaman sorun yok demektir, boş ver eğlenmene bak.



- Problem mi var?

- Evet problem var...

- Çözüm var mı?

- Hayır..

-Eee nasılsa çözümü yok, boş ver yaşamana bak.

 



-Problem mi var?
-Evet, problem var
-Brezilyalı mısın?
-Değilim
-EeeBrezilyalı bile değilsen hiç uğraşma keyfine bak

Biz şimdi Brezilyalı bile değilim ne uğraşacağım havasında takılıyoruz ya onu diyorum, ne yapalım?

Ziraat Ve PTT ‘den Poliçe kestiren Müşteriye ithafen;

İlacını eczaneden alıyor, Çıkık bacağını hastanede tedavi ettiriyor, domatesi bile en organiğinden seçiyorsun da sigortanı ne demeye Bankadan, Postaneden yaptırıyorsun.!!!
Hadi yaptırdın, hasar olduğunda ve muhatap bulamadığında ve eksik, yanlış poliçe sattıklarını fark ettiğinde, gecenin bilmem kaçında neden yana yakıla acente arıyorsun!!!
Yapma! Acentenin Ekmeğiyle oynama! Ucuz poliçe buldum sanıp sosyal medyayı yalan yanlış sallama! Beni Hayattan soğutma!
Amaaa......!

Yahu yapalım sabit tarife sorun kökten çözülsün!

He canım tam kökten çözülür o zaman,Hazine Tarsim gibi Dask gibi bir havuz oluşturur, Ama Trafiğin riski diğer ikisinin çok üzerinde olacağı için komisyonu tabana düşürür, sen de dersin ki bu kadar düşük komisyona ne yapacağım bu işi?Demezsen gel beni bul!

Ya da Hazine der ki Sigorta şirketlerine, bunu Tramer üzerinden kendim satayım, acenteye verilenkomisyonlar da sıfırlanır süper,ne derler kendi köküne kibrit çakmak mı?Alkışlayalım!

Güzel günler göreceğiz, Motorları maviliklere süreceğiz…

Bence Trafik havuzu yeterince çalkalandı, tutunamayan havuzdan dışarı aktı gitti. Serbest piyasa ekonomisi dinamikleri gereği arz-talep dengede buluşmak üzere.Sigorta şirketi kendine çeki düzen verdi.Hatalı sürücüler kendine geldi,Yalan yanlış kaza tutanağı tutma dönemi sona erdi,Acente kaza portföyünde yol almanın tepetaklak getirici etkisini gördü diğer branşlara ağırlık vermeye başladı. ürün çeşitliliği artınca Şirketler portföy risklerini azaltmaya başladı,Ben devletin de poliçe başına %22.5 lara varan vergi, güvence payı vs gibi kesintilerinde biraz gevşemesini görmek istiyorum, bu bile prim düşüşü için ciddi bir adım olur.

Kısa bir süre sonra eskisi kadar düşük olmayan ama şimdi ki kadar da yüksek olmayan primlerin yazıldığı, kurallara uyan bilinçli sürücülerin seyir halinde olacağı, hatır için düzmece kaza tutanaklarıyla haksız hasar taleplerinin olmayacağı, Sigorta şirketinin maliyet tasarrufunu sadece acente komisyonununda değil, tedarikçiler,onarımservisleri,eksperlervs kalemlerinde kontrolününü arttırarak sağlayacağı, devletin vergi indirimiyle destekleyeceği, en fazla müdahalesinin poliçelere alt ve üst sınır aralığı getireceği bir trafik poliçesi dönemi başlayacak diye düşünüyorum.

Dedik ya biz de mevzuu çok, daha yenilenebilemeyen Acentelik sözleşmelerinden, İş güvenliği ve sağlığı kanuna istinaden üzerimize düşen yükümlülüklerden bahsedemedik bile . O da Eylül’e olsun.

Sevgiyle,

Serap Düzgören Arı

 

Antalya
Bu haber 642 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum