Fahiş fiyatlar sigorta bilincinin oluşturulması için fırsat oldu!
Uzman Erhan Ayberk, poliçelerde müşterilere sunulan avantajların sigortanın bilinçsizce tüketilmesine neden olduğunu, bunun da fazla prim olarak geri döndüğünü belirtti
Uzman Erhan Ayberk, poliçelerde müşterilere sunulan avantajların sigortanın bilinçsizce tüketilmesine neden olduğunu, bunun da fazla prim olarak geri döndüğünü belirtti.
Trafik sigortasında yaşanan fiyat artışları, en çok konuşulan ve tartışılan konuların başında geliyor. Sigortalı Dergisi Yazarı Erhan Ayberk, yaşanılan fiyat artışlarında bilinçsiz sigorta tüketiminin etkisine dikkat çekiyor. Ayberk, sigorta poliçelerine eklenen cam kırılması, far, ayna korumaları gibi ufak avantajların sigortalılar tarafından bilinçsizce kullanılmasının ‘çok fazla prim ödemek’ şeklinde sonuçlandığını belirtti.
Bu olumsuz seyrin yeni bir sigorta bilinci oluşturmak için fırsat doğurduğuna da dikkat çeken Ayberk’in köşe yazısı şöyle:
Sigorta sektöründe çalışmaya 1988 yılında başladım.
O gün bugündür tüketici davranışlarını izlerim. İnsanları sigorta yaptırmaya iten nedenler, karara etki eden faktörler hep gözlem alanım içinde olmuştur.
Özellikle 2010’lu yıllara kadar hep gözlemlediğim bir husus vardı.
İnsanlar eline kağıt kalemi alır ve sayfanın bir tarafına sigorta için ödediği parayı yazarlardı. Diğer tarafa ise o sene ne kadar hasar tazminatı aldıklarını yazıp birbirlerine mahsup eder, bakiyeye de sevinir ya da hayıflanırlardı.
Eğer ödendiğinden fazla tazminat alınmışsa o sene akıllı bir iş yapılmış demekti.
Fakat dünya kadar prim ödenildiği halde hiç tazminat alınmamışsa gerçekten üzücü bulunurdu.
İşte bu psikoloji, daha sonra ürünlere yansıdı. Sigorta şirketleri “Madem müşterilerimiz böyle bir beklenti içindeler, o halde onları bir ölçüde tatmin edelim” dediler, ufak poliçe avantajları vermeye başladılar.
Yetmedi… Farlar ve yan aynalar dahil edildi. Radyo-teyplerin çaldırılmasını sık yaşar olduk.
Allah’tan hesaplı yan tedarikçi işletmeler devreye girdi. Camcılar, küçük hasarcılar, radyo-teypçiler… neyse ki onlar piyasaya girdi de yetkili servisin fiyatlarının çok altında tedarik imkanları oluştu.
Bakıldığında, eh o kadar da fena değildi. Tamam, bir miktar prim ödeniyordu ama örneğin oto camları ayna gibiydi. Hiç aşınmasına fırsat verilmiyordu. Radyo-teypler daima sıfır kullanılmıştı. Aracını hırsızlık yapılmaması için kollaman gerekmiyordu.
Bir prim ödeniyordu ama karşılığı da alınıyordu. Dönem enflasyonun da yüksek seyrettiği bir dönemdi. Tahsilat oranları, teknik kar/zarardan daha önemliydi. Bir şirketin tahsilatı iyiyse, teknik zarar etmeyi önemsemiyordu. Faiz gelirleri firmaya çok kazandırıyordu. Bu anlamda müşteriye küçük ödeme jestleri yaparak primlerin boşa gitmediğini hissettirmek yetiyordu.
“İdare ediyorum”
Aynı dönemdeki bir yurtdışı ziyaretimde lüks bir otomobilin camındaki kırığın şeffaf bantla sağlamlaştırıldığını gördüğümde, böyle lüks bir arabanın niye sigortalanmadığını merak etmiştim.
– Sigortası var ama hasarsızlığını bozmak istemediğim için camı sigortadan talep etmiyorum; görüşü de kısıtlamadığı için idare ediyorum cevabını alınca çok şaşırmıştım.
Sanırım bizde eksik olan sigorta bilinci buydu. Görüşü etkilemediği halde sadece çizik olduğu için camını değiştirenler vardı bizde.
Yeni bir sigorta bilinci bizi bekliyor
O gün bugün muhtelif televizyon programları, gazeteler, ana haber bültenleri ve radyo programlarında hep bunu dile getirdim… ‘Eğer böyle bilinçsizce sigorta tüketmeye devam edersek, bir gün çok fazla prim ödemek zorunda kalabiliriz… Bunun da zararı hepimize olur’ dedim.
Bugün ise o primlerin tavan yaptığı dönem… Her yerde o konuşuluyor. Edilen zarar yüzünden fiyatların arttığı anlatılıyor.
Ve galiba artık yeni bir sigorta bilinci bizi bekliyor. Bunca kötü gidişatın ortasında da böyle bir fırsat oluştu. Bu iyi değerlendirilmelidir.