Çetin: Sektörü iletişim seferberliği kurtaracak
Türkiye Sigorta Birliği Başkanlığı'na adaylığını açıklayan Güneş Sigorta Genel Müdürü Serhat Süreyya Çetin, TSB çatısı altında, düzenleyici kurumlar da dahil, tüm paydaşlar arasında etkin ve sürdürüle
Türkiye Sigorta Birliği Başkanlığı’na adaylığını açıklayan Güneş Sigorta Genel Müdürü Serhat Süreyya Çetin, TSB çatısı altında, düzenleyici kurumlar da dahil, tüm paydaşlar arasında etkin ve sürdürülebilir iletişim kurulmasını sağlayarak, sektörün hak ettiği itibara kavuşması için çalışacaklarını söyledi.
Sigorta sektörü bu ay gerçekleşecek Türkiye Sigorta Birliği (TSB) seçimlerine hazırlanıyor. Seçimlerde şimdilik iki aday yarışacak gibi görünüyor: Güneş Sigorta Genel Müdürü Serhat Süreyya Çetin ve Groupama Sigorta Genel Müdürü aynı zamanda TSB Başkanı Ramazan Ülger.
İki adaydan Serhat Süreyya Çetin’in Başkan adaylığını daha önce duyurmuştuk. Çetin, sorularımıza yanıt vererek, Başkan olması durumunda TSB’de neleri değiştireceğine dair açıklamalarda bulundu.
Çetin’in mesajı net: Sektörü iletişim seferberliği kurtaracak! “TSB çatısı altında, düzenleyici kurumlar da dahil, tüm paydaşlar arasında etkin ve sürdürülebilir iletişim kurulmasını sağlayarak, sektörün hak ettiği itibara kavuşması için çalışacağımızı ifade etmek isterim” diyen Çetin, doğru iletişim ile doğru algıyı oluşturmak istediklerini belirtti.
Sektörün kendini ifade etme güçlüğü çektiğini söyleyen Çetin, dört boyutlu ve güçlü bir iletişim yapısı ile sektörün topluma ve ekonomiye olan katkılarının kolaylıkla anlatılabileceğini dile getirdi. Çetin, dört boyutu sigorta şirketlerinin birbirleriyle, sektörün paydaşlarıyla, kamuyla ve kamuoyuyla olan ilişkilerinin oluşturduğunu ifade ederek, “TSB’nin doğru ve şeffaf bilgilendirme ile algıyı doğru oluşturması, yönetmesi ve iletişim için gereken platformu hemen oluşturması gerekir” şeklinde konuştu.
Çetin, “Sigorta sektörünün toplum, ekonomi ve sürdürülebilir kalkınma için değerini ön plana çıkaran çok önemli bir işlevi olduğunu ve vazgeçilmez olduğunu kamuoyu ile muhataplarımızın anlamasını sağlamak Birliğimizin en önemli görevi. Birliğin, bunu anlatmak için mümkün olan her fırsatı değerlendiren bir platform haline gelmesi gerekiyor” dedi.
Çetin’in TSB Başkanlığı ile ilgili açıklamaları şöyle:
Sektörümüzün sorunu da çözümü de aynı: İletişim!
Dört boyutlu ve güçlü bir iletişim yapısı gerekiyor
Sigorta sektörü olarak toplumsal ve ekonomik faydamızı, fonksiyonumuzu ortaya koyamadığımız aşikar. Bunu bertaraf edebilmek için dört boyutlu ve güçlü bir iletişim yapısı kurmamız gerekiyor.
Birinci boyuta sigorta şirketlerinin birbiri ile olan ilişkileri olarak bakıyorum. En büyük sorumluluk da burada Birliğimize ve biz genel müdürlere düşüyor. Sigorta şirketleri olarak sık sık bir araya gelerek ortak sorunlarımızı açık yüreklilikle, bütünsel fayda odağında tartışarak çözümler üretebiliriz. Ortaya farklı sesler, parçalı tablolar koyacağımıza birbirimizin farklılıklarından, çeşitliliklerinden ve tecrübelerinden yola çıkarak bir harman yapıp tek bir koro oluşturabilir, birlikte daha güçlü bir ses çıkarabiliriz.
Biz birbirimizle güçlü iletişim kurmadığımız gibi sektör paydaşlarımızla da (acenteler, brokerlar, eksperler, hizmet sağlayıcılarımız vb.) maalesef verimli, sektöre fayda sağlayacak, nitelikli iletişimi yeterince kurmuyoruz. İşte bu ikinci boyut da sektörümüzün gelişimi için en az ilki kadar önemli. Onları dinlemeli, kendimizi iyi anlatmalıyız. Verimli iletişim için gerekli ortamı sağlayarak sorunlarımızı çözerken sektörümüzün potansiyel gücünü kullanmalıyız. Sadece komitelerdeki şirketlerin değil, tüm sigorta şirketlerinin ve sektördeki tüm paydaşlarımızın bilgi, birikim ve iletişim ağını kullanarak daha etkin ve daha verimli çözümler geliştirmeli herkes için optimum fayda sağlayacak bir noktada buluşmalıyız.
Tepkisel değil, “etkisel” iletişim kurmalıyız
Kendi içimizdeki bu parçalı yapı ve iletişim eksikliği, maalesef üçüncü boyutu oluşturan kamusal ilişkilerimize de yansıyor. Kamusal alandaki iletişimimize baktığımızda da genellikle tepkisel olduğunu görüyoruz. Genelde, bir sorun çıktıktan sonra iletişime geçmeyi tercih ediyoruz. Bu ise çözümleri zorlaştırıp geciktirirken sektörün itibarını da zedeliyor. Sorunlar çıkmadan çözmek ve sektörümüzü etkileyen konularda alınan kararlara en başından katılımcı olabilmek için muhataplarımızla olan iletişimimizi kesintisiz yürütüp, proaktif ve stratejik davranmamız gerekiyor. Hem kanun koyucular hem de bürokrasi ile iletişimimizi tüm yıla yayıp, belirli bir stratejik planla vermek istediğimiz mesajları doğru kanallarla iletebilmek için her fırsata adeta elimizdeki tek şansımızmış gibi büyük bir titizlikle yaklaşmamız gerekiyor. Çünkü sorunlarımızın birçoğu aslında kendimizi ve yapmak istediklerimizi anlatamamaktan, çözüm önerilerimizi doğru muhataba, doğru kanalda, doğru şekilde, doğru zamanda aktaramamaktan kaynaklanıyor.
İletişimsizliğimizin temelinde, sadece bir sorun olduğunda buna tepki göstermek suretiyle çözüme ulaşılacağının düşünülmesi yatıyor ve bu artık sabit bir tutum haline geldi. Bunun etkili bir yöntem olmadığı ise zaten ortada… Durum bu şekilde olunca da hem elementer tarafta hem de hayat tarafındaki mevzuat değişiklik ya da tasarılarına sonradan görüş bildirir olduk. Bu geç kalmış çözüm arayışı da kendi aleyhimize olacak gelişmeleri durdurmaya ve değiştirmeye maalesef yetmiyor. Bahsettiğimiz geç kalınmış sürece gelmeden önce hepimizin bilgisini ve yeteneğini ortaya koyarak, henüz oluşum zamanında muhataplarımızla birlikte çalışarak daha verimli olabiliriz. Eğer ortak çalışma alanları yoksa bunu da yaratmak zaten bizim sorumluluğumuz. Bu şekilde doğru bir iletişim süreci oluşturursak, sorunları büyümeden değil daha ortaya çıkmadan bile ortadan kaldırabiliriz.
Sektörün topluma ve ekonomiye kattığı değer ön plana çıkarılmalı
Bizi nihai başarıya götürecek olan son boyut ise kamuoyu ile iletişimimiz. Paydaşlarımızla ve muhataplarımızla düzgün ilişki kuramadığımız bir ortamda kamuoyu ile de verimli bir iletişim kurmamızı beklemek tabii ki doğru olmaz. Zaten resmin bütününe baktığımızda sektör olarak kamuoyunda pozitif bir algımız olduğundan söz etmek mümkün değil. Sektör olarak kendimizi ifade etmekte güçlük çekiyoruz. Derdimizi, yapmak istediklerimizi, topluma sağlayabileceğimiz katkıları ifade edemiyoruz. Kamuoyu ile olan iletişimsizliğin sonucu olarak da gelişmeler, fiyat artışları, trafik poliçeleri bizim yerimize arzu etmediğimiz bir algı oluşmasına sebep oluyor. Sistem çok basit aslında; şu an iletişimimizi yönetmediğimiz, vermemiz gereken mesajları vermediğimiz için hakkımızda kontolsüz bir şekilde negatif algı oluşuyor.
Öncelikle iletişim konusunda vermek istediğimiz mesajları belirleyip uzun vadeli ve güçlü stratejik iletişim planımızı oluşturmamız gerekiyor. Şirket, acente, broker, eksper, hizmet sağlayıcı, kamu, tüketici dahil tüm paydaşlarımızın katkısı ile oluşturacağımız bu plan dahilinde de elbirliği ile çalışıp hem sahip olduğumuz iletişim platformlarını verimli şekilde kullanmamız hem de kendimize yeni iletişim platformları oluşturmamız gerekiyor. Özetle sektörümüzü bu çıkmazdan kurtarmak için bir iletişim seferberliği başlatmamız, kriz anlarında insanların hayatlarına nasıl dokunduğumuzu her fırsatta anlatmamız gerekiyor. Sel, deprem, büyük kazalar, göçükler maalesef gün geçtikçe daha sık karşılaştığımız olgular. Bu gibi kriz anlarında sigorta şirketlerinin hızlıca varlığını göstermesi, bunun için Türkiye Sigorta Birliği’nin doğru ve şeffaf bilgilendirme ile algıyı doğru oluşturması, yönetmesi ve iletişim için gereken platformu hemen oluşturması gerekir.
Türkiye Sigorta Birliği’nin sektör adına yapacağı stratejik iletişimi kesintisiz bir şekilde ve tüm mecralara yayarak en doğru şekilde yönetmesi şart. Sigorta sektörününün toplum, ekonomi ve sürdürülebilir kalkınma için değerini ön plana çıkaran çok önemli bir işlevi olduğunu ve vazgeçilmez olduğunu kamuoyu ile muhataplarımızın anlamasını sağlamak Birliğimizin en önemli görevi. Birliğin, bunu anlatmak için mümkün olan her fırsatı değerlendiren bir platform haline gelmesi gerekiyor.
Öte yandan, mevcut ürünlerin yanında toplumun ihtiyacına hitap edebilecek yeni ürünlerin geliştirilmesi ve bununla birlikte toplumda bu ihtiyaçlar için farkındalık oluşturulması, daha fazla kişi ve şirkete çözüm sunabildiğimiz bir ortamın oluşturulması çok önemli. Hem yaşadığımız mevcut sorunları hem de öncelikli sorunumuz olan sigorta bilincinin gelişmesi, sigortalılık oranının artması ve yenileme problemlerine ancak bu sayede çözüm bulabiliriz.
Türk Sigorta Birliği’ni stratejik ve “etkisel” yaklaşıma geçireğiz!
Sektörümüze hak ettiği itibara kavuşturabilmek, dinamikleri geliştirerek sigorta bilincinin artmasını sağlamak için mevcut bakış açısını ve yaygın tutumu değiştireceğiz. Sigorta Birliği ve sektörümüz misyonunu ancak bu şekilde tam anlamıyla gerçekleştirmiş olacaktır. Tüm bu tabloda TSB çatısı altında, düzenleyici kurumlar da dahil, tüm paydaşlar arasında etkin ve sürdürülebilir iletişim kurulmasını sağlayarak, sektörün hak ettiği itibara kavuşması için çalışacağımızı ifade etmek isterim. Bunu yaparken de mevcut dinamikleri, sadece Birlik yönetimine girmiş şirketler ve yöneticileri ile değil sektörün paydaşlarıyla bütünlük içinde değiştirecek, Türk Sigorta Birliği’ni mevcut tepkisel ve durumsal yaklaşımından, stratejik ve “etkisel” yaklaşıma geçireğiz!
KAYNAK : SİGORTA ŞİKAYETİ