BİR FİKRİ OLAN VAR MI? YOKSA KAFAMIZI KUMA GÖMMEYİ SEVİYORMUYUZ?
Yaklaşık 3 yıl önce TÜSİAR derneğinin genel başkanı olarak görev aldım
29 Nisan 2015 - 13:27
Yaklaşık 3 yıl önce TÜSİAR derneğinin genel başkanı olarak görev aldım.
Görev aldığım süre içinde elimden geldiğince meslektaşlarımı dinlemeye, sosyal medyayı yakından takip etmeye çalıştım. Zaman zaman yazılar yazdım, derneğim kanalı ile kimsenin itiraz etmediği, sustuğu her olay için konuştum, çabaladım, emek gösterdim.
Ekibim, aynı dili konuşan, aynı bakış açısına sahip, mesleğini seven cesur insanlardan oluşuyordu. Özgürdüm..
Gerek Hazinenin, gerekse sigorta şirketlerinin tepkisini almayı göze alarak, mesleğime sahip çıktım.
Geldiğim noktada gördüğüm bazı şeylerden hoşnut değilim, artık meslektaşlarım ile aynı dili konuştuğumdan emin değilim, en önemlisi meslektaşlarımın ne istediğini bildiğinden hiç ama hiç emin değilim.
Hayatınızda bir şeyi istersiniz ve istediğiniz şeyi elde etmek için harekete geçersiniz. Kural böyle işler,
Bir araba almak istersiniz, arabayı alabilmek için paraya ihtiyacınız vardır, para için çalışmaya..
Harekete geçersiniz, ama hem harekete geçmeyip hem de her gün, her araba gördüğünüzde benim niye bir arabam yok diye ağlamazsınız.
Artık her şey bir KÖR DÖĞÜŞÜ gibi oldu,
Önce şuna karar vereceksiniz, çözmek mi istiyorsunuz, ya da şikayet ederek mutlu mutlu devam etmek mi?
Cevabı düşünürken şunu da unutmayacaksınız, ikinci şık suda ısıtılan kurbağa örneğidir, bunu da baştan kabul edeceksiniz,
Çözmek için ilk kural önce bilgi sahibi olacaksınız,
Çözmek için ikinci kural, isteyeceksiniz,
Çözmek için üçüncü kural, harekete geçeceksiniz,
Bunların hiç birini yapmaz isek, sadece rüzgarda savrulan yapraklar misali oradan, oraya savrulur, yok oluruz.
Harekete geçmek için birinci kural, mesleğinize sahip çıkmaya karar vereceksiniz,
Harekete geçmek için ikinci kural, bir sivil toplum örgütüne üye olacak ve sivil toplum örgütlerini güçlendireceksiniz.
Harekete geçmek için üçüncü kural, sivil toplum örgütleriniz önderliğinde yapılacak olan büyük çaplı eylemlere katılacak, kamuoyu oluşturacak, mesleğinizin geleceğini kurtarmak için çaba göstereceksiniz.
Bizde olaylar nasıl oluyor?
Önce yasal rakiplerimize bakalım mı,
Bir takım kurum ve kuruluşlar sigortacılık yapıyor, bunun bir çoğumuz farkında bile değiliz, çok da umursamıyoruz ama o kuruluş bazen bize denk geliyor, yada bir müşterimizi alıyor, feryat figan bağırmaya başlıyoruz, bankalar sigorta kesmesin, PTT bizim işimizi yapmasın, Vakıflar , dernekler, birlikler niye poliçe kesiyor..
Nasıl poliçe düzenlediğini, yetkisini nereden aldığını bilmiyoruz? ama yapmasın istiyoruz,
Sadece istiyoruz, hem de mümkünse kendimiz parmağımızı kımıldatmadan, hiçbir şey yapmadan istiyoruz.. Sanki ilahi bir güç gelecek ve bütün bunları engelleyecek gibi istiyoruz.
Biraz da gerçeklere bakalım mı;
1.Bankalar ve PTT tarzı bazı kurumlar yetkisini kendi yasalarından alırlar, bu şu demektir, kendi yasalarında sigortacılık yapabilecekleri ile ilgili madde vardır. Yani yaptıkları şey yasaldır.
Sizin kendi yasanız yani 5684 sayılı yasa ilk çıktığında aşağıdaki şu madde ile çıktı;
(10) Bankalar ile özel kanunla kurulmuş ve kendisine sigorta acenteliği yapma yetkisi tanınan kurumlar ve sözleşme yapmaya veya prim tahsiline, hayat sigortaları veya zorunlu sigortalarla sınırlı olarak yetki verilen sigorta acenteleri hariç olmak üzere kendilerine sözleşme yapma veya prim tahsil etme yetkisi verilen sigorta acenteleri, bireysel emeklilik işlemleriyle ilgili acentelik faaliyeti dışında başka bir ticarî faaliyette bulunamaz.
Açıklaması; Acenteler başka işle iştigal edemezler, ama bankalar ve gücünü yasadan alan kurumlar bundan muaftır. Gayet açık değilmi?
Şimdi neye kızıyorsunuz?
Kimseyi yönetmelik maddeleri ile yormayacağım, bundan sonraki düzenlemelerde ise bu kurumlar ile en azından eşit şartlarda rekabet edebilmemiz için, teknik personel tarzı yaptırımlar getirildi ve bizim yasamızdaki bazı maddelere uyması istendi, şimdi şartlarını yasaya uygun hale getirmeye çalışıyorlar,
Yani bankalar ve gücünü yasadan alan bu kurumlar sigorta yapabilir…
Bir daha nasıl yapıyor diye sormayın lütfen,
2. Vakıf , dernek v.b yapılar;
Bunlar kurumların içinde yer alan yapılardı ve sigortacılık faaliyeti sürdürüyorlardı, Hazine vakfı, MKE vakfı, MTA vakfı, Merkez bankası vakfı..v.b, bunlar içinde bazı zorlayıcı düzenlemeler yapıldı ve eğer sigortacılık faaliyetinde bulunmaya devam edecekseniz önce bir şirket kuracaksınız, acentelerin uyduğu kurallara uyacaksınız denildi, bazıları vaz geçti, bazıları yasalara uygunluğunu sağlayarak sigortacılık yapmaya devam ediyor, Telekom, v.b.
Uyum sağlayanlar sigortacılık yapmaya devam edebilir…
Şimdi, bütün bu gerçeklerin ışığında, bizim bunlarla ilgili sadece feryat figan etmemiz bir şeyi değiştirir mi? Gayet açık ki HAYIR
Sizce biz ‘sigortacılık sadece profesyonel sigorta acenteleri tarafından yapılmalıdır’ derken, bunun için imza kampanyası başlatırken, ne yapmak istedik? Sigortacılık yukarıdaki kurumlar tarafından yapılmasın demek istedik, peki eğer çok güçlü bir destek alabilse idik, ne yapacaktık, kamuoyu oluşturacak ve basında yer alacak, kanun koyucu üzerinde baskı oluşturacak ve kendi yasamıza sadece bir madde eklenecek ve bu meslek grubu haricindeki hiçbir kişi ve kurum sigortacılık yapamaz denilecek ve olay en temelden çözülebilecekti.
Sonuç;
Aynı şeyleri yaparak, daha doğrusu hiçbir şey yapmadan farklı bir sonuç elde etmeyi beklemekten vazgeçin,
Güçlü sivil toplum örgütleri, güçlü lobiler yaratamazsınız hiçbir şeyi değiştiremezsiniz.
Bunları yapmadığınız sürece mesleğim için kurtuluş olarak gördüğüm Meslek Odası kurulduğunda da bir şeylerin değişeceği umudumu kaybediyorum.
Mesleğimizi değil, sadece kendi acenteliğimizi, kendi komisyonumuzu, kendi kazancımızı düşünmeye devam ettiğimiz müddetçe, zihniyetler değişmediği müddetçe hiçbir şey değişmeyecek,
Artık lütfen fark edin..
Binnur AKTAŞ
Bu haber 631 defa okunmuştur.







YORUMLAR