İHANETİN AYAK SESLERİ
İhanetin ayak sesleri, Bu ülkede sanırım gerçek acente emekçilerinin uğradığı haksızlık kadar başka hiç bir iş kolu ihanete uğramamıştır
İhanetin ayak sesleri,
Bu ülkede sanırım gerçek acente emekçilerinin uğradığı haksızlık kadar başka hiç bir iş kolu ihanete uğramamıştır.
Yıllarca dişiyle tırnağı ile portföy edinerek, ekmek yemeye çalışırken, iş birliği yaptığı şirketini de mali açıdan ciddi anlamda güçlendirmişlerdir. Her bir şirket ciddi mali değerlere sahip olup, büyük rakamlara satılmıştır.
Bu büyük rakam ederini, mali gücünü kazandıran acenteyi hiç hesaba katmamıştır. Onların bu büyümedeki emeği gücü görmezden gelinmiştir. Satılırken devredilen portföyün yüzde 60 ı acente emeğidir. Bu emek görmezden gelinerek üzerine yatılmıştır.
Tüketici menfaatı masalları altında, zorunlu sigortalarda serbest fiyat politikası acenteye vurulmuş en büyük darbedir. Kıran kırana başlayan bir fiyat istikrarsızlığı, acenteleri iyice boğazlamıştır, uzun yıllar tek şirketle çalışan acente artık birden çok şirketle çalışmaya mecbur bırakılmıştır.
Çalıştığı şirketlerden uygun fiyatı bulamayan acente, arkadaşlarından fiyat alarak müşterisini kaçırmamak adına dışarıdan poliçe yaptırmaya başlamıştır.
Artık günlük ekmeğinin derdine düşen acente, üretimi bölündüğü için, çalıştığı şirketlerin hedefini tutturamama gerekçesi ile bir bir ekran kapama ve acenteliğinin feshine kadar gidilmektedir. Buradaki tezgah böl parçala yok et.
Bununla da sınırlı kalınmamıştır, bir yerleri şişen şirketlerin acentenin kazancına ehli keyfi olarak tırpan vurması, komisyon eksiltmesi, hasar piriminden doğrudan acenteyi sorumlu tutup, komisyonun ödenmemesi kesilmesi hatta yine ekran kapatması girişimleri olmuştur.
5684 acenteyi korumak ve yasal bir statüye kavuşturmak için çıkarılımış bir yasa iken, yürütmedekiler tarafından adeta acente boğazlama, acente bitirme, acente yok etme yasası haline getirilmiştir.
Her gün yayınlanan yeni genelgelerle acentelere daha çok yaptırımlar getirilmektedir. Peki neden, ne için, acentenin ederi ne, ne gibi bir değeri var, levha değerimi belirli, çok mu para kazanıyor.
Tüm yasama ve yürütme organlarımız acentenin üzerinde çok ciddi sinsi planlar uygulamaktadır, öncelikli olarak küçük ve orta ölçekli acentelerden kurtulmanın planları yapılmaktadır.
5684 le bitirilmeye çalışılan acente, yasa boşluğu zırvalığı ile yol verilen alternatif dağıtım kanallarına boğdurulmak yok ettirilmek istenmektedir. Çünkü ülkedeki acente sayısına göre, yolu açılan alternatif dağıtım kanalları sayısı bir hayli yüksek, gerek mali yapıları gerekse dağıtım olanakları göz önünde bulundurulduğunda acenteyi bitirecek tek çözüm yolu olarak gözükmektedir.
Bunu bariz belli etmeye başladılar, ufak tefek yemler atarak oyalanan acente büyük bir tuzağa çekilmek istenmektedir. Örneğin, son zamanlardaki akaryakıt istasyonunun protesto oyunu gibi, yanlış oradan başlıyor, sadece o akaryakıt markasını protesto ederek sorunu çözemezsin, bu gün o yarın başkası, parmak kangren olmuşsa sadece o parmağın kesilmesi vücudu kurtarmaz, top yekun yok etmen lazım.
Acentelerin yasayla donatılmış temsil kurumunun başındaki sayın başkan, büyük hayalinin SAİK' in sigorta acenteleri icra kurulu adının, sigorta aracıları icra kurulu olarak değiştirilmesi olduğunu söylüyor. Bunu hangi düşünce hangi plan ve program dahilinde söyledi bilemem ama aklımın erdiği tek şey, bu oyunun son hamlesidir.
Böyle bir durumun gerçekleşmesi halinde acentenin tamamen yok edildiği gün olur. Bu gün karşı çıktıklarımızın sayı çoğunluğu göz önünde bulundurulduğunda ne demek istediğimi çok iyi anlayacaksınız.
Kurtuluşun yolu, artık kurumları bir tarafa bırakıp, kamuoyuna sığınmaktır, ortak bir kamuoyu bildirgesiyle, tıpkı (eczacıların yaptığı gibi ) ardından üretimden gelen gücümüzün kullanılması ve daha sonrasında büyük şehirlerde eş zamanlı mitinkler düzenlenerek, gerek hükümetin gerekse kamunun dikkatini çekerek, desteklerini yanımıza çekmektir.
Ha bu birlik sağlanır mı diyeceksiniz, istenirse evet, istemeyenler suya sabuna dokunmadan temizlik istiyor gözüken işgüzarlardır. Onlar da yeri geldiğinde sorumlu olduğu kitleye cevaplarını verirler.
Vakit gelmiştir, ya şimdi ya da, zaten yarının olmayacak.
Not: hazırlanan kamuoyu bildirgemiz imza veren yürekli STK larımızın katkılarıyla en kısa zamanda tüm yurtta yayınlanacaktır.
Saygılarımla
Musa YILMAZ