BİR TÜSAF TOPLANTISI DAHA BÖYLE GEÇTİ

Öncelikle belirtmek isterim

Öncelikle belirtmek isterim. Osmaniye Sigorta Acenteleri Derneği Başkanı Metin Sevmez'i gösterdiği üstün performansından dolayı kutluyorum. Kolay değil onca insanı ağırlamak, memnun etmek, nazını, kahrını çekmek. Ufak tefek eksiklik ve aksamalar dışında kanımca güzel bir organizasyondu.

İyi ki tanıma fırsatı buldum dediğim insanlar vardı aralarında. Birçok İl Dernek Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyeleriyle tanışma fırsatım olduğu gibi, “keşke tanımasaydım, sadece düşüncelerimde kalsalardı” dediğim şahsiyetler de oldu. * Levent Uluçeçen Qick Sigorta Genel Müdürü: Samimi, içten, dobra bir Genel Müdür. Lafını hiç esirgemeyen, tavsiye ve nasihat tarzında ki söylemlerini pür dikkat izledim. Kendisi ve temsil ettiği şirketine yöneltilen her soruya verdiği cevaplar ve sabrı takdire şayan," iyi ki tanıdım" dediğim insanlardan.

Cemil Yusuf Satoğlu TARSİM Genel Müdürü:Ankara Sigortanın Genel Müdürlüğünü yaptığı günden bu yana tanıdığım güler yüzlü, samimi ve içten tavırları ile her kesime aynı duygu ve düşünce ile yaklaşan mütevazı bir şahsiyet.Ulusal Kanal da kendisini konuk ettiğim, program yaptığım günlerde de aynı samimiyetini hatırlıyorum. Hiç değişmemiş. İyi ki oradaydı. Ahmet Yaşar: Adana da Bölge Müdürlüğü yaptığı günlerden tanırım kendisini, Şimdilerde Qick sigorta da önemli bir görevde. Beni sürekli olarak izlediğini söyledi, sevindim. Arşivcidir. Her soruya verilecek bir cevabı mutlaka vardır. İyi ki oradaydı. * Ahmet Genç yoktu, Keşke gelseydi.

Başkan Murat Büyükçelebi'nin bal-şeker ayında olmasından dolayı keşke düşüncelerimde kalsalardı dediğim TÜSAF'ı temsilen ve yeni tanıdığım, ilk defa yüz yüze geldiğim Hanife Karamustafaoğlu ve yine ilk tanıdığım, ilk defa yüz yüze geldiğim Bülent Yük ve İSAD bünyesinden ayrılıp TÜSAF saflarına geçen, samimiyetle itiraf edeyim merak ettiğim, tanımak istediğim bir Meral Jale Bayav hanımefendi vardı. * Gelseydi eğer Sayın Ahmet Genç için zihnimde tasarladığım ve acenteleri huzursuz eden tek bir soru vardı soracağım.

Bu nedenle TÜSAF'ı kürsüde temsil eden Hanımefendiye tarafsız gazeteci kimliğimle sordum; “son günlerde, sizin de bildiğiniz gibi acenteleri tedirgin eden Noterlerin poliçe tanzim etmeleri ile ilgili söylentiler var, bu güne kadar bu ve benzeri girişimler her ne kadar inkar edilse de sonunda gerçek oldu. Önceden tedbir alacak mısınız? Eylem koyacak mısınız? Ne düşünüyorsunuz?” Öyle bir cevap aldım ki (!) Kendimi bir an toplantıyı provoke etmeye çalışan bir kimlik hüviyetinde gördüm. O kibirli, o sert ifadeler karşısında adeta pişmanlık hissine kapıldım. Hele Bülent Yük Beyefendinin "konu kapanmıştır" komutu, sert ifadesi, Meral Jale Bayav Hanımefendinin bana dönerek "lütfen", yani "uzatma" direktifi (!) daha sonra mikrofonu alıp aynı konuda görüş belirtmesi ve bir soruyu neredeyse 10 dakikada sorması.

Keşke davet edilmeseydim ve hatta keşke gelmeseydim kaygısına itti beni. * Bu sert ve absürt karşılanmadan sonra benim çok sevdiğim ve kendisinin de beni sevip değer verdiğine inandığım bir acente dostum kulağıma eğilip "Ağabey bunlar senin buraya gelmeni bile istemiyorlardı, hatta seni görünce ne işi var bunun burada dediklerini duydum". Neden? Diye sordum. Ben hep onlardan yana değil miyim? Desteklemiyor muyum? Hatta TÜSAF seçimlerinde bile destekleyen gazeteci bendim şimdi n'oldu da tavır değişti. Sebep neymiş biliyor musunuz? “AGEP le birleşin, daha büyük bir birliktelik oluşturun” çağrım !. Çok rahatsız etmiş onları. * Anlaşıldı Vehbi'nin kerrakesi..

Çetin ERDOĞAN