Selamlar, Yazının başlığından da anlaşılacağı üzere, 2012 yılından beri bir çok yerde söylediğim, yazdığım naçizane fikirlerimi, yine ve yeniden yazacağım
Selamlar,
Yazının başlığından da anlaşılacağı üzere, 2012 yılından beri bir çok yerde söylediğim, yazdığım naçizane fikirlerimi, yine ve yeniden yazacağım. Aslında daha öncede söylüyordum ama internette ki sosyal medyada değil, daha ziyade eş dost sohbetlerinde.
Bu güne kadar pek çok yerde, bu sektör için ilk yapılması gereken işin, devlet büyüklerimizin yaptığımız işin, yani sigorta acenteliğinin İŞ olarak görmesini sağlamak olmalıdır demiştim. Şimdi mümkün. Neden? İç İşleri bakanı Sayın Süleyman Soylu,
Eski bir sigorta acentesi. Bu sektörü bilen, sorunlarını yaşamış biri olarak bizleri ve sorunlarımızı anlayacağını umduğum bir kişi. Neden böyle bir imkân varken değerlendirilmesin. Sigorta sektöründe faaliyet gösteren her STK’dan başkanların ya da yöneticilerinin oluşturacağı bir heyetle bu sorunu konuşmak ve çözüm istemek için sayın bakana gidilmesin.
İkinci olarak, herkes sigorta sektörünün bir kanununun olmadığını dolayısıyla da sigorta acentelerinin bir yönetmeliğini olmadığını söylüyordu.
Kanun yapıldı, yönetmelik oluşturuldu ki ben 4. değişiklikten sonra yönetmeliği takip etmeyi bıraktım. Sonuç dağ fare doğurdu ve ne kanun nede sigorta acenteleri yönetmeliği kimseyi memnun etmedi. Ama bir kesim hariç ki onlarda sigorta şirketleri. Onlar gayet memnunlar ama çaktırmıyorlar.
SAİK diye bir ucube kuruldu, sözde sektörün üst kolu ve sorunlarının çözümleyici merkezi olacaktı ki, sorunun kendisi oldu. Katılmayan var mı?
Allah için çözüm üretti, üretti de sigorta acenteleri için değil, sigorta şirketleri için, acenteler azıcık itiraza kalkışsa ceza yağdırdı. Aksini söyleyecek var mı SAİK başkanı H. Kasap’dan başka.
Bu sektörün sorunlarının tek çözümü meslek odası ya da birliğinin kurulmasıdır ki lütfen kimse yok TOBB istemez, Hisarcıklıoğlu izin vermez gibi mazeretleri sıralamasın. Ne demek vermez. Verir, vermek zorunda kalır veya bırakılır. Eğer sektör birlik olup, top yekun ayağa kalkarsa. Ülkemizin geldiği bu birlik ortamında kimse birlik olmuş, kenetlenmiş bir topluluğun isteğini geri çeviremez. Sonuçta 15 bin küsur acente ve bu sektör sayesinde ekmek yiyen yaklaşık 100 bin kişi var. Böyle bir gücü kimse göz ardı edemez.
Sonuç olarak çözüm yine dönüp dolaşıp bizim birlik olmamızda yatıyor…
Şimdi buradan şunu da açıkça söylüyorum, sigorta sektöründe faaliyet gösteren STK’ların sayın başkanları, o şişkin egolarınızı, küçük dağları ben yarattım tavırlarınızı bir kenara bırakın ve elinizi taşın altına koyun ki yarın öbür gün lanetle anılmak yerine hayırla yâd edilebilin.
Sevgiyle kalın…
Öğr. Gör. Mehmet İSEL