Sektörün en zor sınavı: Zorunlu Trafik Sigortası!
Sigorta sektörü, Zorunlu Trafik Sigortası'nda yaşanan prim artışlarına vatandaşın tepkileriyle ulusal ve yerel medyada sıkça yer aldı
Sigorta sektörü, Zorunlu Trafik Sigortası’nda yaşanan prim artışlarına vatandaşın tepkileriyle ulusal ve yerel medyada sıkça yer aldı. Ancak iletişim uzmanları sektörün yaşanan süreçte kendini doğru anlatamadığını belirtiyor.
Zorunlu Trafik Sigortası… Bu ibareyi son birkaç aydır sıkça duyuyor ya da görüyorsunuz. Gazetelerde, televizyonlarda hatta radyolarda bile en çok trafik sigortasını konuşur olduk. Hatta Zorunlu Trafik Sigortası sayesinde ilk defa sigorta sektörü ulusal bir gazetenin manşetinde yer aldı. Şubat ayında yayınlanan verilere göre geçen yıldan bu yana yazılı basında toplam 3 bin 950 trafik sigortası haberi yer aldı. Vatandaşların yaşanan zamlara artan tepkisinin yer aldığı haberlerde vatandaşlar zorunlu trafik sigortasını, ‘sorunlu trafik sigortası’ olarak bile nitelendirdi.
Sigorta sektörü son 10 yılda lokomotif bu branşta toplam 7 milyar TL zarar etti. Ancak yüzde 80 oranla ülkemizde en yaygın sigorta türü olan trafik sigortasında yaşanan prim artışları, vatandaşın cebini yaktı. Canı yanan sürücüler, dernekler, esnaf odaları, meslek birlikleri çareyi ulusal, yerel basına açıklama yapmakta buldu. Primlerdeki artış kamuoyunda şikayete neden olurken sigortalanma oranlarını da olumsuz yönde etkiledi. Türkiye Sigorta Birliği (TSB) verilerine göre Ağustos 2015’te yüzde 82.3 olan sigortalılık oranı, Ekim 2015’te yüzde 80.5’e düştü.
Peki, bu yaşananlar sektörün itibarını ve tüketicinin sigortaya güvenini nasıl etkiledi? Bu soruyu Hayatımız Sigortalı Dergisi olarak konunun uzmanlarına, sigorta şirketlerine, TSB’ye ve sigorta tüketicilerine sorduk.
Sigortacıların güven sorunu… Sigorta sektörünün en büyük sorunlarından birini güven oluşturuyor. Sigortalılarda sigortacılar için oluşan genel kanı ise ‘Poliçe satana kadar her şey mükemmel, hasar olduğunda bin dereden su getirir’ yönünde. Sektörün geçmişe dayalı yaşadığı bu güven sorunu, trafik sigortalarındaki prim artışıyla perçinlendi. Tüketici kendini ‘yolunacak kaz’ olarak görmeye başladı.
İletişim uzmanları ise sektörün iletişim problemi olduğunda hemfikir. Medyanın her zaman olumsuzu gördüğünü söyleyen İtibar Atölyesi Ajans Başkanı Ertan Acar, yaşanan bu süreçte sigorta sektörünün itibar kaybettiğinin altını çiziyor. 2014 yılı Uluslararası Halkla İlişkiler Derneği (IPRA) Başkanlığı da yapan Stage İletişim Danışmanlığı Kurucusu Dr. Zehra Güngör ise sektörün iletişim zaafına dikkat çekerek sigorta sektörünün kendi söküğünü dikemediğini ifade ediyor. Sektörün, prim artışlarına gelen tepkiler doğrultusunda önceleri trafik branşında artan zararı anlatmaya çalışması, belki de sektörün yaptığı en kritik hamle oldu. Bu açıklamaların ardından oluşan ‘sektör, zararını vatandaştan çıkarıyor’ algısı trafik sigortasının faydasının da görmezden gelinmesine neden oldu. İletişim uzmanları sektörün bu noktada kendini doğru ifade edemediğini belirtirken, doğru tanıtım ve işbirliğinin önemine dikkat çekiyor. Tabii ki bu noktada sektörün medya ile olan işbirliği de önem kazanıyor.
Vatandaş trafik sigortasını vergi gibi görüyor
Serbest tarife uygulamasına geçilmesiyle şirketler kendi prim bedellerini belirlemeye başladı. 1 Haziran 2015’te yürürlüğe giren Yeni Trafik Sigortası Genel Şartlarıyla birlikte ise fiyatlarda artışlar yaşandı. Ancak sektör yöneticileri prim artışlarının geçmiş yılların hasarını tolere etmek için değil, hasarı dengelemek adına yapıldığını belirtiyor.
Sosyal bir misyona da sahip olan trafik sigortasının vergi gibi görüldüğünü ifade eden TSB Genel Sekreteri Mehmet Akif Eroğlu, trafik sigortasının tüketiciye sağladığı faydaların ve kasko sigortasından farkının daha iyi anlatılması gerektiğini ifade ediyor.
Fiyatları ne düşürür?
Trafik sigortasında yaşanan gelişmeler, sigortalılık oranı üzerinde direkt etki yaparken en çok kullanılan sigorta ürünü olması nedeniyle yaratacağı sigortasızlık etkisini tam anlamıyla kaos olarak nitelendirebiliriz. Ürünün toplumsal işlevinin farkında olan vatandaşlar, daha uygun poliçe almanın yollarını ararken, sigorta fiyatını araba fiyatıyla eşdeğer görenler trafik sigortasında vazgeçiyor ya da arabasını bile satmayı göze alıyor. Genel şartların kanuni düzenlemelerle devamlılığının sağlanması gerektiğini düşünen sektör temsilcileri, fiyatları düşürecek etkenleri şöyle sıralıyor:
Gerekli yasal düzenlemeler yapılmalı, yasal boşluğun mahkeme kararları ile doldurulması önlenmeli.
Yapılan düzenlemelerin geriye dönük etkisi sınırlandırılmalı, hasar maliyetlerinin belirsizliği giderilmeli.
Serbest tarife sisteminden taviz verilmemeli, azami limit uygulamasından vazgeçilmeli.
Neler yaşandı?
İmza kampanyası sitesi change.org’da “Zorunlu Trafik Sigortası’nda Büyük Soygun Dur Diyoruz” başlıklı bir kampanya düzenledi.
Malatya’da zorunlu trafik sigortasına yapılan zamlar, at arabası ile protesto edildi.
Rekabet Kurulu kendisine ulaşan başvurular üzerine sigorta şirketlerinin trafik sigortası prim fiyatlarında ön araştırma yaptı.
İstanbul Taksiciler Esnaf Odası, Türkiye Sigorta Birliği önünde zorunlu trafik sigortası ücretlerine yapılan zammı protesto etti.
Zorunlu trafik sigortasında ödenecek primlere yapılacak zammın 2013 yılı baz alınması suretiyle TÜFE ile sınırlandırılması için kanun değişikliği teklifi verildi.
Trafik sigortasında yaşanan prim artışının haksız ve hukuka aykırı olduğunu ifade eden Ankaralı bir vatandaş Tüketici Mahkemesi’ne başvururken, yine Ankaralı bir vatandaş düzenlemenin iptali için Danıştay 10’uncu Dairesi’ne başvurdu.
Zorunlu trafik sigorta primlerinin hangi nedenlere bağlı olarak artırıldığının tespit edilmesi amacıyla Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasını talep edildi.
Batman’da ticari taksiciler konvoy yapıp, korna çalarak, motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortasına karşı eylem yaptı.
Çeşitli esnaf odaları basına verdiği demeçlerle trafik sigortasında yaşanan prim artışlarının vatandaşın belini büktüğünü ifade etti.
Fiyatlar neden arttı?
Sigorta sektörü trafik branşında son 10 yıldır sürekli zarar açıklıyor. 10 yıllık zararın tutarı ise 2015 yılının ilk dokuz ayında 7 milyar TL’ye ulaştı. Fiyat artışlarıyla birlikte yapılan açıklamalarda sektörün bu zararı paylaşıldı. Tüketicilerde ise sigorta sektörünün bu zararı çıkartmak için fiyatların artırdığı yönünde algı oluştu. İletişim uzmanları medyanın doğal refleksi gereği olumluyu değil, olumsuzu gösterdiğini belirterek, fiyat artışının gerçek nedenlerinin pozitif algı yaratacak şekilde aktarılması gerektiğini ifade ediyor.
Bu doğrultuda sigorta sektörü aktörleri fiyatları artıran nedenleri şöyle sıralıyor:
Teminat tanımlarında netlik olmaması nedeniyle farklı yargı kararları oluşması.
Bedeni tazminat ve araç değer kaybı hesaplamalarında standartların olmaması.
Standartların olmaması nedeniyle ortaya çıkan aracılar nedeniyle bedeni tazminatların tutarlarına itiraz edilerek dosyaların yargıya taşınması.
Dövizdeki, dolayısıyla yedek parça maliyetlerindeki artışlar.
Çok fazla kaza yapan sürücüler.
Azami prim limiti uygulaması ile hasar frekansı yüksek-düşük sürücüler arasındaki farkın ortadan kalkması.
Sigortalı tepkisinde haklı ama prim artış nedenleri şeffaf bir şekilde anlatıldı
Aksigorta Genel Müdürü Uğur Gülen: Trafik sigortasında artan primler, sigortalılarda haklı tepkilere neden olsa da sektörümüzün imajını olumsuz etkilediğini düşünmüyoruz. Yaşanan bu süreçte gerek Türkiye Sigorta Birliği gerekse sektörde faaliyet gösteren şirketler prim artışlarının nedenlerini, çözüm önerilerini şeffaf bir şekilde, detaylarıyla kamuoyuyla paylaşmışlardır. Sektör bu branşta yıllardır süregelen zararı kendi özsermayesi ya da diğer branşlardan elde ettiği karla dengelemeye çalışmış ancak kalıcı çözümler bulunamaması, durumu yönetilemez hale getirmiştir. Kamu otoritesi tarafından üzerinde çalışılan ve Meclis’e getirilmesi planlanan yeni çözüm yolunun hem tüketiciler hem de şirketler nezdinde olumlu etki yaratacağına inanıyoruz.
Türkiye Sigorta Birliği Genel Sekreteri Mehmet Akif Eroğlu: Kişisel kanaatim Birlik, sektör ve dağıtım kanalları olarak trafik poliçesinin ne olduğunu kaskodan farklarını vatandaşların bu poliçe ile nasıl bir koruma aldığını aksi halde ne gibi risklerle karşılaşacağını çok anlatamadığımız yönünde. Bu poliçe ile her gün çıktığımız trafikte karşı karşıya olduğumuz kaza riskinin doğuracağı sorumlulukları kontrol altına alıyoruz. Bugün bedeni tazminat limiti 310 bin TL, olay başı 1.5 milyon TL düzeyinde. Sektör ve Birlik olarak hem bu artışların nedenini hem de trafik poliçesini anlatmamız gerekiyor, vatandaşımızın bu poliçeyi alırken nasıl bir değer ve koruma aldığını bilmesi gerekiyor.
Son dönemdeki fiyat artışlarının yüksekliği bu noktada sıkıntı yaratmıştır. Sektör olarak elbette rekabet etmeliyiz ama dönemsel olarak çok büyük oynaklıkların olmaması gerekiyor. Bunun tüketici nezdinde anlaşılması zorlaşıyor. Tabii ki volatilitenin azalması da en başta belirsizliklerin azalmasına bağlı, bunu da kabul etmek gerekir.
Azami prim uygulaması ile korunan işletenler aslında hasar frekansı yüksek işletenlerdir. Dolayısıyla, getirilen düzenleme ile iyi sürücü/kötü sürücü, düşük riskli/yüksek riskli araç grupları arasında oluşturulan adil dağılım ortadan kaldırılmış durumda. Bunun doğal bir sonucu olarak hasar maliyetleri daha da yükselecek, hasar maliyetlerinin yükselmesi yine primlere yansıyacak ve iyi sürücü sayısındaki olumlu seyir olumsuz yönde etkilenecek. Bu durumda tüketicilerde bir güven sorununa yol açacaktır.
Trafik sigortası olmaması büyük bir risk
Tüm bunlar sigortalılık oranındaki düşüşü beraberinde getirecektir. Ancak tüketicilerin trafik sigortasında yaşanan prim artışlarında dikkat etmeleri gereken iki önemli nokta bulunmaktadır.
Birincisi, sigorta şirketlerinin bu prim artışlarıyla geçmişten gelen zararlarını sübvanse etmeye çalışmıyor olmalarıdır. Bu çerçevede, yaşanan prim artışı geçmişteki zararları tolere etmek için değil, yalnızca bugünkü hasar yükünü dengelemeye yönelik gerçekleştirilmektedir.
Diğer bir husus ise vatandaşlarımızın sigorta yaptırmadan trafiğe çıkmaları halinde karşı karşıya kalacakları riskin büyüklüğüdür. Örneğin; 13.04.2014 tarihinde trafik kazasına karışan bir otomobil işleteni, sigorta primi olarak 524 TL ödemiş olup karışmış olduğu kazaya istinaden sigorta kapsamında ödenen bedeni tazminat tutarı 1.424.416 TL olmuştur. Bu araç işleteni 524 TL ödeyerek trafik sigortası yaptırmasaydı, 1.424.416 TL’lik bedeni tazminat tutarı Güvence Hesabı tarafından karşılanacak; ancak sonrasında bu meblağ araç işleteninden tahsil edilecekti. Bu itibarla araç sahibi vatandaşlarımızın muhakkak trafik poliçesi yaptırmaları gerekmekte olup çok fazla prim yükü ile karşılaşmamak içinse trafik kurallarına uygun araç sürmeleri yerinde olacaktır.
Suçu biraz da kendimizde aramalıyız
Güneş Sigorta Genel Müdürü Serhat Süreyya Çetin: Bize atılan her topu, fırsata çevirip bir şekilde iletişim kanalların hepsini sonuna kadar kullanmamız gerekiyor. Bireysel olarak, şirket olarak, Birlik olarak, bu sektörün bütün çatı kuruluşları olarak acentesiyle, eksperiyle, asistansıyla, brokeriyle tüm fırsatları topluma bir şeyler aktarmak için kullanılmalı. İletişim en büyük sorun. 2016 yılında hala biz kasko ile trafiği birleştirmeyi konuşuyorsak, hala insanlar ‘trafik poliçesi alıyorum, neden kasko alayım’ diyorsa, hala trafik poliçesiyle karşı tarafın risklerinin karşılandığını anlamadıysa ya da biz anlatamadıysak, burada biraz da suçu kendimizde bulmamız gerekiyor.
KAYNAK: SİGORTA ŞİKAYETİ