Av. Özlem Hökenek: Çamur attık izi kaldı mı?

  Bugünlerde bazı sigorta şirketlerini ve sigorta emekçilerini basın özgürlüğü maskesi altında hakaret ederken ya da iftira atarken görüyoruz





 

Bugünlerde bazı sigorta şirketlerini ve sigorta emekçilerini basın özgürlüğü maskesi altında hakaret ederken ya da iftira atarken görüyoruz.

Amaç belli; iftira at, basın yolu ile itibarsızlaştır, camianın güvenini yok et.

Sonra haber ve yayıncılık gücünü sigorta şirketlerini/ yöneticilerini baskı altına sokmaya çalışarak bundan çıkar sağlamaya çalış…

Bütün bunları yaparken de “İstediğimize basın yolu ile hakaret edelim, kimse hesap soramaz. Çünkü basınız, dokunulmazız” diyorlarmış…

Sektör emekçilerinin iftira ve yalanlarla basın yolu ile sistematik bir şekilde yürütülen karalama kampanyalarını şiddetle kınıyorum. Sektörde yaşanan olumsuzluklara mutlaka gücümüz nispetinde gerekli müdahaleyi yapmak için çaba göstermemiz gerekir.

Özetle tüm bunlar olurken sektör olarak kötülüklerle hep birlikte mücadele etmeli, bu virüsleri sigorta sektöründen ayıklamalıyız.

Aksi halde ‘bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın’ diyerek yaşattığınız yılanların bir sonraki hedefi siz olursunuz.

Bu nasıl gazetecilik pek anlamış da değilim. Şimdi de ‘Özür dileriz haksızlık ettik, her şey hayal ürünü, gerçeklikle örtüşmeyen iddialar’ diye açıklama yayınlamışlar.

Bu kadar basit mi bu işten sıyrılmak? Yapılan bu haksızlık nedeni ile yaşanan manevi zararın ölçüsü çok büyük. Akıllara gelen diğer bir soru ise boy boy fotoğraflar yayınlayarak hedef gösterilmek suretiyle basın yoluyla iftira ve hakarette bulunmanın bir cezası var mı?

Evet, sektördeki itibarlarını zedelemek maksadıyla haksız yere yapıldığı ikrar edilen bu haberlerin hem 5684 sayılı yasadaki ceza hükümlerini hem de Türk Ceza Yasası’ndaki hükümleri ihlal edilmesi sebebiyle suç sayılmaktadır.

5684 sayılı Türk Sigortacılık Kanunu Adlî Cezalar (Değişik R.G. 29.06.2012 – 28338)

MADDE 35:

(7) Bu Kanuna tâbi kuruluşların itibarını zedeleyebilecek ya da servetine zarar verebilecek bir hususa kasten sebep olan ya da bu yolda asılsız haberler yayanlar bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası ve iki yüz günden az olmamak üzere adlî para cezası ile cezalandırılır. Bu fiilin 9/6/2004 tarihli ve 5187 sayılı Basın Kanununda yazılı araçlarla ya da radyo, televizyon, video, internet, kablolu yayın veya elektronik bilgi iletişim araçları ve benzer yayın araçlarından biri ile işlenmesi halinde hapis cezası iki yıldan dört yıla kadar uygulanır. İsimleri belirtilmese dahi bu Kanuna tâbi kuruluşların güvenilirliği konusunda kamuoyunda tereddüte yol açarak bu kuruluşların malî bünyelerinin olumsuz etkilenmesine neden olabilecek nitelikte asılsız haberleri yukarıda belirtilen araçlarla yayanlar dört yüz günden az olmamak üzere bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.

Bunun yanında;

Hakaret suçunun, 5237 sayılı Ceza Kanunu’ndaki düzenlendiği yere bakıldığında, şerefe karşı suçlar başlığı altında yer aldığını görüyoruz. Hakaret suçu, TCK’nın 125. maddesinde, ‘Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden ya da yakıştırmalarda bulunmak veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran…’ şeklinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre, bu suç ile korunan hukuki yarar, kişinin sahip olduğu ‘şeref, onur ve saygınlık’ hakkıdır. ‘Şeref, onur ve saygınlık’ hakkından, gerek kişinin kendisinde gördüğü ve gerekse başkalarının kişide gördüğü değerdir. Hakaret suçunun işlenebilmesi için, 125. maddede belirtilen mad- di unsurların gerçekleştirilmesi gerekir. 125. madde, ‘Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden ya da yakıştırmalarda bulunmak veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran… Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için, fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi gerekir’ şeklinde düzenlenmiştir. Hakaret suçunun mağduru, gerçek ve tüzel kişiler olabilir. Tüzel kişiler, her ne kadar suçun faili olamasalar da, mağduru olabilirler. Çünkü mağdur olmak için, şahsiyet sahibi olmak yeterlidir.

Hakaret suçu, huzurda ve gıyapta olmak üzere iki şekilde işlene bilir. Hakaret suçunun huzurda işlenmesi, tahkir teşkil eden fiillerin hiçbir aracı olmaksızın doğrudan doğruya mağdura yöneltilmesi ile olur. Ancak, bu suçun huzurda işlenmesi sadece bu durumla sınırlı değildir. Nitekim, TCK’nın 125. maddenin 2. fıkrasında, ‘…Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle ilenmesi halinde…’ huzurda işlenmiş sayılacağı düzenlenmiştir. İnternet, iletişim aracı, ses, yazı ve görüntüyü de içerebilen çok yönlü iletişim aracı olmasından dolayı, internet yoluyla yağılan hakaret suçu, huzurda yapılmış sayılacaktır.

5237 sayılı Ceza Kanunu, hakaret suçu konusunda, internet iletişim vasıtasından açıkça bahsetmemektedir. Aynı durum 765 sayılı kanun için de geçerlidir. Ancak, 125. maddenin 2. fıkrasında, ‘..Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle ilenmesi halinde..’ huzurda işlenmiş sayılacağı düzenlenmiştir.

Son olarak; istediğiniz kadar çamur atın izi kalmayacaktır çünkü altın çamura düşmekle kıymetten düşmez.

ÖZLEM HÖKENEK / HAYATIMIZ SİGORTALI